1. HABERLER

  2. MEDYADAN ALINTI

  3. Halep'te insanlık ölüyor
Halep'te insanlık ölüyor

Halep'te insanlık ölüyor

Afganistan ve Çeçenistan'da uyguladığı vahşi savaş yöntemlerini Halep'te de uygulayan Ruslar sığınak delici silahlarla katliamlarını sürdürüyor. Esed rejimine destek verme adına Suriye'de Müslüman kanı akıtan Rusları durdurmak için dünya kılını bile kıpır

A+A-

MUSTAFA KARAKAŞ / DOĞRUHABER

Suriye'de 19 Eylül'de ateşkesin sona erdiğini açıklayan Esad rejimi ve Rusya, Halep'te taş üstünde taş bırakmadı. Özellikle sivillerin hedef alındığı ağır bombardımanda şimdiye kadar en az bin kişi hayatını kaybetti, yaralı sayısı net olarak bilinmiyor. Günlük 35 ile 40 ton arası bombanın atıldığı ve ortalama 100 kişinin katledildiği saldırıların hala durdurulamıyor olması “Halep'i haritadan silmek istiyorlar” yorumlarına neden oldu.

KAN KARDEŞLER KATLİAMLARINI SÜRDÜRÜYOR

Esed rejimi 1982 yılında Hama'da edindiği sivilleri katletme tecrübesini Halep'te son sürat sürdürürken kendisine en az onun kadar kirli ve kanlı bir geçmişi olan bir partner de buldu: Rusya. Afganistan ve Çeçenistan'da Müslümanlara uyguladığı vahşi yöntemlerle hatırlanan Rusya, çirkin ve kanlı yüzünü bu kez Suriye'nin Halep şehrinde gösteriyor. Özellikle Çeçen cihadı sırasında mücahitlerle baş edemeyince sivil yerleşim alanlarını bombalayan ve toplu ölümlere neden olarak direnenleri teslim almaya yönelik ahlâksız savaş politikasını Suriye topraklarında sürdüren Rusya'nın vahşetine dünya kamuoyu kör-sağır, dilsiz kesildi.

YÜZBİNLER ÖLDÜ, MİLYONLAR MÜLTECİ

Bundan yaklaşık olarak 6 yıl önce barışçıl gösterilerle başlayan Suriye sorunu Deraa'da rejimin işkence ettiği gençlerin ailelerine son derece ahlâksız bir üslup kullanması ile çatışmalara dönüşmüştü. Bölge ülkelerinin yanlış politikaları ve emperyalist batı ile Siyonist israilin hile ve desiseleri ile savaş geniş bir alana yayıldı ve en az 500 bin insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan mülteci durumuna düştü. Süreç içerisinde Rusya ve ABD'nin savaşa müdahil olması ile bölge İslam coğrafyası vekâlet savaşının yaşandığı bir savaş alanı haline geldi.

İSLAM TARİHİNDE YAŞANAN EN BÜYÜK UTANÇ

Halkına adalet ve barış sunma yerine Rusya'yı Suriye topraklarına davet eden Esed rejimi süreç boyunca muhaliflerini sindirme adına her çeşit silahı denedi. Fosfor bombalarından misket bombasına; varil bombasından kimyasal silaha kadar neredeyse siviller üzerinde denenmeyen silah kalmadı. Son olarak Rusya ve Esad rejimine ait savaş uçakları Halep'te kuşatma altındaki semtleri vakum, fosfor ve varil bombalarıyla yoğun şekilde bombalamaya devam ediyor. Esed rejiminin sırtını Rusya'ya ve bölge ülkelerine dayayarak kadın-çocuk yaşlı ayırmadan yüzbinlerce Müslümanı katletmesi İslam tarihinde yaşanan en büyük utanç olarak değerlendiriliyor.

HALEP AÇ VE SUSUZ

Havadan yoğun bir şekilde bombalanan Halep halkı temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında da çok ciddi sorunlar yaşıyor. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu geçtiğimiz günlerde dost ve kardeş ülke hükümetlerine, Halep ve tüm Suriye'de, hayatta kalan son insanları kurtarmak ve bombardımanları durdurmak için harekete geçme çağrısında bulundu. Birleşmiş Milletler ateşkesin bozulmasının ardından yoğunlaşan savaş nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişinin susuz kaldığını açıklarken, BM'nin çocuklara yardım örgütü UNICEF'in sözcüsü Kieran Dwyer, “Halep'in doğusuna ve batısına; tüm Halep genelinde yaklaşık 2 milyon kişiye su verilemiyor” şeklinde konuştu.

AHLÂKSIZ BİR SAVAŞ STRATEJİSİ: ÖLDÜR, DAHA ÇOK ÖLDÜR

Sivil yaşam alanlarında kitlesel ölümlere neden olarak sivillerin öfkesini muhaliflere kanalize etmeye yönelik bir strateji çizen Esed ve Rus saldırılarında çok ağır silahlar kullanılıyor. Görgü tanıkları misket bombaları ve havan toplarının kullanıldığı saldırılarda ayrıca sığınak delici silahların da kullanıldığını ifade ediyor.

