Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Kudüs Müslüman’ın nesi olur?

Başlığa aldığımız sorunun cevabını yazının sonuna bırakmadan verelim: Kudüs, tek kelimeyle Müslümanın ‘şerefi’ ve  ‘namusu ’dur. Kudüs ve Mescid-i Aksa konusu Müslümanlar için salt siyasi, kültürel ve tarihi bir mesele değil, bir iman ve inanç meselesidir. İşin inanç boyutu ile beraber Kudüs sadece Filistinlilerin veya Arapların değil, bütün bir ümmetin meselesidir. ‘Mescid-i Aksa’ ismi, sarih olarak Kur’an’da geçer ve çevresinin ‘mübarek’ kılındığı ifade edilir. Ümmetin ilk kıblesi ve Rasulullah’ın Miraçgahı da burasıdır. Evet, bir ordu için savaşta bayrak ve sancak ne ise, İslam ümmeti için de Kudüs odur.

Kudüs’ün bu ümmet için taşıdığı değeri bilmek, onun için duyarlı olmak ve özgürleşmesi için gerekeni yapmak, bugün yaşayan her imkân sahibi Müslüman üzerine dini bir vecibedir. Âlim ve aydınlarımızın bu konuda üzerlerine düşeni yapmaları, ümmeti bu noktada duyarlı kılacak bilinci oluşturmak için gayret göstermeleri gerekir. Ümmetin namus ve şerefi ayaklar altında çiğnenirken, teferruat kabilinden konular üzerindeki görüş ayrılıklarına gömülmek, ümmeti daha da zayıflatacak mezhep ve meşrep ihtilafları üzerine gündemler oluşturmak ilim değil cehalettir.

Uzun tarihi boyunca birçok işgal, yıkım, yeniden imar ve inşalara şahit olan Kudüs, Hz. Ömer döneminde Müslümanların eline geçti. Tarih şahittir ki, Kudüs Müslümanların eliyle fethedildikten sonra en görkemli, mamur ve huzurlu dönemlerini yaşamıştır. Hem Hz. Ömer, hem de Selahaddin-i Eyyubi,  fatih olarak Kudüs’e girdiklerinde oradaki Hıristiyan ve Yahudilerin mukaddesatlarına dokunmadılar. Her inançtan insana özgürce yaşama ve ibadetlerini icra etme serbestisi tanıdılar ve bunu titizlikle korudular.

Kudüs, ortaçağda yaşanan Haçlı saldırıları sonucunda Haçlıların işgaline uğradı. İki yüz yıla yakın bir süre devam eden işgal ve esaret,  1187’de Sultan Selahaddin’in Kudüs’ü Haçlılardan geri almasıyla sona erdi.1517’de Osmanlı egemenliğine giren Kudüs, bu devletin tarih sahnesinden çekilmesiyle beraber 1917’de İngilizlerin işgaline uğradı. Filistin topraklarını üzerinde Yahudi devletinin alt yapısını hazırlayan İngilizler, o mübarek topraklarda bugüne kadar yaşanmış bütün acıların, cinayet ve vahşetlerin de sorumlusudurlar.

Yahudilerin 1948’de devlet ilanı ile beraber yeni bir esarete giren Kudüs, o tarihten günümüze kadar kan ağlamaya devam ediyor. Filistin topraklarını işgal ederek bir devlet kurmaya muvaffak olan siyonist Yahudiler, Kudüs’ü bu devletin ebedi başkenti olarak ilan ettiler. Batı’nın ve ABD’nin desteğindeki siyonist çeteler, Kudüs dâhil bütün Filistin topraklarını Yahudileştirmek için seferber oldular. Dünyanın dört bir yanından sevk ettikleri Yahudileri buralara yerleştirdiler. Filistinlileri evlerinden yurtlarından çıkardılar. Nice kanlı katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirdiler. Siyonist eşkıyalar, bütün bu zulüm ve vahşetleri Dünyanın ve İslam âleminin gözlerinin içine baka baka yaptılar.

israil, zamana yayarak Filistin’i ve Kudüs’ü Yahudileştirme siyasetini ısrarla devam ettiriyor.  Kudüs’teki Müslüman nüfus hızla yok ediliyor. Evler gasp ediliyor, yıkılıyor ve sakinleri Kudüs’ten uzaklaştırılıyor. Kudüs’te Müslümanlara hayatı zorlaştıracak ne varsa hepsi yapılıyor.1976’den 2013’e kadar geçen sürede 14 bin 309 Müslümanın Kudüs’teki ikameti iptal edilmiş. Direnişe katılan kişilerin evleri hunharca yıkılıyor. Evleri yıkılanların yeni ev yapmalarına izin verilmiyor. Her geçen gün inşa edilen Yahudi yerleşim birimleri ile Kudüs bir Yahudi kenti haline getirilmek isteniyor.

En son olaylar ise cümlenin malumu. Siyonistler, mübarek Mescid-i Aksa’ya saldırdılar. Necis postallarıyla içeri girip camiye hakaret ettiler. Müslümanların namaz kılmalarına engel oldular. Camiyi ibadete kapattılar. Küstahlıkta daha da ileri gidip mescit üzerinde hak iddia etmeye başladılar.

Siyonistler bütün bu alçaklıkları pervasızca işlerken, İslam âlemi, Arap dünyası ne yapıyor diye sormayın. Onların daha öncelikli(!) ve önemli(!) işleri var çünkü.

çınar haber

Önceki ve Sonraki Yazılar