Menderes YILDIRIM

Menderes YILDIRIM

Mürşîd Mekteplerimiz 1: Filistin

Mürşîd: İrşadla ders veren şeyh/lider; Mektep de mürşidin, mürit (er)lerini eğittiği mekândır. Günümüzde Filistin’in anlamı da budur. Filistin, oldu olalı dünyaya, özellikle de Ümmet için ilhamın mektebi olmuştur. Doğrusu, Mescid-i Aksanın Yurdu; küçücük cürmü ile verdiği ‘evrensel mesajı’ ve kesintisiz olarak cennette açan GÜL (şehid)’leri ile mazlum ama MAĞRUR olmalı! Ne mutlu, selam o GÜLLER DİYARI’na!

Yaptıkları gösteriyor ki israil, ‘uzlaşı’ istemiyor. Besin kaynağı; tahrik, kan ve gözyaşıdır. Hitler’in “gaz odaları ve Fırınlarından yaptığı maskenin” ardına gizlediği vampir dişlerinden damlayan kanlar; canavarı, ayrıca Filistin Mektebi’nin masumiyetini deşifre etmiştir. Bu canavar, maddi ve manevi yıkım için; kıt imkânlarla kendine gelen Filistin’in tüm “alt yapısını” sık sık yerle bir edip masum insanları katlediyor. Kesintisiz öldürmelerle de Post modern soykırım uyguluyor.

Son 6 yılda sadece Gazze’de 500’ü çocuk, 2000’e varan şehid, 10.000’ne varan yaralı, yıkılan binlerce hane..! 15 gazeteci uzun süredir tutuklu.  Zahirî Gerekçesi: Yurdunu gasp edip tüm hanesini katlettiği Filistinlinin kalan barakasını da yıkmaya gelen buldozere taş atması. Ne büyük suç değil mi? Böyle kaybı olan bir insan  -inancı el verse- kendisini hatta dünyayı da yakmaz mı? Kaybolmuş bir Yahudi’nin faturasına karşılık; hava, kara ve denizden harekete geçerek katliamlar uygulama ve zaten, zor bela tamir edilmiş alt yapıyı, dünyanın gözlerinin içine baka baka harap etme… Nereye kadar?

Böyle bir cenderedeki Filistin Mektebinin ana sınıflarında dahi mürşit yetişmez mi? Her onurlu Müslüman da bu “aşk ve çile mektebinin” kendi ülkelerindeki ekstern (açık öğretim) şubelerinden fahrî doktora mezunu olmaz mı? Pekâlâ olur.

Filistin mektebi, İslam âlemine efsane şehitler bahşetmiştir. İsrail; bir yıpratma ve savaş taktiği olarak “Mossad, özel timler ve savaş uçakları” ile düzenlediği suikastlarda, Filistin lider kadrosunu hedef alarak, bu davayı çökertebileceğini düşlediğinden; 1988-Ebu Cihad, 1996-Yahya Abdullatif Ayyaş, 2002-Salah Şehade, 2004-Şeyh Ahmed İsmail Hasan Yasin, 2004-Abdülaziz Rantisi, 2009-Nizar Reyyan, 2009-Said Salim, 2010-Mahmud el’Mabuh gibi “öncü mübârizleri”  şehit etmiştir. Bunlar, Filistin Şahadet Mektebi’nin dereceli şehitleridir. Ne mutlu! selam olsun! Cümlesinin şahadetlerini kutlarız.

Filistinliler, İzeddin el Kassam Tugayları, Kudüs Seriyyeleri gibi örgütlenmelerin şahsında, Filistin ve ümmetin hatta insanlığın gururunu temsil etmektedirler. Bunlar, düşmana korku, dosta umut olduklarını bilmelidirler. Onurlu ve haklı duruşlarından dolayı, israil’in gündüzü de gecesi kadar karanlık ve amansız olmuştur. Netanyahu’nun “Bu, sona ermeli. Çok fazla acı var..!” sözünde; mazlum Filistin halkına verdikleri “acı ve korkunun” çok üstünde bir acının da kendi yüreklerinde olduğu, hatta; “bir tükenmişlik, bir acizlik ve esasen bir  teslim-i silah” da vardır. Sakın “Üzülmeyin, gevşemeyin, inanıyorsanız –ki bunda artık şüphe yoktur- galip gelecek sizlersiniz.” Gayret canlar! Yolun sonu görünüyor.

Tüm manilere rağmen Selahaddinlerine doğru yürüyen Ümmet,  vuslata ermeden israil düşünmelidir. “Anti Siyon Yahudilerin” ABD’deki yürüyüşleri takdir edilir ama yetmez. Terörü varlıklarının sebebi olarak gören, tedaviyi reddeden israil yönetimi, halkını da şeytanlaştırıp felakete sürüklemektedir. İnsanlık; Filistinlilerin dik duruşunu, bir dikleşme değil, bir yaşam mücadelesi ve insanlık onurunun feryadı olarak algılamak zorundadır.

Dünyadan katliama karşı isyan/kınama söyleminin Emperyal/batı ayağı; insanlık ve medeniyetten istifa ederek her zamanki gibi “güçlüyü” oynarken, Şark ayağı; mazlumuna sırtını dönmüş, pişkince “kör, sağır ve dilsizleri” oynuyor. Başta İslami çevre ve STK’lar; Filistin Mektebinin ‘aslî’ ve ‘fahrî mezunlarının’ yani, dünyadaki sessiz çoğunluğun gür sesi olmaktadırlar. Kutluyor, onurlu duruşa ‘devam’ diyoruz.

Yazıklar olsun, veyl olsun haremlerine çekilen “Çin malı-fason” şeyh ve Krallara! Ne de kambur sırtları var İlahî! Kevser’in değil cehennemin temizleyeceği Rabi’a Avcısı Abdulfellah Sisi de (barışa?!) aracı olmuş(?) Suud kralıyla keselenin de İsrail paklasın! “Sen âlemi kör, herkesi sersem mi sanırsın! En ummadığın keşfeder esrar-ı derûnun!” cümlesinin ”Elbiseleri, önden yırtılmış!”

Rabb’im! O mektep kaçkını ‘firarîleri’ perçem ve sırtlarından yakala! Yerin, göğün ordularının sahibi Rabb’im! Müminlere; ‘kâfir, zalim, münafığı’ anlayacak ve tevhide götürecek ‘ilim, feraset ve cesareti’ ver! Yetti! Onları mülkünün varisleri eyle!  Âmin! Dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar