Dr. Abdulkadir TURAN

Dr. Abdulkadir TURAN

İslam dünyası “umutsuz vaka” mı?

İslam dünyası, “umutsuz vaka” olsaydı dış güçler İslam dünyası üzerine bu kadar üşüşmezler, onu kendi hâline bırakır ve tükeneceği gün, cansız bedeninin üzerine konarlardı.

Dün, “İslamcılık, umutsuz vaka” diyenler yanıldıkları gibi bugün de “İslam dünyası, umutsuz vaka” diyenler yanılıyor.

En az yüzyıldır siyasi sorunlara İslamî yaklaşımı etkisizleştirmek ve nihayetinde yok etmek için ellerinden geleni yapanlar, bir daha bu gerçekle yüz yüze kaldıkları gibi bugün “İslam dünyası” kimliğini yok etmeye çalışanlar da aynı gerçekle yüz yüze kalacaklardır.

“İslamî yaklaşım gericiliktir, yaşlı nesil de tükenirse tarihe karışır” diye düşünenlerin karışışında bugün dünyanın en dinamik İslamî gençliği var. “İslam dünyası milliyetçilikle bitmediyse mezhepçilikle biter” diyenler de yarın karşılarında dinamik bir İslam dünyası bulacaklardır.

Uçlar, merkezin enerjisinden, dayanaklarından yoksun olduğu için güçsüzdür, verimsizdir. Ancak hayat tecrübesinden yoksun olduğu gibi tarih bilgisinden de yoksun olan gençlik, uçları dolaşmadan merkeze kolay kolay gelmiyor.

Merkez, vasat yoldur. İslam, asla tarihi tecrübeyi reddetmez. Kur’an-ı Kerim’in önemli bir bölümünün Peygamber kıssaları ve eski toplumlara ait bilgilerden oluşması hikmetsiz olabilir mi hiç? İslam için doğru olan, genç veya yaşlı Müslümanların kişisel bir hayat tecrübesi yaşamadan doğrudan Kur’an ve Sünnete bakarak vasat yolu edinmeleridir.

Ne var ki nefis ve fikrin yanlış etkilenmeleri, gençlerin çoğunun ancak uçlarda dolaşma tecrübesini yaşadıktan sonra vasat yola gelmelerine yol açıyor.

Bugün İslam dünyası için korkulan, genç Müslümanların uç tecrübesinin Batı’nın hazır olmadığı bir dönemde bir vasat yol buluşmasına dönüşmesidir.

Bu buluşma, dünya küfrünün adeta korkulu rüyasıdır. Bunun için tedbir alıyorlar. Müslüman gençlere tecrübe kazandırma imkânını verecek bir zamandan önce onları imhayı seçiyorlar.

Çeyrek asra yaklaşan Son Haçlı Seferi’nin ana karakteri, İslamî gençliği önce uçlara yöneltmek, ardından o uçlara giden gençleri bir yere yöneltmek ve orada onları ya hayal kırıklığına uğratarak fikren imha etmek ya da bedenen imha etmektir.
Bu, bir enerji boşaltma hilesidir, bir enerji tüketme oyunudur.

İmha kabiliyetlerine güvenenler, farklı üretim seçenekleri konusunda çok cesur görünüyorlar. Oysa bir gün her şeyin imha kabiliyetlerini aşmaması için hiçbir engel yoktur.

Uçların dikeni bedenlere battıkça insan ister istemez kendisini merkeze, vasat yola atar. İslamî gençlik uçlardaki dikenlerin acısının zorunlu bir acı değil, büyük bir dünyanın sancısı değil, itilen bir acı olduğunu fark ettikçe vasat yola yönelecektir.
Sağa sola sapmak acı verse bile çekicidir. Vasat yol, acısız görünse bile zordur, olgunluk ister, bir hedefe odaklanıp o hedefte yol alma mahareti ister. Vasat yol, düşmana yol verecek bir sinme değil, düşmana karşı uyuşuk olmak değil, ortak noktalarda buluşma yüceliğidir. Ancak bu yüceliği yakalayanlar, büyük zaferler hak eder.

Bugün yapılmak istenen vasat yolun, neticesiz olduğuna gençleri inandırmaktır. Mısır’da yapılan da Filistin’de, Bangladeş’te hatta Suriye’de yapılan da budur.

Bu hile er geç anlaşılacak ve İslam dünyası emperyalizme karşı savaşını kendi açısından vasat yolda yürüterek zafer bayramını tadacaktır.

O bayrama yaklaşmış olmak dileğiyle Kurban Bayramınız mübarek olsun…

http://cinarinsesi.com

Önceki ve Sonraki Yazılar