Kardeşliğimize saplanan mızraklardan ırkçılık

Cahiliye devrinden asr-ı saadet devrini çıkaran bir medeniyetin bu günkü çocukları olarak bir an durup içinde bulunduğumuz manzarayı tefekkür edip payımıza düşen dersleri almamız elzemdir. Şüphesiz kardeşlik, birlik; birlik, güç; güç de iktidar demektir.

İslam tarihine baktığımızda Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'den günümüze kadar Müslümanların kardeşlik şiarıyla birlik oldukları gün, cihana adalet dağıttıklarını; istenen, özlenen ve gıpta edilen gözde bir medeniyet nümunesi oluşturduklarını görürüz.

Kardeşlikten ödün verdikleri zaman birbirine düşmüşler, elin eline bakmışlar, her cihetten kaybetmişler. Ancak Allah katından müminlerden birinin uyanması veya uyarmasıyla tehlikeye davetiye çıkaranlar hatalarından döndüklerinde uçurumun kenarından dönülmüştür. İşte İslam tarihinde kardeşliği tehdit eden ve tehlike sâlâsının okunduğu o manzara, cahiliye taassubu olan ırkçılık etrafında cereyan etmiştir. 

Aktarıldığına göre: Hz. Ebu Zer (RA) ile Hz. Bilal-i Habeşi (RA) arasında bir konuda görüş ayrılığı olmuştu. Aralarındaki konuşma uzadı, derken sertleşme oldu. O arada Hz. Ebu Zer, Hz. Bilal'e: “Sen bu işlerden anlamazsın ey siyah kadının oğlu!” demiş. Bu sözden incinen Hz. Bilal, bunu Hz. Peygamber (s.a.v.)'e haber verip, “Müslüman olduktan sonra da hala rengimizden dolayı suçlanacak mıyız ya Resulullah!” demiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Ebu Zer'e hitaben: “Kiminizin içinde hala cahiliye kalıntılarını görüyorum. Kişi hiç anasından dolayı kınanır mı?” diye onu azarladı. Hatasının bu kadar derin yaraya sebep olabileceğini hesap edemeyen Hz. Ebu Zer'i büyük bir pişmanlık ateşi sardı. Ne yapıp edip Hz. Bilal'in gönlünü almalıyım, hatamı telafi etmeliyim düşüncesiyle sabah erkenden Hz. Bilal'in kapısına vardı. Yüzünü Hz. Bilal'in eşiğine koyup uzandı. Biraz sonra dışarıya çıkan Hz. Bilal, bu durum karşısında:

- Bu ne haldir ya Bilal! Lütfen hemen kalk! deyince, Hz. Ebu Zer:

- Ya Bilal, kesinlikle kalkmayacağım, ayaklarınla yüzüme basarsan kalkarım, karşılığını verdi.

Hz. Bilal (RA):

- Ya Ebu Zer, sen ne diyorsun lütfen kalkar mısın?

Hz. Ebu Zer (RA):

- Asla kalkmam, ancak o mübarek ayağınla, bu kaba yüzüme basarsan kalkarım.

Hz. Bilal, Hz. Ebu Zer'in kalkmayacağını anlayınca onu yerden kendisi kaldırıp:

- “Kalk kardeşim, bu yüz basılmaya değil, öpülmeye değer; ben hakkımı sana helal ettim.” deyip onu kucaklıyor.

İşte Müslümanların kardeşliğine kast eden, kafatasçılık yapılan ilk durum… Arkasından Hz. Peygamber (s.a.v.)'in buna müdahalesi, hatasını telafi etmeye çalışan Hz. Ebu Zer, kardeşlik kahramanı Hz. Bilal...     Bu hususta yazmaya devam edeceğiz. Rabbim bu hastalığa müptela olanları, katından bir rahmetle kurtuluş sahiline ulaştırsın.  Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar