Kaos prensi Bender Bin Sultan yine boy gösteriyor

Kaos prensi Bender Bin Sultan yine boy gösteriyor

Erkenden oy kullanmak için uzun sıralar oluşuyor ve Demokratların adayı Joe Biden’ın ipi göğüslemekte olduğu tartışma götürmez. Trump, “Banliyölerde oturan kadınlar, lütfen beni sever misiniz?” diye yalvarmaya başladı.

Amerika’nın reality tv başkanı Donald Trump’ın numaraları bitmek üzere.

Erkenden oy kullanmak için uzun sıralar oluşuyor ve Demokratların adayı Joe Biden’ın ipi göğüslemekte olduğu tartışma götürmez. Trump, “Banliyölerde oturan kadınlar, lütfen beni sever misiniz?” diye yalvarmaya başladı.

Johnstown’daki bir toplantıda şöyle dedi: “Lütfen, lütfen. Kahrolası mahallenizi kurtardım, tamam mı? Bir başka husus da şu ki bu kadar hoş olmak için zamanım yok. Biliyorsunuz, bunu yapabilirim ama acilen gitmem lazım.”

Uzun oyun

Riyad ve Ebu Dabi’de havalar pek güzel görünmüyor. Rusların mafya patronları için kullandıkları tabirle üzerlerindeki “çatı” saraylarına çökerek sahiplerini açığa çıkarmak üzere. Hayır, artık Trump’ın üvey evladı ve Beyaz Saray başdanışmanı Jared Kushner’a gece yarısı telefon edip Katar’ı işgal edip edemeyeceklerini soramayacaklar.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu rahatsız olmuş gibi görünmüyor. İkisi Demokrat olmak üzere dört Amerikan Başkanı görmüş olan kıdemli politikacı Washington’da kışın nasıl olduğunu bilir. Netanyahu her devrin adamı. Beyaz Saray’ın kendi kirli çamaşırlarını yıkaması için hep canını dişine taktı.

Netanyahu’nun, Knesset’e BAE antlaşmasını Perşembe günü geçirmesini söylemesi hala Filistinlilerin aklını başına getireceğine inandığını gösteriyor. Yılları aşan planları var. Ama Suudi veliaht prensi Muhammed Bin Salman ve Ebu Dabi veliaht prensi Muhammed Bin Zayed’in böylesi planları yok ve olamaz da. Sünni Arap dünyasını kontrol etmeyi amaçlayan iki adam hemen netice almak istiyor.

Trump’ın seçimi kazanamaması durumunda neredeyse kaybedecekleri Trump’a akıttıkları milyarlarca dolar yaşayacakları sorunların yanında önemsiz kalır.

Planları için araç olarak gördükleri Arapların İsrail’i tanıması durmuş gibi. Hiçbir büyük Arap devleti bu anlaşmaya katılmadı. Sudan, Umman veya Kuveyt’ten hevesli oldukları görülmüyor. Şimdiye kadar yalnızca iki küçük Körfez ülkesi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn bu süreçte İsrail’i tanıdılar ve tavırlarının değiştirilemez olması gerekiyor.

Vakit daralıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın (Ebu Mazen) kendi adamları Muhammed Dahlan’la yer değişmesi ve direnişin Filistinli liderlerce nakavt edilmesi gerekiyor veya Muhammed Bin Salman öyle düşünüyor.

Bender’i devreye sokmak  

Bu yüzden Arap kamuoyunu yumuşatmak ve Filistinli liderleri karalaması için geçen hafta kıdemli bir Suudlu prensi Suudi Arabistan için taşları döşemesi amacıyla devreye soktular.

Suudluların sahibi olduğu El Arabiya televizyonunda konuşan Bender bin Sultan 37 yıl Suud diplomasisinde görev almış ve bu sürenin 22 yılı Washington’da büyükelçi olarak çalışarak geçirmiş.

