Bir öğretmen olarak Seyyid Kutub

 İnsanın karakteri, doğuştan sahip oldukları ve sonradan edindiklerinin toplamıdır. Tarihin sayfalarındaki güçlü karakterleri araştırdığımızda çoğunun hayatlarında, bir dönüm noktaları olmuştur. Genelde bu dönüm noktalarına sebep olan olaylar, onların kişiliklerinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Hak noktasında değişim sağlayan kişilikler genelde referansını ilahi kaynaklardan almışlardır. Bunlardan biri Seyyid Kutub'tur. Bu haftaki yazımızda onun hayatına değinelim.

Hacı İbrahim Kutup'un oğlu Seyyid Kutup, 1906 ‘da Asyut kasabasına bağlı, Kalıa köyünde dünyaya geldi. Babası köyde, sayılan bir kişiydi. Hacı İbrahim ziraatla uğraşır, elde ettiği mahsulün bir kısmını satar bir kısmını da fakirlere infak ederdi. Annesi çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup bir kadındı. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve şefkatiyle çok tesir etmişti.

Seyyid Kutub'un Hamide ve Emine adlı iki kız kardeşiyle Muhammed adında küçük bir erkek kardeşi vardı. Daha Kahire'de okurken babasını kaybedince, annesinin ve kardeşlerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yıkılmış oldu. O da bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Bu sıkıntıdan biraz olsun kurtulmak için annesini Kahire'ye taşınmaya razı etti. Ve Kahire'ye taşındılar. 1940'da annesinin ani vefatı Seyyid Kutub'u oldukça etkilemişti. Kendisini hayatta yalnız hissetmeye başladı.

Orta ve lise tahsilini Ezher'de bitirdi. Kahire Üniversitesi'nin Darul Ulum Fakültesine girdi.1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin oldu.1939 ve sonrasında İslami düşünceye yöneldi. Yazdığı makalelerde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunuyor, Mısır'ın o dönemdeki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu. Ayrıca,1949 yılında yurtdışındayken, İslam'da Sosyal Adalet isimli eseri yayımlanmıştır. Bu eserinde gerçek sosyal adaletin İslam'da olduğunu ortaya koymuştur. Yine ABD'deki yıllarında daha önce kaleme almış olduğu edebi makale ve eserleri eleştiriyor, o dönemlerde sahip olduğu daha seküler olarak tanımlanabilecek edebiyat anlayışından ziyade edebiyatın da kaynak olarak en başta İslam'ı alması gerektiğini savunuyordu. Kitaplarında genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu.

Düşüncelerinden dolayı ağır işkencelere maruz kalması sonucunda mide ve bağırsak kanamasına maruz kaldı. O da yetmedi Mahkemesini izlemek amacıyla Mısır'a gelen insan hakları temsilcisinin olanlardan haberdar olmaması için mahkemesi ertelendi. Hapiste on yıl kaldıktan sonra sağlık nedenlerinden dolayı serbest bırakıldı. Ama kendi evinde zorunlu ikamete tabi tutuldu.

Bu kadar çileye rağmen özür dilemesi gerekenler, kendisinin özür dilemesi gerektiğini vurgulayarak özür dilediği takdirde serbest bırakılacağını beyan etmişlerdir. Hamide Kutub, ağabeyinin affedilmesini ve yaşamasını çok istiyordu. Bu yüzden bu teklifi kendisine iletti. O ise kendisini ölümsüzleştiren sözü söyledi. Neydi bu söz?  “ Zalimlerden Özür Dilemem” kararlığıyla fikirlerini kendisine yönelen inanç sahiplerinin önünü açan meşale kıldı.

      Selam ve  dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar