Gün Ortasında Mustazaflar Hareketi Konuşuldu
Gün Ortası programının dünkü konukları, kapatılan Mustazaf-Der Genel Başkanı Av. Hüseyin Yılmaz ile Gazeteci Ruşen Çakır oldu.
İşte program sunucusuyla konuklar arasında geçen konuşmaların tam metni...
Sunucu: Hizbullah’ı konuşacağız bu kez, Hizbullah 90’lı yılların 2. Yarısında çok konuşuldu özellikle de güneydoğuda ki eylemleri nedeni ile konuşuldu. Örgüt liderleri Hüseyin Velioğlu’nun 2000 yılında öldürülmesinden sonra uzunca bir süre sessizliğe büründü; ardından da faaliyetlerini legal alana taşıdı. 2004 yılında Mustazaf-der’i kurdu, dernek son yıllarda düzenlediği kitlesel etkinliklerle ön plana çıktı. Nisan ayı sonunda kutlu doğum haftası nedeni ile diyarbakırda yaklaşık 500 bin kişiyi topladı, İstanbul Kazlıçeşme'de 50 bin kişi ile yine kutlu doğum haftası düzenledi. Ancak Mustazaf-der 11 mayıs günü yargıtayın yerel mahkemenin kapatma kararını onaması ile faaliyetlerine son verdi. Dernek çevresi son toplantısını geçtiğimiz Pazar günü diyarbakırda yaptı ve o toplantı da kapatılan dernek başkanı Hüseyin Yılmaz faaliyetlerine bundan sonra Mustazaflar Hareketi olarak devam edeceklerini söyledi. Yılmaz’ın bu sözleri siyasi parti kurmanın işareti olarak yorumlandı, peki Hizbullah tabanının partileşmesi Güneydoğu da ki dengeleri nasıl değiştirecek nasıl etkileyecek gün ordasında bu gün önce kapatatılan derneğin başkanı Avukat Hüseyin Yılmaz ile ardından da vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır ile konuşucaz.... Hüseyin yılmaz yayınımıza hoş geldiniz.
Hüseyin Yılmaz: Hoş bulduk. Size ve Ruşen beye hayırlı günler diliyorum.
Sunucu: Sağolun çok teşekkür ederiz. Tabi öncelikli olarak derneğinizin kapatılmasını konuşuruz ama biraz daha ben geçmişe gitmek istiyorum. Şimdi Hizbullahın lideri Hüseyin Velioğlu 2000 yılında beykoz da düzenlenen bir operasyonla öldürülmüştü günlerce operasyon konuşulmuştu, Hizbullah uzunca bir süre sessiz kaldı. 2004 yılındada sizin şu an başında oldğunuz daha doğrusu kapatılan Mustazafder olarak legal faaliyet göstermeye başladı. Bu süreci bize biraz anlatmanızı rica ediyorum bu süreç nasıl gelişti legal alana nasıl taşındı.
Hüseyin Yılmaz: şimdi biz kendimizi doğuda Hizbullah ile ilişkilendirmiyoruz. Her ne kadar basın bu şekilde ilişkilendirsede biz kuruluşumuzu 2004 yılına dayandırıyoruz ve 2004 öncesini ayrı bir yapı veya ayrı bir şey olarak değerlendiriyoruz yani biz illegal bir yapının devamı olarak kendimizi görmüyoruz. Tamamen legal alanda çalışan ve bu konuda halkına hizmet eden bir yapı bir camia olarak değerlendiriyoruz önce bunu netleştirelim.
Sunucu: Peki, bunu netleştirdik netleştirdikten sonra Mustazaf-der’i birazdan konuşucaz ama geçtiğimiz günlerde Bülent Orakoğlu eski emniyet İstihbarat daire başkan vekili bir iddia ortaya attı ve Hizbullah’ın lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürülmediğini öne sürdü bu sorunun da yanıtını alalım daha sonra siyaset arenasında nasıl boy göstereceksiniz onunla ilgili olarak sorularımız olacak Hüseyin Velioğlu hayattamı sayın Yılmaz?