Mevzusu gayet basitti: “Ben, biz Suudi Arabistan’da yaşayanların iyi niyetle hareket ederek daima onların [Filistinlilerin] yanında olduğumuza inanıyorum. Ne zaman tavsiye ve yardım istedilerse herhangi bir karşılık beklemeden her iki hususta da onlara yardımcı olduk ama onlar yardımı alıp tavsiyelerimize aldırış etmediler. Sonra da başarısız oldular ve hatalarına aldırış etmeden ve gerçekten de tavsiyelerimize uymuş olmaları gerektiğini bilerek tekrar bize dönerek onları desteklememizi istediler.”

Suudi Arabistan için artık kendi yolunda gitmesi ve kendi ulusal çıkarları için koşuşturması gerektiğini ekledi Bender.

Söz konusu yayın Arap dünyasında ters tepti. Bender’in sahneye çıkması Filistinliler dışında milyonlarca Iraklı, Suriyeli ve Mısırlıya bir kez daha Suudi Arabistan dış politikasının son yirmi yıl içinde ne kadar maliyetli olduğunu hatırlattı.

Bu, milyonlarca insana Bender’in kişisel olarak içinde bulunduğu tüm ABD savaşlarını ve kirli anlaşmalarını hatırlattı. Liste, Bender’in Washington’daki 22 yıllık kariyeri gibi uzun: İran-Kontra skandalı, El Yemame silah antlaşması, Birinci Körfez Savaşı, ABD’nin 2003 Irak işgali ve son olarak Suriye Savaşı…

Bender boğazına kadar bu işlerin içindeydi.

Birinci Körfez Savaşında Amerikalılara o kadar yakındı ki Brent Snowcroft’un sözleriyle Suudlu prens “Ulusal Güvenlik Konseyi’nin fiili üyesiydi”. George W Bush, Amerika’nın Irak’ı işgal planlarını savaşın başladığı 2003 yılından önce Bender ile paylaşmıştı. Suriye’de, Suud istihbaratının başındaki kişi olarak 1200 idam mahkûmunu salıvererek onları eğitip Suriye’deki “cihada” gönderen kişiydi.

Bender’in yüzü, Suudi Arabistan’ın dost Arap halklarına karşı kapalı kapılar ardındaki yüzüydü ve bu yüz öylesi bir yüz idi ki skandal ne kadar büyük olursa olsun, bedeli ne kadar ağır olursa olsun birdenbire ortaya çıkıyordu.

Bender’de utanç diye bir şey yok. Filistinli bir arkadaşım Bender büyükelçi iken daveti üzerine yanına gitmiş. Suudi Arabistan o zamanlar arkadaşımın da kendileri için çalıştığı kuruluşa ulaşmak istiyormuş. Bender’in masasının üzerinde gösterişli biçimde büyük bir çanta dolusu dolar varmış.

Bender’e en az on yıl boyunca El Yemame silah antlaşmasında pay/rüşvet olarak British Aerospace Mühendislik tarafından her üç ayda bir 30 milyon sterlin ödeniyordu. Serious Fraud Office (Ciddi Sahtekârlık Ofisi) İngiltere’den ceza yaptırımı talep etmişti. O zamanlar Başbakan olan Tony Blair “ulusal çıkarları ilgilendiren nedenlerle” soruşturmayı durdurmuştu.

Ciddi Sahtekârlık Prensi bunlara gülüp geçmişti.

Şöyle demişti: “Yolsuzluk suçlamasına böyle cevap veririm. Son 30 yıl boyunca bir gelişim programı uyguladık ve bu yaklaşık olarak 400 milyar dolarlık bir programdı, tamam mı? Bir ülkeye bakın bakalım. Neredeydi ve şimdi nerede?

“Ve kendimden eminim, baktığınızda bu işi daha az bir rakamla, örneğin 350 milyar dolarla yapamayacağınızı söylersiniz. Ama bana bu ülkenin tamamını inşa etmek için 400 milyardan 350 milyarı harcamayı ve 50 milyarı yanlış kullandığımızı veya yediğimizi söylerseniz size evet ama bunu her zaman yaparım, derim. Ama daha da önemlisi kim oluyorsunuz da bana öyle söylüyorsunuz? Buradaki, İngiltere’deki veya Avrupa’daki skandalları görüyorum. Size söylemek istediğim şu, e, ne olmuş?”

