Kadın Çalışma Hayatında Olmalı mı?

Kadın Çalışma Hayatında Olmalı mı?

Kadın iş hayatında olmalı mı? Kadının iş hayatına atılması beraberinde ne gibi sorunları doğurdu? Kadının çalışmasını şiddetle savunanlar kadına hangi gözle bakıyor?

Çocuk ve anne, Hz. Adem ve Hz. Havva’dan bugüne kadar birbirinden ayrı düşünülemeyen, ayrı düşünülmesi mümkün olmayan ikili. Fakat günümüzün modern dünyasının acımasız şartları, bu ikiliyi annenin çalışma hayatına atılmasıyla birbirinden ayırdı. Ayrıca kadınların çalıştırıldığı iş ortamlarında kadın ve erkeğin aynı ortamda çalışmaları beraberinde birçok sıkıntıyı da getirdi. Kadının çalışmasını savunanların büyük bir çoğunluğu kadını bir meta gibi görüp onu kullanmaya çalışıyor. Çalışan kadınlara uygun iş ortamları ve koşulları hazırlanması gerektiğini ifade eden Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, “Kadının çalışma hayatı günümüzde yaşanan olumsuzluklar göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir.” dedi.


ÇOCUK, ANNE ŞEFKATİNE MUHTAÇTIR
Kadının iş hayatında çalışabilmesi için öncelikle iş şartlarının ve ortamının düzenlenmesi gerektiğini belirten Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar “Çalışan kadınların çocukları anne sıcaklığından, anne şefkatinden ve anne merhametinden uzak kalıyor. Çalışan annelerin bu konuda büyük bir özveri göstermesi gerekiyor. Çalışan anne olsun, ev hanımı olan anne olsun çocuklarının kendi hayatlarının bir parçası olduklarını unutmamaları gerekmektedir.” dedi.
Bayraktutar, annelerin çocuklarına gösterecekleri ilgi ve merhametle çocuklarının geleceğini imar edeceklerini unutmamaları gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Çocuk yetiştirmede sadece kadının sorumlulukları değil babanın da sorumlulukları var. Annesi ve babası çalışan çocukların anne-baba şefkatine daha çok ihtiyaçları var. Anne üzerinden sorumluluk değerlendirilmesi yapılmadan her iki tarafın beraberce çocuklarını kucaklamaları lazımdır.”

KADIN REKLAM ARACI OLARAK KULLANILIYOR
Kadının çalışma hayatında olması gerektiğini savunanların samimi olmadığını ifade eden Bayraktutar, bunlardan bazılarının kadını para kazanılan meta gibi kullandığını söyledi. Televizyonlarda her türlü rezalette kadının ve bu milletin genç kızlarının kullanılıp perişan edildiğini belirten Bayraktutar, “Kadını reklam aracı olarak ve nefsani araç olarak kullanmak isteyenler var. Kadın her zaman korunmaya muhtaçtır.” diye konuştu.

KADIN ÇALIŞTIRILACAKSA, UYGUN YERLERDE ÇALIŞTIRILMALIDIR
“Kadının çalışmasına karşı çıkılmasının sebebi budur. Yoksa kadının meşru olarak çalışabileceği yerler vardır.” diyen Bayraktutar, “Ancak bu yerlerde uygun çalışma koşullarının ve şartlarının oluşturulması gerekiyor. Kadının çalışma hayatı günümüzde yaşanan olumsuzluk göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir. Kadın çalıştırılacaksa ona uygun yerlerde çalıştırılmalıdır. Belediyelerde, hastanelerde, özel sektörde ve devlet kurumlarında da bu yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ İSTİSMAR EDİLİYOR
Kadın-erkek eşitliğinin bir istismar aracı olarak kullanıldığına dikkat çeken Bayraktutar, “Kadın-erkek eşitliği denilerek bir anne adayı sokaklarda çöpçü olarak çalıştırılıyor. Bu kadın-erkek eşitliği değildir. Kadına bir değer verme değildir. Eğer kadınlara iş verilecekse onlara uygun yerlerde iş verilmelidir.” dedi.

AİLE BOZULURSA MİLLET HELAK OLUR
Geçmişte nüfus planlaması adıyla çocuk sayısının azaltılmaya çalışıldığını belirten Bayraktutar, bu durumun evlilik dışı beraberlikleri arttırdığını söyledi. Bayraktutar, “Madem çocuğa ihtiyaç yok, o zaman evlenmeye de ihtiyaç yok denildi. Bu da neslin bozulmasına sebep oldu. Bir milletin aile yapısının bozulması o milletin helak olması anlamına gelir.” şeklinde konuştu. Televizyon dizilerinin meşru evliliği hafife aldığını ve adeta meşru evliliği bir zulüm gibi gösterdiğini vurgulayan Bayraktutar, bu durumun ise aile kurumunu sarstığını söyledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.