Hüseyin Yılmaz: Bülent Orakoğlu şahsen benim ciddiye almadığım bir insan ve ciddiye alınmayacak bir iddia üzerinde konuşulmaya dahi değmez. Birileri düğmeye basıyor şunu söyle diyor o da onu söylüyor başka bişey değil. O yüzden üzerinde konuşmaya değmiyor bence.
Sunucu: 2000 yılında Beykoz da yapılan operasyonda örgüt lideri Hüseyin Velioğlu öldürülmüşmüydü hayatını kaybetmişmiydi siz ne söylüyorsunuz bu iddia ile ilgili.
Hüseyin Yılmaz: Mezarı var batmanda, defnedilmiş ailesi ve başkaları teşhis etmiş. Bunca yıldan sonra böyle ortaya çıkıp yeni birşeyler söylemiş olmak için kendince gündem oluşturmak için birşeyler söyleme ihtiyacı duyan insanlar çıkabilir. Popüler ve medyatik olmak için birşeyler söyleyebilirler, şu an öldüğü noktasında hiçbir şüphe yok abisinin açıklamaları teşhis edenlerin teşhisleri var tutanaklar var. Bülent Orakoğlu genellikle şeyi biraz geç düşen bir insan yani diyolar adamın birinin başına saksı düşmüşte 5 dakika sonra ah diyen tipinden birşey. 90’lı yıllarda Hüseyin Velioğlunu görüyor 2010 yılında diyorki işte ben bunu işte 2000 yılında öldürüldüğü vakit 90’lı yıllarda falankesin yanında görmüşüm 20 yıl geçtikten sonra çıkıp ortaya birşeyler atıyor. Bu nedenle eğer istihbaratçı ise ciddi manada oturup bunun belgelerini ortaya koyar yok değilse sırf birilerinin sesi olma adına veyahut da gündemi bulandırma veyahut da zihinleri karıştırma adına birşeyleri söylemesinin anlamı yoktur kendisini gülünç durumadüşürüyor.
Sunucu: Hüseyin bey yargıtay 11 Mayıs ta bir karar aldı sizin başında olduğunuz Mustazaf-Der kapatıldı. Bundan sonra nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz, siyasi harekete dönüşme kararı mı aldınız yoksa partileşme kararımı aldınız nasıl bir kararınız var bundan sonrası için? Mustazaf-Der olarak.
Hüseyin Yılmaz: bir kapatma süreci yaşadık, bu süreç içerisinde kendi derneklerimiz ile şubelerimiz ile görüştük onlarla istişarelerde bulunduk belli bir karara vardık, belli bir noktadan sonra artık derneklerle bu işin olamayacağını, dernek kalıbının yani gömleğinin dar geldiğini daha önce ifade etmiştik. Daha gemiş bir sahada ve daha süt yapıda bir örgütlenme ihtiyacı duyduk bu kararımızıda ortak platformlarda beraber çalıştığımız türkiye geneli çalışan değişik sivil toplum kuruluşları ile 2. Bir istişarede bulunduk onlara da düşüncemizi açtık ve onlarda bunu olumlu buldular bu yönde bir adım atılması yönünde desteklerini sundular. Bu saatten sonra özellikle Pazar günü ilan ettik bunu artık dernek çalışmalarını genel merkez statüsünde yapmayacağız, dernekler zaten yaptığımız çalışmanın aynısını yapıyor, ortak platformda çalıştığımız dernekler zaten var. Bu güne kadar yaptığımız sosyal çalışmaları artık onlark yapacaklar.
Sunucu: Partileşecekmisiniz sayın Yılmaz parti mi kurucaksınız çok net sorayım o zaman net cevap alabilirmiyim bilmiyorum ama?
