M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Filistin yanıyor, duyan var mı?

İsrailli üç işgalci yerleşimcinin ölü bulunması bahane edilerek Filistin’de terör estiriliyor. Her türlü hak ve hukuk ayaklar altına alınarak tam bir vahşet icra ediliyor. Havadan Gazze bombalanıyor. Ramazan’da Gazzelilerin üzerine iftarda, sahurda bomba yağdırılıyor.

Belki de bu terör dalgasının en fazla öne çıkan karesi dün yaşandı.

Filistinli bir çocuk Kudüs’te sabah namazına gitmekte olduğu sırada Şa’fat Camisi’nin önünden üç Yahudi yerleşimci tarafından kaçırılmış, sonra da cesedi işkence edilmiş ve kısmen yakılmış bir şekilde yine Şa’fat bölgesinde bir yerde bulundu.

Bu çarpıcı ve sarsıcı olay, sadece bazı kanallarda haber olarak geçti. Siyonist vahşetin bir kez daha ifşası anlamına gelen bu sarsıcı ve çarpıcı kare maalesef gündem oluşturmadı.

Sivillere saldırmayı ve çocukları katletmeyi bir gelenek ve politika haline getiren israile karşı Filistinliler direnişe geçtiler. Maalesef Mahmut Abbas, Filistin’e ve Filistinlilerin acılarına çok yabancı...

Bu saldırılar olurken, Mahmud Abbas ve çetesinden Filistinlilerin duygularına tercüman olabilecek bir duruş gelmiyor. Hatta mazlum bir çocuğun yakılarak şehid edilmesi olayına binaen bile bir açıklama ve kınama yayınlanmadı.

Filistin halkını temsil makamında olma iddiasında olan Abbas ve yönetiminin bu yaklaşımı ve Filistinlilerin uğradığı vahşeti görmemezlikten gelmesi, tek kelime ile ihanetin zirvesidir. Arap dünyası başta olmak üzere, İslam Âlemi de bu duruma sessiz...

Yüzlerce mazlum Filistinliyi tutsak eden cani siyonistler, savunmasız insanlara karşı tam bir terör estiriyor. Filistinlilerin evlerinden bu şekilde tek tek ve topluca alınması bir kez daha şu hakikati ortaya koymuştur:
Zalim siyonistlere karşı direnmemek, zulümlerinden korunmak için geçerli bir yol değildir. Tam aksine direnişin olmaması, siyonistleri daha da zalimleştiriyor. Vahşette ve zulümde sınır tanımayan bu azgınlar güruhunu durdurmanın tek yolu direniştir. Kurtuluşa ve özgürlüğe giden tek yol direniştir.

Mazlumlara saldıran siyonistlere karşı direniş güçleri adeta kenetlendiler ve direnişe geçtiler.

İşgal rejimi kaynaklarının bildirdiğine göre; Direniş güçleri, en son, Sderot Yahudi Yerleşkesi’ne bu sabah (3 Temmuz Perşembe) üç yerel füze fırlattı.

İsrail yapmakta olduğu bu saldırılarla, Filistinlilerin birliklerini ve mutabakatını bozmaya çalışıyor.

Ramallah yönetimi bu şekilde israil saldırıları karşısında sessiz kalmayı ve savaş ortamında hiçbir şey olmamış gibi “misafir sanatçıyı” oynamaya devam ederse, bu mutabakatın ömrünün fazla uzun olmayacağa benziyor. Yani tarihi bir süreç, Mahmud Abbas’ın ve ekibinin sorumsuzluğu ve ihaneti karşısında çökme tehlikesi ile yüz yüzedir.

Zaten bu şartlarda kâğıt üzerinde varılan anlaşma bozulmasa bile, Mahmut Abbas’ın politikalarında en ufak bir değişikliğin olmaması, Filistinlilerin bir kısmını hedef aldığı iddia edilen saldırılar karşısında bir politika geliştirilmemesi, bu anlaşmanın hiçbir kıymetinin olmadığı anlamına geliyor.

Filistin’in başı olduğunu söyleyen Abbas’ın, başta Gazze olmak üzere, Filistin’in bir kısmında yaşayan insanların acı ve sorunlarını yok sayması ve hiçbir politika üretmemesi, tam bir çelişki ve kifayetsizlik örneğidir.

Hamas’ın büyük fedakârlık ve feragatı ile inşa edilen milli mutabakat sürecinde Mahmut Abbas’ın yaptığı hiçbir fedakârlık yok. Mutabakat öncesi ve sonrası arasında bir fark yok. Siyonist israil ile yapılan güvenlik koordinasyonu toplantıları devam ediyor.

Filistin Yönetimi’ne bağlı güvenlik birimleri, Filistinleri korumak yerine, işgal askerlerine düzenlenebilecek saldırıları engellemeye ve siyonist yerleşimcileri korumaya çalışıyor.

Tek kelime ile ihanet ile eşdeğer olan bu utanç verici mutabakat gereği, Batı Şeria’da Filistinli mücahitlere yönelik, siyonistlerle ortak operasyonlar yapılıyor. Bu çerçevede birçok mücahit esir edilmiştir. Tek suçları(!), vatanlarına ve onurlarına sahip çıkmak olan bu direnişçiler, bu büyük suçtan(!) dolayı, Mahmut Abbas’ın zindanlarında tutsaklar ve çile dolduruyorlar.

İslam ümmetine gelince; Müslümanlar eğer bu Ramazanda Allah’a yaklaşmak ve kulluk vazifelerine ifa etmek istiyorlarsa, bilmelidirler ki, Allah’ın rahmetinin sağanak sağanak yağdığı bu rahmet ikliminde, rahmet bulutlarından rahmetin en fazla yağdığı yer, mazlumların acılarını hisseden yüreklerdir.

Allah’ın rahmetine ve mağfiretine nail olmak isteyenler, mazlumların ve mahrumların dertleri için koşturarak, Rabbi ile arasında perde olmayan ezilmişlerin dualarını aramalıdırlar. Sizlerin iftar sofralarını türlü türlü yemekler süslerken, Gazzelilerin iftar ve sahur yemeği, siyonist bombalarıdır. Oysa onlar da, biz de aynı ümmetin azalarıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.