Mesajlarınıza En Son Ne Zaman Baktınız?

Teknoloji çağının içine epey bir girmiş bulunuyoruz. Bundan on yıl önce polifonik telefonu olanlara gıpta ile bakılırdı. Bunlarda beste programı olurdu ve müzikten anlıyorsak kendimiz melodi yapardık telefonumuza. Bilmiyorsak telefoncudan nota satın alırdık da telefonumuz istediğimiz müziği polifonik olarak çalardı. Kamera gibi fotoğraf çekebiliyorduk.  Saat gibi kronometresi ve alarmı da vardı. Sonrasında melodi yüklenen telefonlara inanamadık. Nasıl yani? Telefon şu bildiğimiz müzikleri çalabiliyor muydu müzik çalar olarak? Hatta bu sesleri zil sesi de mi yapabiliyoruz, derken bir de baktık ki telefonlarımız internete de girebiliyormuş. Tabii ki çok pahalıydı internet. Öyle her babayiğidin harcı değildi cepten internete girmek.
 
Sonradan, yani yıllar sonra internette yapılan indirimlerle 2013 raporuna göre gelişmiş ülkelerde mobil internet kullanımı %79 iken, Türkiye’de bu oranın %91 olduğunu görüyoruz.
 
Teknoloji böyle ilerleyip de herkesin cebinde bir ahbab(!) olunca, haliyle kişinin ailevi ve çevresel münasebetleri de azalıyor. Türkiye’deki bu %91’lik kısmın girdiği sitelerin başında %78 ile Facebook geliyor. Twitter da en çok takip edilen siteler arasında.
 
Hal böyle olunca, kişi Facebook’ta ‘durum güncellemesi’ yapmaktan, arkadaşlarının gönderilerini beğenmekten, ailesine, akrabalarına fırsat bulamıyor.
 
Sahi, en son ne zaman ‘beğen’diniz eşinizin yaptığı bir yemeği?
En son ne zaman, işten eve gelince ‘durum güncelleme’nizi paylaştınız ve işyerinde yaşadıklarınızdan eşinize bahsettiniz?
Ve ne zaman yanıtladınız onun size lisan-ı hal veya lisan-ı kal ile attığı mesajları?
Sahi, en son ne zaman ‘davet et’tiniz eşinizi hak ve hakikat yolunda bir ‘uygulama’ya?
Güzel bir çiçek yahut bir tatlı sözle, o da olmazsa tebessümle yanına en son ne zaman vardınız hatırlıyor musunuz?
 
Evde yorgun olduğunuz için sorularına cevap vermediğiniz ve televizyona dalma numarası yaptığınız eşinizin yerinde, Facebook’taki arkadaşınız olsaydı, yine de o mesajı, o soruyu görmezden gelir miydiniz? Hele de karşıdaki bir kadınsa, cevabı geciktirir miydiniz? “Bayandır, ayıp olmasın.” mantığını hanımınız için de düşünür müydünüz? “Ne de olsa hoca hanımdır, eklemekte sakınca yok” diye eklediğiniz hoca hanımların ‘durum güncellemeleri’ne yaptığınız yorumlar gibi, eşinizin de ‘durum güncellemesi’ne de ‘beğen’i kazanacak yorumlar yaptınız mı hiç? Yoksa yorum yapmak için hanımınızın ‘dürt’mesini mi beklediniz?
 
Eşinize en son ne zaman farklı bir gözle baktınız ve isim değiştirerek yeni profil açan arkadaşınız için büyük bir iştahla ‘arkadaşı ekle’ye tıkladığınız gibi, eşinizi de bundan sonra çok farklı görmeye ve evliliğinize renk katmaya karar verdiniz?
Yahut da hanımlar… En son ne zaman eşinizle paylaştığınız durum güncellemeniz, Facebook’taki kadar iç açıcı oldu?
En son ne zaman profil fotoğraflarınız kadar güzel çıktınız eşinizin karşısına?
 
Sahi hanımlar, çocuğunuzun dikkat çekmeye çalışmasına tepkiniz ne oldu? ‘kişiyi engelle’diniz mi, yoksa size attığı mesajlara sevgiyle mi karşılık verdiniz? Yoksa cevap vermek için defalarca ‘dürt’mesini mi beklediniz?
Evliliğinizde heyecan kalmamasını, geçen yıllara mı yoksa çoluk çocuğa mı bağladınız? İnternette iken bağlantı yavaşladığında ‘geçmişi sil’diğiniz gibi, eşinizle aranızdaki muhabbetin artması için sahi, hiç sildiniz mi geçmişinizi? Yahut bağlantıyı düzeltmek için modemle uğraşır gibi, düzeltmeye çalıştınız mı hiç bağlantı noktanız olan kalbinizi?
Eşiniz işten geldiğinde en sevdiği elbiselerle karşılayıp, en sevdiği yemekleri hazırladınız mı ona?
 
Sahi, sosyal medyada bütün arkadaşlarınıza hitaben paylaştığınız ‘durum güncellemesi’ni eşinize bir kez olsun söylediniz mi? Hani yazmıştınız ya; “Yüzünden düşen bin parçayı toplayıp, yerine kocaman bir tebessüm yerleştiren insanlara selam olsun!”
 
Eşinizin sizin hakkınızdaki yorumları ne kadar değerli? Ne kadar önem veriyorsunuz eşinizin görüşlerine ve beğenilerine. Onun sizin hakkınızda neler düşündüğünü öğrenmek için en son ne zaman girdiniz vicdani ‘bildirimler’inize? Yoksa üstünü kapatıp “Benim gibisini bulmuş, daha ne istiyor?” mu dediniz? Rabbim teknolojiyi ayet olarak görüp ondan faydalanmayı ve afet olan yönlerinden korunmayı cümlemize nasip etsin.
 
Rahman’a emanet olunuz.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.