Hüseyin Yılmaz: Bizim düşüncemizde temel olarak çerçevemiz tamamdır nettir. Biz halkımızla istişareler yapmak istiyoruz. Pazar günü itibari ile bunu açıkladık biraz da halkımızın kamuoyunun bu konudaki nabzını tutacağız onlar ne diyor ne diyecek çünkü biz daha önceden de stk lar ile istişarelerde bulunduk. Toplumun ileri gelenleri ile kanaat önderleri ile istişarelerde bulunduk. Yine bu konuda müsbet olarak bildiğimiz Düşüncelerini tasvip ettiğimiz bazı İslami hassasiyetleri bulunan yazarları çizerleri ziyaret ettik. Onlar ile düşüncemizi paylaştık ve onlarında kanaatlerini aldık. Netice itibari ile ortaya çıkan bir siyasi boşluk var gerek bölge özelinde gerek se Türkiye genelinde bu noktada bir eksiklik bir temsiliyet sorunu olduğuna kanaat getirildi. O boşluğu doldurmak üzere bir siyasi oluşum olarak Mustazaflar hareketini başlatma ihtiyacı duyduk ve Pazar günü yapılan miting ile bunun ilanını yaptık.
Sunucu: sayın Yılmaz akıllara şu soru geliyor, Mustazafların AKP ve BDP’den farkı ne olacak yani bu iki parti oldukça güçlü bölgede, onlar seçmenin beklentilerini karşılamıyor yada siz bu alanda hangi boşluğu dolduracaksınız?
Hüseyin Yılmaz: Temelde şunu söylüyoruz, Ak parti İslami alanda islami yaşamın önündeki engelleri kaldırma noktasında ve müslümanların taleplerini karşılama noktasında ciddi manada yetersiz kalmıştır. BDP yine aynı şekilde gerek kürt sorununun çözümünde yani bu Ak parti içinde geçerli onlarda bu sorunun ciddi manada çözümü noktasında bir çaba harcanmadı. Hatta belki sorunun ötelenmesi ve bu dalaşı içerisinde sorunun devamından iki tarafta kendi iktidarlarını devam ettirme noktasında bir çaba gözlemledik bizim şu an tesbitimiz o bu sorunun çözülmesini iki tarafta istemiyor yani olaya ideolojik yaklaşıyor. Ak parti kemalist sistemin kutsallarını yıkacak veya hutta kutsallarına dokunmak istemiyor BDP de kendi ideolojik ve partisel bazı örgütsel şeylere dokunmuyor dokunamıyor ve bu sorunda devam edip gidiyor çözülemiyor.
Sunucu: Sayın Yılmaz çok teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız için. Kapatılan Mustazaf-Der’in başkanı sayın Hüseyin Yılmaz ile konuştuk. Onu dinledikten sonra Ruşen Çakır’ın ne söyleyeceğini merak ediyorum şunla başlayalım istersen Ruşen 2004 yılından öncesini çok da sahiplenmek istemiyorlar anladığım kadarıyla 2004 yılından sonrasını konuşmak istiyorlar ve bu kapatma kararını sen nasıl yorumluyorsan nasıl okumak lazım?
Ruşen Çakır: Hüseyin Velioğlu’nun ölümünden sonra bir boşluk dönemi oldu bir toparlanma dönemi oldu. 2004 yılından itibarende yasal çalışma sadece dernek değil yayın organları internet siteleri vesaire ve bunlar daha önce hiç yapmadığı birşey yaptı tamamen yasal alana çekildi ve silahlı eylemlerden tamamen uzak durdu. Ne pkk ile çatışma anlamında ne de kendi içerisinde yapmadı. O tür şeyler ile devletle çatışma alamında uzun süredir uzak durdu ve çok büyük bir toparlanmaya girdi. Tabi gözler pkk devlet çalışmasına odaklanmış olduğu için Hizbullah unutuldu kamuoyunun unutmak istediği bir hareketti unutuldu ve bu arada çok ciddi bir şekilde örgütlendiler var olan örgütlüklerini toparladılar ve daha da geliştiler ve yasallıktan hoşlandılar çünkü silaha başvurdukları zaman tıkandılar ve silahtan çokçabuk manipüle edildiklerini gördüler.
Sunucu: ama Hizbullah kelimesini kullanmandan çok memnun kalmadılar mesela
Ruşen Çakır: onlar kullanmaya bilir tabi yasal anlamda ama ben analiz yaparken kullanabilirim benim için sorun değil ve sonuçta bir eşiğe geldi en son mahkeme ile önde gelen liderlerinin mahkeme kararı ile tahliye olması ve bunların büyük bir kısmının da ülkeyi terk etmesi anlaşılan öyle terk ettiler kaçak durumdalar ve onlardan içlerinden Edip Gümüş hareketin lideri oldu ilan edildi cezaevinden çıkarçıkmaz. Daha büyük bir toparlanma yeni stratejiler daha iddialı stratejiler ve şu anda Mustazaf-Der’in yargı tarafından devlet tarafından kapatılmış olması aslında bu hareketin vermek istediği kararı çabuklaştırdı daha da meşrulaştırdı.
