Yusuf ARİFOĞLU

Yusuf ARİFOĞLU

Etkinlik kılıfıyla rezalet ısmarlamak

Bir eğitim öğretim yılının daha sonuna geldiğimiz bugünlerde ‘yılsonu etkinlikleri, mezuniyet törenleri, okul öncesi çalışmalar” adıyla organizasyonlar yapılıyor. Bir yılın yorgunluğunu atma ve emeğin sonucunu somut yansımalarla görme ve gösterme açısından güzel ve olması gerekendir; ama “etkinlik, piknik, tören” adı altında çocuklarımız, gençlerimiz sarmaş dolaş oluyor, şehvet pazarına çıkmış misali bedenleri alabildiğine çıplaklıkla teşhir ediliyorsa bu olmaz, olmamalı.

Dindar nesli yetiştirmek isteyen bir yönetim ve idarecilerin boy gösterdiği bir dem ve zeminde hala “çağdaşlık, gençlik, moda, modernizm, mezuniyet” adıyla evlatlarımıza ahlâksızlık, seviyesizlik ve rezillik yakıştırılıyorsa ve buna göz yumuluyorsa kimse ekilenden şikâyetçi olmasın!

Birileri hak yolcularını çağın gereklerine uygun davranmadığı için çeşitli yaftalarla kötülemeye çalışır. Beri tarafta çağdaş geçinenlerin ahlâk dışı uygulamaları ve halka tepeden bakışları bir lüzum olarak lanse edilir.

Geçen yıllarda yaşanan iki olay görmek istemediğine kör, işitmek istemediğine sağır kesilenlerin tablosunu ortaya koymaktaydı. Yıllarca Kur'an kurslarının önünü kesenler, yaşı küçüklerin sağlıklı bir eğitim adına(!) ikilem yaşayacağı teziyle kendini aklamaya çalışıyordu. Son zamanlarda herkesin gözü önünde cereyan eden ahlâksızlığın faturasını birbirlerine kesmeye çalışanların hileleri gerçek yüzlerine şamar misali çarpmaktadır.

Masum çocukları, fıtratları temiz minikleri kirli emellerine alet edenler zaten belli de bazılarının(!) küçük dilimizi yutturacak cinsten yorumları ayrı bir acı… Önce haberin nasıl allı pullu sunulduğunu görelim:

“ … İlköğretim Okulu'nun spor salonunda düzenlenen etkinlikte, anasınıfın minik öğrencileri dans ve çeşitli oyunlar sergileyerek izleyenleri büyüledi. Okulun anasınıfı idareci ve öğretmenleri tarafından organize edilen etkinlikte miniklerin çayda çıra, … Halk oyunları gösterisi ve dans gösterisi büyük bir beğeni topladı…”

Bu toplum İslami gereklere göre hareket etmesin de nasıl hareket ederse etsin, mantığıyla hareket edenlerin, bireylerin ifsadı adına her türlü uygulamayı meşru gördüğünü artık bilmek zorundayız. Böylesi herzeleri de insanlar yutsun diye “sanatsal gösteri ve minik öğrencilerin başarısı” olarak lanse ederler. Sonra da hileyle ortaya attıkları ipleri ayaklarına cinnet, stres, taciz… olarak dolanınca yanlış olanı aramaya çalışırlar. Yanlış ayaklarına dolanıp onları düşürdüğü halde onlar, bunu başka nedenlere bağlarlar.

Eğitim adına ciddi bir çabaları görülmez, rehberlik sahasında gayretleri klişeleşmiş birkaç anketten ibarettir. Duyarlı bir eğitimci çıkıp da öğrencilere yarınlara güvenle ve doğru bakma adına bir iki güzel söz söylese, ahlâklı davranışı şahsiyet bilme hususunu tembihlese hemen “hain, ajan, huzura düşman(!)”diye de başına gelmedik bırakmazlar.

Bahar şenlikleri altında insanın bakmaya hayâ ettiği görüntüleri görmezden gelip bunu bir faaliyet olarak ifade edenler, sınavlarda öğrencilerin başarısızlıklarının nedenini tespit edemeyenler ve buna bir çare üretemeyenler; birbirinin canına, tırnağını kesen rahatlığında türeyen gençleri, uyuşturucu bataklığında çırpınan körpe nesilleri göremeyenler aynı zamanda sıkışınca başarısızlıklarını örtmek için hakaretlere sarılırlar. İşte böylesi bir olayın yaşandığı bir demde… İli Milli eğitim Müdürü… tarihinde Halk Eğitim Merkezinde düzenlenen bir toplantıda okuma yazma bilmeyen insanımızı şu cümlelerle aşağılamıştı:

“ …Okuma yazma bilmeyenler tüm vatandaşlık haklarından mahrum edilmeli; hatta böylelerine fırından ekmek dahi verilmemelidir…”

Bizde bir söz vardır:“ İnsan, bir laf ederken çıktığı yeri bilip söylemelidir.”

Okuma yazma bilmeyen Medineli on çocuğa okuma yazma öğretmesi karşılığında esirleri salıveren bir Peygamberin sadra şifa örnekliğine ve güzel ahlâkı öğütleyen nur sözlerine ihtiyacımız bir daha kendini gösteriyor böylesi manzaralar karşısında.

Önceki ve Sonraki Yazılar