M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Kudüs intifadası

 İslam ümmeti, kendi içindeki ihtilaflarla meşgul olurken/edilirken, Müslümanların namusu mesabesindeki Filistin davası ellerimizin arasından kayıp gitmek üzere... Siyonist işgalciler, her geçen gün daha fazla küstahlaşmaktadır. Ortadoğu'daki kaosun tozu dumanı arasında, siyonistlerin her geçen gün ileri adımlar attığı görülmüyor veya görülmek istenmiyor.  Bu gün İslam ümmetinin namusu mesabesinde olan bu davayı savunmak, Allah'tan başka yardımcıları olmayan Filistin'in evlatlarına kalmış. Sürekli söylüyoruz, Filistin ve Kudüs davası, sadece Filistinlilerin veya Arapların davası değil, tüm İslam ümmetinin davasıdır. Kudüs ve Mescid-i Aksa namustur. İşte Müslümanların silkinerek bu namusa sahip çıkmaları lazımdır. Namusuna sahip çıkmayan bir ümmet, izzet ve onur ile şereflenemez.

Filistin'de her geçen gün sokak ortasında yapılan yargısız infazlar artıyor. Yahudi yerleşimciler ve israil ordusu, topraklarını işgal ettikleri mazlum Filistinlileri katlediyorlar. Bu vahşet ve katliamdan, kadın ve çocuklar da fazlasıyla nasiplerini almaktadır. Sokak ortasında vurulan gençler, kanlar içerisinde uzun müddet can çekişip şehit olurken, Siyonist köpekler bu mazlumlara müdahale ve yardıma izin vermemektedir. Diğer yandan can çekişen bu çocuklar, zalim siyonistlerin tekme ve küfürlerine maruz kalmaktadırlar. Bu olayların bir kısmı kameralar tarafından çekilmekte ve bütün dünya emsali ve izahı olmayan bu vahşeti seyretmektedir. Dünyanın başka bir yerinde bu vahşetler işlenseydi, insanlar ayağa kalkardı. Ama Filistin'de bu vahşet tablosu neredeyse her gün yaşandığı halde, bu vahşet karşısında duran yok. Genç kızlar, yolların ortasında yakın mesafeden infaz edilirken ve tüm dünya buna şahit olduğu halde, kimse bu vahşet karşısında sesini yükseltmiyor. Özellikle Kudüs ve Batı Yaka'daki saldırılar tahammül sınırlarını aşmıştır. Evler yıkılıyor veya gasp ediliyor. Tarlalar yakılıyor ve Filistinlilerin her türlü varlığına zarar veriliyor. Filistinli çiftçiler, sürekli Siyonist yerleşimcilerin saldırılarına maruz kalmaktadır. Gazze'ye de bombalar yağmaya devam etmektedir.

Bütün bu vahşet tablosu karşısında, tek çözümün direniş ve intifada olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Hamas, bütün grupları savaşa hazırlanmaya davet etti. Yine Hamas liderlerinden Mahmut Zahhar yapmış olduğu açıklamada, tüm Arapları Kudüs'ü kurtarmak için ordu kurmaya davet etti.

Mahmud Ez-Zehhar, her türlü şekliyle direnişin Filistin halkının seçeneği olduğunu söyledi.

Kudüs İntifadası'nın başladığı 3 Ekim'den bu yana; 1948'de işgal edilen Filistin topraklarında, Batı Yaka'da, Gazze Şeridi sınırında ve Kudüs'te yaşanan çatışmalarda 7'si çocuk 30 Filistinli şehit oldu, 1500'den fazla Filistinli de yaralandı.

Özellikle Kudüs intifadasının sembolü haline gelen bıçaklı saldırılar sonucunda bazı Siyonistler öldürüldü. Siyonistler bu saldırlar karşısında büyük bir panik yaşamaktadır.

Yaşanan hadiseler ve süreç, Filistin halkının takip etmesi gereken yolu net olarak ortaya koymuştur. İnsaf ve adaletten mahrum Siyonistleri caydıracak tek yol direniştir. Bunun dışındaki tüm seçenekler ise felakettir. Haklarımızın ve onurumuzun teminatı, cihattır. İslam ümmetinin maslahatı, kâfirlerin ve zalimlerin olmayan vicdanına terk edilemeyecek kadar kutsaldır, ehemmiyetlidir.

Filistin dışındaki Müslümanlar da artık ihtilaflarla tüketilen İslam ümmetinin onurunun nasıl yerlerde sürüklendiğini görmelidir. Kudüs sokaklarında vurulan çocuklar ve genç kızlar bizim onurumuzdur. O mazlumların şahsında, İslam ümmetinin onuruna kurşun sıkılmaktadır. Artık silahlarımızı biribirimize değil, İslam ve insanlık düşmanı siyonistlere çevirmemiz gerektiği gerçeğini görmeliyiz. Hesaplaşılacak bir güç varsa o da ilk elde insanlık ve İslam düşmanı olan siyonistler ve onlara destek verenlerdir.

Yeni ve tarihi bir hamle yapmaya ve bir kez daha İslam ümmeti adına siyonistlerle hesaplaşmaya hazırlanan Filistin'in kahraman evlatları tüm imkânlarla desteklenmeli ve bu yolda Müslümanların imkânları seferber edilmelidir. Unutmayalım ki, bu dava hepimizin davası, bu kavga hepimizin kavgasıdır. Gönlü insanlıktan yana olan herkes, bu mücadeleye omuz vermek ile mükelleftir.

Önceki ve Sonraki Yazılar