Sunucu: zaten alttan alttan konuşuluyordu Mustazaf-der’in partieşme söylemleri
Ruşen Çakır: uzun süredir kapatılmıştı ama temyiz süreci zaman aldı bu vesile ile yeni strateji resmen başladı. O söylentilerin büyük kısmı bilgisizlikten kaynaklanıyordu yani Hizbullah’ın tam olarak kendisinin de ne yapacağına karar vermediği süreçler yaşıyoruz. İşte bu Pazar günkü miting aslında tamamen stratejinin ilanı. Bu arada geçen süreçte çok bocaladılar, yerel seçimde genel seçimde ne yapacakları bağımsız aday çıkarıp çıkarmama hangi partiyi destekleme yada taraftarlarını serbest bırakma gibi çok farklı eğilimler var örgüt içerisinde ama şimdi özellikle lider kadronun çıkıp olayı tamamen ele alması ile beraber tek ses halinde yer alıyor ama şimdi gördüğüm kadarı ile bir siyasi hareket olarak çıkacaklar. Eğer bu siyasi hareket belli bir başarı sergilerse umduklarını gerçekleştirirse bir siyasi parti yoluna girecekler.
Sunucu: siyasi hareket baktığında bölgededeki gelişmelere ve dengelere ve örgütlenme sayılarına baktığında bir başarı gösterme olasılığı nedir?
Ruşen Çakır: zaten belli bir tabanı olan güçlü bir tabanı olan hareket. İktidar partisi AKP’nin son dönemdeki kürt meselesindeki politikasının uludere politikası örneğin kürtlerde belli bir mesafe kürtlerle iktidar partisinin arasında birmesafe açıldığı söyleğniyor. Böyle bir ortamda Hizbullah’ın bir şansı daha fazla var zaten bir tabanı var. Öte yandan BDP/PKK gibi hareketlerin bunlara karşı nasıl bir strateji izleyeceği de önemli, şunu biliyorum çatışma istemiyorlar ne devlet ile ne pkk ile bir çatışma istemiyorlar.
Sunucu: onlar Hizbullah kelimesinin kullanılmasından çok ta memnun değiller kendilerini geçmişteki Hizbullah ile özdeşleştirmek istemiyorlar.
Ruşen Çakır: yok öyle değil özdeşleştiriyorlar. Hizbullah adını kullanıyorlar eskiden Hizbullah adını kullanmazlardı bu hareket artık 2004 ten itibaren yasadışı ayağı Hizbullah adını kullanıyor. Tabi yasal platformdaki insanların medyada biz Hizbullahın demeleri kanunen mümkün değil. Örgütün kendisi zaten sorunda burda birazcık kürt siyasi hareketinin diğer hareketin durumunu andıran bir durum var. Bir tarrafta BDP var bir tarafta pkk var. Pkk ile BDP ilişkisi hep öteden beri tartışılan bir durum. Şimdi bir tarafta Hizbullah var yasadışı silahı bıraktığını söylüyor ama yasadışı kanunen bir suç örgütü silahı olsa da olmasada suç örgütü. Bir yandan da onlara paralel hareket eden şimdiki adıyla Mustazaflar hareketi var bu sorun BDP/Pkk da gördüğümüz sorunun bir başka versiyonu olarak karşımıza çıkacak bu biryerde hareketin önünü açabilir birçok yerde önünü tıkayacaktır. Özellikle devletin ne pozisyon alacağı burda çok önemli.
Sunucu: nasıl bir pozisyon alır devlet ne yapar bu noktada Pkk – Hizbullah diyaloğu mu diyelim ilişkisimi diyelim şu anda nasıl?