Bender, uzun kariyeri boyunca bir prensibe tutundu. Efendisine hizmet etti. Efendinin kim olduğu mühim değildi. Efendi, Suudi Arabistan kralı, Amerikan Başkanı veya her ikisi de olabilirdi. Böylesi bir adam için ne tür bir politika güdüldüğünün, savaşların veya müdahalelerin ne önemi var?

Bölgesel emeller

İsrail ile normalleşme Türkiye ve İran’a karşı bir Arap cephesi oluşturuyor. Ama Filistinli akademisyen Khaled al-Hroub’un Bender’in Quds el Arabi sitesindeki tezini uzun uzadıya çürüttüğü ve Bender’in Suudi Arabistan halkına İran’ın nasıl kraliyetin arka bahçesini çiğnediğini sorduğu yazısında işaret ettiği gibi:

“Burada Bender’e sorulabilecek en önemli soru prensin Suud halkına İran’ın nasıl Suudi Arabistan için tehdit haline geldiğini açıklamaktır. İran’ın Irak’ı, Suriye’yi ve Lübnan’ı kontrol etmesini sağlamaktan sorumlu olan kimdir? Ve kendisi Irak’ın yok edilmesi hazırlığı yapılırken ve Irak gümüş bir tepside İran’a sunulurken Washington’da George W Bush’un elinde nasıl bir rol oynadı?

“İşte bu savaştan sonra İran, Lübnan’ın diplerine nüfuz etti, işgal edip egemenlik kurmaya başladı ve nihai olarak da Suudi Arabistan’ı kuzeyden kuşatma altına aldı. Bu savaşı kolaylaştırmak ve İran hegemonyası için yolları döşeme görevinde Suud liderliğinin sorumluluğu ne idiyse o da bunun bir parçası mıydı?” Hroube, şöyle devam ediyor:

“Acaba Bender Suudlulara İran’ın yaklaşık kırk yıldır süren yaptırıma maruz kalmasına rağmen nasıl olur da kendi askeri ve nükleer gücünü tesis ettiğini ve Suudluların kendilerini savunamayacak olmasını izah edebilir mi? Neden şu veya bu bölgesel düşmandan kaçarken İsrail’den medet ummaya ve İsrail ve hatta ABD’nin arkasına saklanmaya mecbur bırakılıyor? Serveti nereye gitti?” diye soruyor Hroub.

Suud’un Filistin mirası

Ve eğer Filistinlilerin aldığından ama vermediğinden şikâyet ediyorsanız Suud’un Filistin’e tam olarak ne verdiğini söyleyebilir misiniz?

Suudluların montajladığı iki barış inisiyatifi vardı: Kral Fahd’ın 1981’deki inisiyatifi ve Kral Abdullah’ın 2002 yılındaki Arap Barış İnisiyatifi… Her iki inisiyatif spesifik bir amaca ayarlanmıştı; Filistinliler için adil bir yerleşim…

Kral Fahd’ın inisiyatifi ABD eski Başkanı Jimmy Carter tarafından talep edilmişti ve anlaşmazlığı halletmek için BM Güvenlik Konseyinin kararlarını çerçeve olarak alan İsrail’in Araplar tarafından tanınmasını ima eden ilk anlaşmaydı. Plan, Fas’ın Fes şehrinde gerçekleşen Arap Zirvesinde üzerinde yapılan değişikliklerle İsrail’in Lübnan’ı işgalinin, Beyrut kuşatması ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün çekilmesinden sonra 9 Eylül 1982’de kabul edilmişti. Amacı Arap öfkesini soğurmaktı.

2002 yılındaki Arap Barış İnisiyatifi de benzer şekilde Suud vatandaşlarının da karıştığı ve hükümetin de içinde olduğu 11 Eylül’den sonra ABD’nin öfkesini dindirmek için yapılmıştı. Bu plan da daha yapıldığı esnada işlevsizleşmiş ve o zamanlar İsrail Başbakanı olan Ariel Şaron tarafından daha ilk gününde plana karşı çıkılmıştı, ancak bu sorun oluşturmuyordu.

