Allah Aşkına Yeter! Durun Artık.

Elinde hazır etiketlerle bekleyerek; her konuşanın üzerine hangisini yapıştıracağını düşünen insanlarımız çoğaldı. Şu anda bile o dikkatle bekleyen kişiler olduğunu hissediyorum. Ancak hak ve hakikate taraf olmayı, tarafgirliğe çeviren herkesi rahatsız edeceğimi peşinen kabul ederek; akan kanın durması isteği ile bir şeyler söylemek istiyorum.
 
Artık kimlere neden ve nasıl karşı veya taraf olduğumuzu açıklamak gereksiz tekrar olacak. Onun için zalimlerin zulümlerini ve mazlumların perişan hallerini anlatmayı geçiyorum. Ümmetin bu durumu karşısında “Stratejik Derinlik” de “Direniş Cephesi” de bir anlam ifade etmiyor artık. Mazlumların oluk oluk kanları akarken, Allah’ın işine karışır mahiyetteki gelecek hesapları da ilgilendirmiyor beni.

İslam Dünyası bir katliam deryasına çevrildi. Gün geçmiyor ki coğrafyamızın farklı yerlerinden onlarca kişinin katledildiğinin haberlerini almayalım. Yerleşim yerleri savaş alanına dönmüş. Viran olmuş şehirlerde, kanlar içinde yatan çocukların başında ellerini semaya kaldırmış çaresiz kadınlar, kahrediyor bizi. Arakan’ın elim hali bile birbirinin camilerini can pazarına çeviren Müslümanların yanında hafif kalıyor. Bir insanı öldürmenin, bütün insanlığı öldürmek gibi olduğunu unuttuk.
 
Birkaç kişilik ölüm haberlerine nerdeyse sevinecek kadar çok sayıda katliam haberleri alıyoruz zira.
Elinde bu kavgayı durduracak imkânı olmayan biri ve bu durumdaki tüm Müslümanların duygularına tercüman olarak feryat ediyorum. Düşmanlarının gözü önünde kavgaya tutuşmuş bahadır kardeşleri durduramayan bir annenin şefkat ve endişesi ile çağırıyorum: Allah aşkına yeter. En azından bir süre durun. Karşınızdakini ne olarak görüyorsanız görün; bu ümmetin hatırına, Hz. Muhammed’i(sav) daha fazla üzmemek adına öldürmeyin.

Ey Müslümanlar! Öldürmeye karar verdiğinizde lütfen biraz düşünün. O zaman karşınızdaki insanların sizden çok da farklı bir durumda olmadığının farkına varacaksınız. Bizi birbirimize kırdıran, her katliamda kışkırtıcı tezahüratlar yapan İslam düşmanlarına bir bakın. Ne kadar da sinsice bakıyorlar. Ne kadar da alçakça seviniyorlar.
Kahrolmamak elde değil. İslam’ın evlatları, taraflara bölünmüş; birbirlerini imha etmeye çalışıyor ve bizlere zafer vaad ediyorlar. Ey çarpışıp duranlar! Ağlatmayın bu ümmetin evlatlarını. Ümmet, Irak çarşılarında paramparça cesetler, Suriye sokaklarında infazlar görmek istemiyor artık.
 
Bu ümmet, Müslüman kanını dökerek ulaştıracağınız zaferleri(!) de istemiyor.
Ne hale düştüğümüzü görmüyor musunuz? Birkaç yıl öncesine kadar ümmetin onuru olarak gördüklerimiz, katliamlara destek çıkar oldu. Yoksa tek zalim İsrail midir? Rusya, Çin ve Amerika çok mu masum görünüyor size? Çeçenistan’ı, Afganistan’ı, Pakistan’ı görmüyor musunuz? İçimizdeki fitneyi söndürmek için, fitne başlarına yalvarır olduk. Yöneticilerimiz durmadan onları “bizi kurtarmak” üzere işgale çağırıyorlar. Yeni Ebu Gureybler mi istiyoruz. Daha ne kadar mücahidimizi Guantonamalar’da çürütmek niyetindeyiz?

Evet, yüzyıllar boyunca biz yattık, batılılar çalıştı. Yerleştirdikleri kuklalar, ülkelerimizi babalarının çiftliği gibi yönetti. Aramıza özenle ve bolca ektikleri birçok fitne tohumu, sırayla diken diken boy verdi. Ama yetmedi mi? Öldürerek bir yere varamayacağınızı hala görmediniz mi? Bir Müslüman’ı haksız yere öldürmenin ebedi Cehennem olduğunu unuttunuz mu yoksa?
Ve ey hariçten gazel okuyan Müslüman aydınlar! Her biriniz bir tarafı gazaba getirecek konuşmaları, yazıları bırakın artık. Üç yıl önce hep beraber katil İsrail’e lanet okuduğumuzu hatırlayın. Boğazını sıkacak derecede tartıştığınız ve kimi zaman aşırıya kaçıp tekfir ettiğiniz karşınızdaki kişiler de sizin gibi Müslüman’dır. Sizin bilemediğiniz, düşünemediğiniz bir hususu o Müslümanlar bilip düşünmüş olamaz mı?
 
Zulmediyor olsa bile Müslümanları lanetlemek bize ne kazandırıyor?
Bize haklılığınızı ve karşıdakinin zalimliğini ispatlayacak deliller anlatmayı bırakın. Hangi birinizi dinlesek; bizi doğru düşünmeye davet ediyor ve kendinizce olaylar, açıklamalar sayıp duruyorsunuz. Siz de durun artık. Takip ettiğiniz medyayı bir günlüğüne değiştirin de düşünün; “nereye gidiyoruz?” diye. Birbirimizi tüketmeye davet edildiğimizi görün. Görün de ağlayın halimize…
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.