Ruşen Çakır: Hizbullah’ın en büyük avantaj ve dezavantajı aynı zamanda herkesin onun üzerine hesap yapması yani bu şu anda bölgede çatışan ortasında kalan önemli bir güç ve her iki tarafta o gücü yanına çekmek yada rakibin üzerine sürmek istiyecektir ve dolayısı ile Hizbullah’ın burda eğer becerebilirse her iki gücün devlet ile pkk yı kabul edelim yada iktidar partisi ile bdp diyelim bu iki gücün zaaflarını kullanıp ona göre politika geliştirebilirse ki çok kolay birşey değil bu hizbullahın önü daha da açılır ama bu iki tarafın arasındaki çekişmenin içerisinde pozisyon alma durumuna giderse de riskler var. Daha önceki şeylerde de mesela son seçimde şöyle dediler biz oy kullanmayacağız ama isteyen istediğini kullanır. Büyük bir ihtimalle de tabanı AKP Saadet Has Parti gibi partilere yöneldi Bdp ye de verenler olmuştur ama azdır herhalde. Bundan sonra ama kendisi siyaset iddiası ile ortaya çıktığı için daha açık pozisyonlar almak durumda. Mesela bağımsız aday çıkarıp çıkarmayacağı tabi bağımsız aday da riskli bağımsız aday çıkarırsanız çok az bir oy alır.
Sunucu: yerel seçimlere kadar mesela partileşmelerini mümkün görüyormusun yoksa o zamana kadar yine siyasi hareket olarak devam edeceklermi, nasıl şekillenecek bu partileşme süreci?
Ruşen Çakır: bence parti kurmak için acele etmezler parti kurmak için acele edeceklerini sanmıyorum. Burda önemli olan bir kere devletin nihai kararını vermesi gerekiyor. Bu haraketi ne yapmalı e şimdi kck operasyonlarının mantığını biliyoruz bu Pkk’nın yarı yasal yada legal platformdaki uzantısı diyerek savcılar yüzlerce kişiyi binlerce kişiyi içeri aldılar. Şimdi bu hareketlere de aynı mantıkla bu hareketlere büyük operasyonlar yapılık çok sayıda kişi içeri alınabilir yani işte hizbullahın yasal alandaki uzantısı gerekçesi ile iki telefon dinlemesi vesaire şusu ile yani kck soruşturması nasıl sürüyorsa
Sunucu: yani devlet burda henüz ne yapacağına karar vermedi diyorsunuz?
Ruşen Çakır: şu anda bilmiyoruz bu tabi Hizbullahın ne yapacağına bağlı olarak ortaya çıkacak ama şunu biliyorum herkes çok yakından ben daha yeni diyarbakırdaydım orda bdp çevreleri ile de Hizbullah çevreleri ile de konuştum devletin zaten bu konulardaki tavrını da biliyorum. Herkes burda ilginç bir hareketlilik var burdan birşey çıkacak. Ne çıkacağını herkes merakla bekliyor herkes Hizbullah üzerine birtakım hesaplar yapıyor ama burda önemli olan şu Hizbullah’ın da kendi hesapları var.
Sunucu: Nasıl hesapları var nasıl bir yol haritası izlemeyi düşünüyorlar?
Ruşen Çakır: Şöyle söyliyeyim, Kürt sorununun çözülmüş olduğu bir Türkiye de yani bugünün değilde yarının türkiyesinde kürt siyaseti daha demokratik bir platformda yeni statüde belirleneceği zaman ordaki güçlü İslamcı aktör olmak istiyorlar diye düşünüyorum. Bugünün türkiyesinde sorunun çözülmediği bir türkiye de Hizbullah’ın işi çok zor eğer ama çözüme kadar varlığını sürdürebilirse eğer tabi çözüm olursa ve çözüme kadar varlığını sürdürebilirse o zaman yeni oluşacak olan durumda hizbullah önemli bir islamcı siyasi parti olarak taraf olarak orda yer alacağını düşünüyorum.
"BDP VE AKP'YE KARŞI KULLANDIKLARI ARGÜMANLAR GÜÇLÜ DEĞİL"
Sunucu: Hüseyin Yılmaz az önce sert eleştiriler getirdi işte Ak parti kemalist sistemin kutsallarına dokunmuyor dedi. Bdp içinde ideolojik bir tavır sergiliyor dedi ama burda hizbullah nasıl bir tavır sergiler?
