Angry birds- Kızgın Kuşlar

2009 yılında cep telefonları için oyun formatında hayatımıza girdi ve bu yıl film olarak sahnedeki yerini aldı. Şimdiden devamının geleceğini söyleyerek kısaca özetinden başlayalım.

Tropik bir adada huzur ve barış içinde yaşayan kuşlar var karşımızda. Mutlu mesut yaşayan ve her şeyleri yerli yerinde olan bu kuşların tek bir sorunu var. Bu kuşlar uçamıyor. Filmin başkahramanı olan kalın ve çatık kaşlı Red (Kırmızı) birazcık asabi bir kuş. Öfkesini kontrol etmekte zorlanıyor ve bu yüzden başını sürekli belaya sokuyor. En son mahkemeye yansıyan olayda mahkemenin verdiği karar doğrultusunda öfke kontrol merkezine gönderiliyor. Bütün ada tarafından dışlanan ve evini bile herkesten uzakta bir yere yapıp orada yaşayan Red mecbur kalıp gittiği bu yerde süper hızlı ve kendine hâkim olamayan Chuck ve öfkelenince bir bombaya dönüşüp patlayan Bomb ile tanışıyor.

Bir gün adaya yanaşan bir gemiden inen yeşil domuzlar dostane tavırları ve getirdikleri türlü alet edevatla ilgi çekmeyi başarıyorlar ve dost canlısı kuş toplumu tarafından kucaklanıyorlar. Domuzların niyeti aslında kuşların yumurtalarını çalmak ve afiyetle yemek. Ve bu açığa çıkınca da çılgınca bir kovalamaca ve yumurtalara sahip çıkma mücadelesi başlıyor.

Film animasyon olması hasebiyle çocuklara hitap ediyor. Ama birçok sahnede onların anlayamayacağı seviyede espri ve konular var. En az çocuklar kadar büyüklerin de ilgisini çekmeyi başarmış. Mükemmel bir kurgusu var ve çok eğlenceli. Ama deyip filmde gördüğümüz hinliklere dönelim şimdi.

Filmde düşman olan domuzlar yeşil renkli ve sakallı. Kim ne derse desin kullandığı renk ve tiplemeyle Müslümanları hedef tahtasına oturttuğunu görmemezlikten gelmek mümkün değil. Toplumun aykırı ve uyumsuz kuşu yani Red kırmızı renkli öfkeli kuşumuz da günümüz anarşist/komünist gençliğe romantik bir gönderme yapıyor. Batı artık komünistlerin ideolojik iddialarını kaybettiklerinden emin olduğu için varlıklarından ve ortama ateist fikirler enjekte etmesinden şikâyetçi değil. Filmimizde böyle bir karakteri kahraman yapmaktan da çekinmemişler. Karşılarına bir de istilacı ve kaba iştahları yüzünden koca bir geleceği yok edecek kadar pervasız yeşil sakallı bir düşman tiplemesini koydun mu tamamdır. İşte Müslümanların en nefret ettiği şey olan domuz figürü yine karşılarına çıkıyor. Avrupa'da Müslümanlara yönelik cami saldırılarında genelde domuz başı kullanılmıyor mu?

Filmde bir de inanç meselesi çok koyu bir şekilde işlenmiş. Topluluğun efsanevi görünmeyen kahramanı, kuş ırkından sadece onun uçabildiği yegâne koruyucuları yüce kartala biçilen paye tam bir “Tanrı” algısı konumunda. Batı ideolojisinin tanrıya bakışı bu filmin tıpatıp aynısı. Onlara göre “Tanrı var, dünyayı yarattı ve tatile çıktı” Filmde de karşılaştıkları felaket karşısında çözüm olarak aslında Red'in inanmadığı ama her ihtimale karşı bir umut olarak gördüğü yüce kartalın yuvasına çıkıyor ve tam bir hayal kırıklığıyla geri dönüyorlar. Artık kendileri bir çare bulmak zorunda. İşte batının görmek istediği şey burada ortaya çıkıyor. Yarı tanrı olan insan… Evet, gerekli şartlar oluşursa ve insan azmederse gerçek bir tanrı gibi her şeyi yapabiliyor(!).

Evrime değinerek yazıyı bitirelim. Herkes kuşların uçtuğunu biliyor. Filmde ise kuşlar zati olarak uçamıyor. Yani evrim var ve bir gün bu kuşlar kesinlikle uçacaklar. İnsan içinde bu neden olmasın. İnce bir darvinizm propagandası.

Eh artık çocuklarınıza film izlettirirken arka planda nelerin zihinlerine yerleştiğini görebilirsiniz. İnanmıyorsanız filmi izleyin…

Önceki ve Sonraki Yazılar