Her iki inisiyatifin de ardındaki gaye Arap kamuoyunu sakinleştirirken arka plandaki işleri devam ettirmekti. Filistinli liderler daha sıkı boyun eğdirici kuşatmalarda bile süreci sürdürüyorlardı. İnisiyatiflerden hiçbirine eylemsel bir destek gösterilmemişti.

İsrail’in şu an neden tam bir egemenlik konumunda olduğunun ve krallığın neden bunca eğildiğinin bir nedeni budur.

Kaos ekmek

Suud’un dış politikası bölgesel problemleri çözmeye dönük olmadı. Ne pahasına olursa olsun Suud Ailesini korumak temel amaçtı. Bender’in kariyeri bunun en somut örneğini oluşturmaktadır.

Krallık, eline geçen her fırsatta ailenin konumunu ve servetini korumak için müttefiklerden herhangi birine ihanet etmekte çekince görmeyecektir. Bunu, kaos ekerek yapacaktır. Bender, Suriye muhalefetini silahlandırdı ama isyancı güçlerin galebe çalmasını sağlayacak bir koalisyonun gerçekleşmemesi için bu silah akışını daima sınırlı tuttu.

Sonra 2015’in yazında Savunma Bakanı olarak işe başlayan Muhammed bin Salman isyancılara olan desteğinden vazgeçerek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Suriye’ye girmesi yönünde cesaretlendirdi. Sonraları Muhammed bin Zayed Suriye Devlet Başkanı Esad’a Putin’i çok kızdıracak bir hamleyle Türkiye ile İdlip’te varılan ateşkesi bozması için ödeme yaptı. Kazanmak veya kaybetmek, kaos veya zikzak çizmek Suriye’nin temelli biçimde zayıflatılmasını garanti etmektedir. Aynısı Irak’ta da oldu.

Arap sokağının havasını almak

Machiavelli’nin kendisi gibi Suud Ailesinin prensleri de kibritin ucunda oturduklarını biliyorlar.

Doha Enstitüsü tarafından yayımlanan yıllık Arap Kamuoyu endeksi Suud’un İsrail’i tanıma antlaşmasına halkın ancak yüzde altısının destek verdiğini ifade ediyor. Bu anlaşmaya karşı çıkanlar Cezayir’de yüzde 99, Lübnan’da yüzde 94, (1994’te İsrail’i tanıyan) Ürdün’de yüzde 93 ve Tunus’ta da aynı.

Diğer taraftan Washington Enstitüsü araştırması da benzer sonuçlar gösteriyor. Enstitü araştırmasına göre Suudluların yalnızca yüzde dokuzu “İsraillilerle iş veya spor anlaşması yapmak isteyenlerin tercihlerine izin verilmesini” onaylıyorlar. İsraillilerle ilişkiler konusunda enstitü araştırmasına göre Emirlik halkının yaklaşık olarak yüzde sekseni olumsuz görüş beyan ediyor ve “İsraillilerle iş veya spor anlaşması yapılmasına izin verilmesini” onaylamıyor.

Suudi Arabistan’ın totaliter rejimi kamuoyunun görüşünü değiştirmenin tek bir yolunu biliyor-halkın gazını almak.

Suudluların finanse ettiği MBC televizyon kanalında yayımlanan el Tağribe el Filistiniyye (Filistinlilerin Göçü) adlı dramayı sunucu servis shahid.net’in talebi üzerine yayından kaldırdığında öylesine itirazlar oluştu ki dizinin yayınını tekrar başlattı. Bu ödüllü dizi Filistin davası hakkında Arap dilinde çekilen en ünlü filmlerden biri olarak biliniyor.

Bender, hem profesyonel hem de kişisel anlamda son yirmi yıllık faciayı özetliyor. Depresif ve alkolik olan Bender kendi ailesini-amcası prens Ahmed’i, kendi kız kardeşi olan Muhammed bin Nayef’in eşini ve birçok kuzenini kurtların önüne attı. Hepsini de yeni efendisi Muhammed bin Salman’a hizmet için yaptı. Bender’in de aldığı ödüller var. Oğlu ve kızı Londra ve Washington’da önemli konumlarda çalışıyorlar.

Bender gibiler ne kadar çabuk batarsa bölge bu denli hızla iyileşir.

David Hearst

Bu makale Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edildi.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.