Ruşen Çakır: Bunlar kuvvetli argümanlar değil zayıf argümanlar, geçmiş Hizbullahı düşünürsek hizbullah iran devriminin etkisinde radikal bir örgüttü ve sertti silah vardı işin içinde. Şimdi hem o mirastan vazgeçmiyorlar kötü yönlerini unutturup kendilerince önemli olan yönlerini öne çıkarmaya çalışıyorlar. Ama ideolojik olarak şu an da söyledikleri siyasi duruşlar her iki tarafa da getirdikleri eleştirilerde çok zayıf yani güneydoğudaki dindar insanları işte ilköğretim kurumlarına öğrencilerin başörtüsü ile girmemesi üzerinden iktidar partisine muhalif yapmak çok kolay değil yada Bdp yi kürt meselesine olan insanlara bdp çözemez pkk çözemez bir kürt meselesini çözeriz demenin de şu an için çok fazla bir inandırıcılığı yok yani iktidar partisini İslami temelde Bdp yi de kürtlük konusunda eleştirmek gibi bir strateji izleyeceğe benziyor ama bunları eleştirebilmesi için kendi donanımının ve kendi pozisyonunun çok güçlü olması gerekiyor.
"KÜRTLER NERDE VARSA, HİZBULLAH ORADA"
Sunucu: Güneydoğu ve doğuda mı etkili olacaklar sadece yoksa diğerbölgeleri göz önüne aldığında nasıl bir yansıması olacak?
Ruşen Çakır: Hizbullah kürtler nerde varsa pkk nerde varsa bdp nerde varsa Hizbullah orda da var. İstanbul'da demin sen söyledin Kazlıçeşmedeki miting bunun göstergesiydi. Avrupa'da da varlar. ilginç olan geçmişte Hizbullah kendini kürt örgüt olarak göstermezdi ama şimdi net şekilde bir kürt islamcı örgüt olarak ortaya çıktı kürtlerin yaşadığı mesela adana da mersin de o bölgelerde yani göç olan metropollerde de çok ciddi bir şekilde de zaten mustazaf-der’in şubelerine baktığınız zamanda çok ciddi bir şekilde baktığınız zaman çoğunda şubesi de vardır.
"ORAKOĞLU 3 AY GÖREV YAPTI 30 YILDIR KONUŞUYOR"
Sunucu: Hüseyin Yılmaza da o iddiayı sordum ama sen ne dersin bilmiyorum ama Bülent Orakoğlu’nun ortaya attığı Hüseyin Velioğlu yaşıyor iddiası ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?
Ruşen Çakır: böyle bir iddiaya cevap vermeyi bile düşünmem.
Sunucu: Peki ne için böyle bir iddiayı gündeme getirdi?
Ruşen Çakır: o sözü edilen şahıs zaman zaman böyle değişik konularda iddialar gündeme getirdi. Yanılmıyorsam 3 ay gibi bir süre görev yaptı 30 yıldır konuşuyor. Özellikle Hizbullah konusunda şöyle birşey var geçmişi çok karanlık olduğu için ve de uzun bir süre kendisini savunmadığı için legal platformlarda hani Hizbullah hakkında ne söylersek nasıl olsa kimse cevap vermez gibi bir yaklaşım var ama artık cevap veren de var ki hizbullah davasında onun daha önce gündeme getirdiği iddialara sanıklar cevap vermişlerdi o kitaplarda falan da var. Yani bu tür iddialar Hüseyin Velioğlu nu şurda gördüm aslında ölmedi falan bunlar şehir efsanesi gibi bir şey, birde ....... peki sonra yani ne demek istiyorsan yani o zaman şunu mu diyoruz şu anda var olan hizbullah hareketi hala devletin denetiminde olan bir hareketmi bunu söylüyorsa bunu söylesinler o zamanda şunu söylesinler hangi devlet. Bunlar toplumsal hareketleri sadece komplolarla anlamanın verdiği arazlar bunlar üzerinde çok durmamak lazım.
Hürseda
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.