Demirtaş için “itirafçı” olma vakti!

 Selahattin DEMİRTAŞ…

Son iki yıldır içine girdiği depresif ilişkilere bizatihi ayna tutsa…

Newyork'tan başlayıp Güneydeki ülkeden Pensilvanya ve İmralı'ya, oradan Kandil'e ve Avrupa başkentlerine kadar uzanan “saadet zincirinin” halkalarına bir bir ışık tutsa…

*             *             *

Ve dese ki;

-Yaw tüm suçu benim/bizim üzerimize atıyorsunuz da, bu yönde ilk teklif sizden gelmedi mi?

-Güney Kürdistan'a gidip orada Kandil'dekilerle önce siz “ittifak” masasına oturmadınız mı?

-Kandil, yaptığınız “anlaşma” protokollerini bana emir buyurmadı mı?

-Bu anlaşma protokollerini İmralı'nın onayından geçirdiğimizi bilmiyor musunuz?

-Hem Newyork'a beni davet eden siz değil misiniz?

-Orada BDP temsilciliğini açma imkânı vererek beni/bizi parlatan sizler değil miydiniz?

-Yine Newyork'ta Neo-con amcaların gözetiminde Pensilvanya süvarileriyle masaya oturup protokollerin detaylarını tek tek görüşmedik mi?

-Siyasi hayatı dizayn etmek adına seçimlere dair yüzlerce vaadlerde bulunanlar sizler değil miydiniz?

-Pensilvanya süvarilerinin desteğini, Doğan medyasının tüm imkânlarını önümüze serenler siz değil miydiniz?

-“Seni başqan yaptırmayacağız” sloganı bile sizin tavsiyeniz değil miydi?

-“İpi çekileceklerin listesini” sizler hazırlayıp cebime koymadınız mı?

-Bu iş nasıl olacak, nasıl başaracağız, dediğimde “Merak etme Selo, her bir parmağımızda en az on marifet var” diyen sizler değil miydiniz?

-Numaraları tek tek sıralayan sizler değil miydiniz?

-Siz siyaset alanında, Kandil fiili eylem alanında, FETÖ kumpas alanında, Doğan propaganda alanında, Ewrupa maddi destek alanında imkânlarını seferber edecek diyen siz değil miydiniz?

-Hatta seçimlerde tahterevalli oyunu oynayacağınızı, seçimler yaklaştıkça tahmin edemeyeceğim sürprizler yaşanacağını, bu sürprizlerle sıçrama yapacağımızı siz söylemediniz mi?

-Haydi diyelim ki ben yalan konuşuyorum; Peki Pensilvanya'nın kâinat terminatörlerinden Müftigil'in Sözcü muhabiriyle yaptığı konuşmanın deşifre edilmesi, anlaşmamızı zaten afişe etmedi mi?

-Daha neyi gizleyeceğim? Niye tüm faturayı bize kesiyorsunuz? Beraber bu işe girmedik mi?

-Bunun için altın yumurtlayan tavuk gibi elimizin altında duran “Çözüm sürecini” bile size feda etmedik mi?

-Neyimiz eksikti? Devlet sahadan çekilmiş, resmen ağa olmuştuk. Astığım astık, kestiğim kestik idi. Sizler için kucağımıza düşen bu “nimeti” bile tekmelemedik mi?

-PKK silahlara sarılırken, bizler hendek kaza kaza köstebeklere dönüşürken sadece sizin için değil miydi?

-Hergün onlarca kişinin ölümüne kapı aralamak sizin fikriniz değil miydi? Sizin için bunlara katlanmadık mı?

-Hani cenazeler gittiğinde biz büyüyecek, onlar küçülecekti? İmaj ekipleriniz bir an bile peşimden ayrılmadılar, ne oldu peki? Sonuç? Tek suçlu biz mi olduk şimdi?

-Hani Rojava Kantonları Kuzey ile birleşecek, devasa bir “Komünal sistem” oluşacaktı?

-31 Ekim'e kadar hep beraber aynı Hendeklerde siperde iken şimdi hendeklere çakılmakla suçluyorsunuz. Bana saz çaldırıp “Karizmatik lider” derken şimdi PKK'ye rest çekememekle,“cesaretsiz” olmakla, “lider olamamakla” suçluyorsunuz? Hanginiz 31 Ekim'e kadar PKK'ye laf kondurdunuz ki benden bunları bekliyorsunuz?!

-Çatışırken ölen militanları “sivil” yapan, ekranlara kadar çıkartıp belgeseller bile yapanlar sizler değil miydiniz?

-Gaz verdiniz, çatışmaya başladık!

-Öl dediniz, öldük; Öldür dediniz, öldürdük!

-Devasa patlayıcılarımızı bile “maytap” gibi haber yapan sizler değil miydiniz?

-Seçimlerde “sıçrama yaptırırız” diyen, sıçramamız için kalabalıklar ortasında bomba patlatan, patlayan bombaların yol açtığı katliamlar üzerinden lagaluga yapan, beni de lagalugaya sevkeden sizler değil miydiniz?

-Daha düne kadar “Kanlı Terör Örgütü” olarak bizden bahseden sizler, bir anda bizi “Kürt Siyasi Hareketi” yapmadınız mı?

-Bizimle beraber tüm Kürtleri “terörist” saymanıza karşın sizlere güvendik, kendimizi sizlere emanet ettik. Şimdi kalkıp bir çırpıda bizi satıyor, başarısızlığın tüm faturasını bizlere kesiyorsunuz! Ayıp değil mi?!!

-Pensilvanya Krallığı da öyle. Daha üç sene öncesine kadar “Kürt” ismine bile tahammülü yok iken, KCK operasyonları ile bizi yolunmuş tavuğa dönüştüren sizin krallığınız değil miydi? Buna rağmen size güvendik, Hocaefendi'nin dualarına sığınarak her şeyimizi size teslim ettik, hatta gençlik yapılanmamızı bile sizin “Özel Harp Elemanlarına” hibe ettik. Hendeklerin projesini çizen mimarlar bile sizin elemanlar değil miydi?

-6-8 Ekim “serhildanında” bize en büyük desteği veren hepiniz değil miydiniz? Ortalığı yıkıma, talana, kana boğduk, buna rağmen bizi koruyan, kollayan, tek laf bile kondurmayan sizler değil miydiniz?

-Bizi Newyork, Güneydeki Ülke ve Ewrupa başkentlerinden gelen çetrefilli talimatlarla serseri mayına dönüştüren, eylem manyağı yapan sizler değil miydiniz?

-Evet pişmanım… Hepsini itiraf ediyorum!

Madem onlar bizi kandırdı, yüzüstü bıraktı, başarısızlığın tüm faturasını bize kestiler; Ben de her şeyi itiraf ediyorum…

Hepsini beraber planladık; Onlar destek verdi, biz uyguladık!

*             *             *

Ne dersiniz?

Olan bitenden sonra Demirtaş “itirafçı” olup bu şekilde samimi itiraflarda bulunur mu?

Bulunsa ne fayda! Zaten kamuoyu her şeyin farkında. “İtirafçı” olsa bile artık açığa çıkmış, herkesin bildiği şeyleri, uygulamalı olarak ortaya çıkmış kirli ilişkileri dillendirmiş olacak sadece.

Suçüstü yakalanan katilin suçunu itiraf etmesi gibi bir durum yani.

Önceki ve Sonraki Yazılar