Kukla Sisi'nin kukla Hâkimleri

Türkiye'nin yoğun seçim atmosferi içerisinde Mısır'dan gelen “idam kararları” vicdan sahibi herkes gibi dikkatlerimizi o yöne çevirdi. Zira % 52 oyla gelen Mısır'ın ilk meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesinden sonra sayısız zulüm ve haksızlıklara şahit olduk. Bu haksızlığa karşı çıkan binlerce “İhvan” mensubu acımasızca katledildi. Binlercesi komik gerekçelerle cezaevlerine atıldı. İslam âleminin sempatisini kazanan “İzzetin el-Kassam Tugayları” ve “Hamas” terör listesine alındı. Binlerce cami kapatıldı. Gazze'nin nefes boruları olan tüneller kapatıldı…  Mısır'ı alakadar eden tüm İslami gurupların faaliyet alanları daraltılmaya çalışıldı. Evet, kendisi kuklaydı ve onu oynatanlar iyi oynatıyordu.

Son zamanlarda ise bir idam furyası başlatılmış durumda…  106 “İhvan” mensubuyla birlikte Muhammed Mursi, Muhammed Bedii ve dünya Müslümanlarına mal olmuş Yusuf el-Kardavi gibi şahsiyetlerin olması, hadiseyi daha da önemli bir noktaya taşımıştır. Çünkü bu kişiler, misyon olarak büyük bir kitleyi temsil etmekteler. Bu şahıslar hakkında iddia edilen suçların ise birer düzmece ve tiyatro olduğunu herkes biliyor. Bu kararın siyasi olduğunu bile söylemeye gerek yok. Vicdan sahibi herkes bu kararın “hükümsüz” olduğunu ve “kukla hâkimlerin” işi olduğunu çok iyi biliyor. Ne gariptir ki idam cezaları verilenler arasında daha önce ölenler de var. Sadece bu detay bile hâkimlerin dosyaların içeriğinden ne kadar habersiz oldukları ve birer kukla olduklarını gösteriyor.  Hâkimler “Cunta” rejiminin kuklaları olurken Cunta rejiminin başında olan Sisi'nin, başta israil olmak üzere emperyalist devletlerin kuklacılığını yaptığı kesindir. Filistinli 73 kişiye idam cezalarını vermeleri bu hamlelerden bir tanesidir. “Hamas” mensuplarına ceza vermeleri bunun en büyük göstergesidir. Yoksa Hamas, Mısır'ın içişlerine karışmazken önce terör listesine alınması daha sonra da mensuplarına idam cezaları verilmesi; başta israil'e ve diğer emperyalist devletlere bağlılığının ilanıydı.

Batılıların “insan hakları” ve “demokrasi” nutuklarının sadece kendileri için geçerli olduğunu artık Dünya- Âlem herkes biliyor. İnsanların “temel hak ve hürriyetlerinden” söz edenlerin, işi sadece kınamakla geçiştirdiklerine defalarca şahit olduk. Bu idam cezalarını da sadece kınamakla geçiştirecekleri kesindir. Ancak bundan sonra Mısır'ın nasıl bir yola girdiğinin bazı ipuçlarını görebiliyoruz. Kuzey Sina'da 3 Hâkim'in öldürülmesi ve 2 Hâkim'in yaralanması yeni hamleleri ve stratejileri getirebilir. Tam bunlar konuşulurken yine Mısır'dan bazı idamların “infaz” edildiği haberleri geliyordu. Ensar-ı Beytel Makdis üyesi oldukları belirtilen 6 kişinin idam edildiği ajanslara düşmüştü. Bu hamleyle idamların infaz edilme meşruiyetine zemin hazırladığını düşünmemek elde değil. “İhvan” yetkilileri idam edildiğinde, muhtemel tepkileri ölçme hamlesi olarak görülebilir. İhvan mensuplarının yüzlerce idam kararları verilmiş dosyaları “müftü” yetkisine sunulmuş durumda.  Bizim Türkiye'de “Yargıtay” konumunu taşıyan yetkilerin Mısır'da “müftü” olarak bilinmesi… Bu Müftülerin Sisi'nin tek bir emriyle karar verdiklerini bütün Mısır halkı biliyor. Ancak bir toplumsal infiala sebebiyet verecek korkusu, onları düşündürmektedir. Fakat son hamleler ve infazlar bunun ön hazırlığı olarak görülebilir. Aslında Mısır cezaevlerinde farklı bir versiyon da “ihvan” mensuplarının öldürüldüğü, aslında birer infaz şekli olduğunu biliyoruz. Cezaevlerinde kasıtlı olarak tedavi edilmeyen 255 kişi hastalıktan ölmüş-şehit olmuştur. Bu halkanın son neferi ise ihvan liderlerinden Farit İsmail'dir.

Bütün bunlar yaşanırken ümmetin dağınıklığı ve birbirlerine düşmelerinden istifade eden emperyalist devletlerin kuklaları bizleri derinden üzmektedir. Bütün ümmeti “çıkar” ve “mezhepçilik” üzerinden savaşa sürükleyenleri artık görmek gerekir. Malcolm X'in dediği gibi “kuklayı değil, kuklayı oynatanı görmek gerekir”…

Önceki ve Sonraki Yazılar