Sivil savunma yetkilisi İbrahim Ebu Leys ‘'Rus savaş uçakları Halep'in muhaliflerin kontrolünde bulunan bölgelerini deprem etkisi yaratan bombalarla vuruyor. Bu bombaların tahrip gücü daha önce kullanılanlardan çok daha güçlü” ifadelerini kullandı. Suriyeli aktivistlerden Bahaa al-Halabi ise “Yerin sarsıldığını hissettik, ayaklarımız altında sallanıyordu, Halep yanıyor” şeklinde konuştu. Halep'lilerin etkisini depreme benzettikleri “sığınak avcıları”, zemine isabet etmesi hâlinde 5 ila 7 metre derinliğinde çukurlar açıyor.

Rusya'nın Halep'te uyguladığı sivilleri öldürerek sonuca ulaşma stratejisinin bir ayağı da Halep'e yardım konvoylarının ulaşmasını engellemek. Suriye Arap Kızılayı ve Birleşmiş Milletler konvoyuna saldıran Esed ve Rus uçakları kuşatma altındaki sivillere ve muhaliflere gidecek her türlü desteğin önüne geçerek halkın direncini kırmaya çalışıyor.

DÜNYA KANI DURDURMUYOR, SADECE TESPİTLERDE BULUNUYOR

Kitle imha silahları ile uluslararası hukuku ayaklar altına alan bu vahşet yaşanırken NATO Genel Sekreterliği her zamanki cılız açıklamalarından birini daha yaptı. NATO açıklamasında ‘Halep saldırıları uluslararası hukuku ihlal ediyor' denilerek vahşete ne kadar kayıtsız olduklarını bir kez daha gözler önüne serdi.

İç savaş öncesi 4 milyonluk büyük bir şehir olan Halep şimdilerde hayalet bir şehre dönmüş durumda. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un Halep için kullandığı cümleler durumun vahametini gözler önüne seriyor: “Mezbaha bile oradaki durumun yanında daha insani kalıyor. Hastaneler, klinikler, ambulanslar, sağlık personeli her saat başı saldırıya uğruyor. İnsan Hakları İçin Tıp Adamları'na göre Halep'teki sağlıkçıların yüzde 95'i kentten kaçmaya zorlandı, tutuklandı ya da öldürüldü. Bu Suriyeli sağlık çalışanlarına açılmış bir savaştır”

HAVADA KATLİAM KARADA KATLİAM; KARA OPERASYONU

Günlerdir hava bombardımanı ile harabeye dönüşen Halep'e bir darbe de karadan vurulmak isteniyor. Esed rejimine bağlı askerlerin kara harekâtına başladığı bildiriliyor

Çepeçevre kuşatılmış olan kentte mahsur kalan sivillerin Esed'in kara harekâtı ile çok daha büyük acılar yaşamasından ve katliama uğramasından korkuluyor.

HALEPTE İNSANLIK  ÖLÜYOR, İMDAT YA RABB!

Kadın, çocuk, erkek ayırmadan yüzlerce din kardeşimizin ölümüne batı kamuoyundan ciddi bir tepki gelmezken, İslam dünyası da herhangi bir tepki göstermiş değil. Hitlerin Yahudilere, Yahudilerin Filistinlilere yaptıklarının bir benzeri Esed ve yandaşları tarafından gün geçtikçe Hama olmaya doğru giden Halep'te uygulanıyor. Öte yandan Dünya Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği, 30 Eylül'ün tüm dünyada “Halep için öfkelen!” sloganıyla “Öfke Günü” ilan edilmesini istedi.

Esed rejimi ve Rusya'nın saldırıları karşısında Halep halkına destek olmak amacıyla 30 Eylül'de, tüm imam ve hatiplerin cuma hutbesini Halep'e ayırması gerektiğini ifade eden Karadaği, din adamlarının, Suriye ve yıkıma uğrayan diğer ülkeler üzerindeki zulmün son bulması için öfkeli halk kitlelerinin önünde yer almaları gerektiğini savunarak, uluslararası camiayı çifte standart ve Esed rejimine arka çıkmaktan vazgeçmeye ve Suriye halkına destek olmaya çağırdı.

EN BÜYÜK VAHŞET ZULME SESSİZLİKTİR

Bir açıklama da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'den geldi. Halep'te yaşanan katliama sessiz kalmanın insanlık için asıl vahşet ve dehşet olduğunun altını çizen Görmez, şu ifadeleri kullandı: “Bütün insanlığın gözü önünde, insanlığın en büyük medeniyet merkezlerinden biri olan Halep'te, o binaların enkazının arasından çıkarılan çocukları birlikte izledik. Bunlar çok büyük cinayetler, büyük katliamlar… Ama en büyük vahşet, en büyük dehşet nedir biliyor musunuz? Bütün insanlığın katliamlara karşı duyarlılığını kaybetmesidir. En büyük vahşet, bütün insanlığın bu tablo karşısında sessiz kalması, insanlığın bugün yaşadığı en büyük vahşet, çocuklara yönelik katliamları, sinema filmi izler gibi evlerimizde izlememiz ve hiçbirimizden ses seda çıkmaması.” dedi.

Resmi büyütmek için yeni resmi yeni sekmede açın....

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.