Mutsuz Bebeler ve Başsız Gövdeler

Bismihî Subhanehu. Bir gövde düşünelim ki, başı yok. Yürüyor, koşuyor, okula gidiyor, dahası üniversite sınavına giriyor, kazanıp mezun oluyor ve hatta iş sahibi oluyor. Ne ilginç değil mi?

Başı olmayan biri nasıl yaşayabilir? Nasıl koşar, oynar, iş sahibi olur, şaşırıyor insan. Fakat bu mu daha şaşırtıcıdır, yoksa büyüklerin çocuklaşmaya çalıştığı, tecrübe diye bir şeyin kalmadığı, çocuk ve gençlerin başıboş büyüdüğü bir devre şahit olmak mı?

Dünyaya adım attığı andan itibaren gelişmesi, öğrenmesi, kendine güven kazanması beklenen yavrucak, daha ilk adımında arkasına bir tokat yer. Genellikle hayatın ilk adımı budur. İlk birkaç saatini huzur ve güven içinde annesinin kucağında geçiren yavrucak acıkıp da ağlayınca ilk günler hemen annenin kucağına verilir. Fakat bilmez ki bu ilk günlerden sonra, birkaç günlükken yalana da alışması gerektiğini. Hemen eczaneden bir emzik, halk ağzıyla ‘yalancı meme’ verilir ağzına. Adı üstünde yalancıdır ve bebek artık bunu ağzına alır almaz susmak zorundadır.

İşte böyle başlayan bir hayat, yaşlanmak istemeyen bir annenin ve gürültü kaldıramayan babanın nezaretinde sürer gider. Yaşlanmak istemeyen anne, gerekirse çocuğunun sütünü vermekten kaçınır, mamayla ve bisküviyle beslemeye başlar. Çocuk büyüdükçe anne de daha bir sarılır gençlik iksirlerine, kozmetik ürünlere. Evladını yetiştirmesi gereken anne, nerde kırışık önleyici krem var, nerde kaliteli cilt maskesi var onu araştırmaya koyulur. Kaş almaya da kıyısından köşesinden fetva verildi ya, artık tutabilene aşk olsun. Bir farz edasıyla, cemaat namazına koşar gibi koşulur kuaföre, kaşlar hafiften kendini gösterince.

Baba deseniz annenin, aile şuurunu hiçe sayarak başına buyruk yaptığı borçları ödemek için gecesini gündüzüne katar. Kadının çenesini dinlemektense, kadın dilediğini alsın da borç ödemek kolaydır ona göre. Ve babalar da artık orta yaşa yaklaşırken,  gömleğin yerini daracık T-shirtler, kumaş pantolonun yerini de blue jeans’ler almaya başlar.

“Gençlerin en hayırlısı yaşlılara benzemeye çalışandır. Yaşlılarınızın en şerîri, gençlere benzemeye çalışandır.” hadis-i şerifinin bir tecellisidir tüm bunlar.

Zavallı çocuk, ilk yalanın-emziğin- ne kadar da masum olduğunu anlar. Sorunlarını anlatacak yetkinlikte bir anne veya derdine ortak olacak bir baba bulamamaktadır.  Zira annenin aklı bir tarafta, babanınki başka bir taraftadır.

Bu yalnızlıkla hayat merdivenine tırmanmaya çalışan çocuk, kendisine rehber olacak, tecrübelerini kendisiyle paylaşacak ve zorluklarla karşılaştığında sırtına destek verecek bir büyükten mahrumdur. Nasıl ki baş, insan vücudunu yönetir; beyin ondadır, gözler, kulak, burun ondadır. Anne-baba da evladı için baş mesabesindedir. Anne babanın tecrübelerinden faydalanmadan bir yerlere gelen insanın hep bir yönü eksiktir, başı kopuktur. El yordamıyla işlerini gören biri gibidir. Hele de başka bir büyüğü yoksa, dede, nine, amca vs. gibi.

Ve maalesef bu bahsedilenler cahiliye devrini yaşayan günümüz insanlarının sorunu olmaktan çıkmış, hepimizin ortak sorunu haline gelmiştir. Kadınlar güzellik salonlarını arşınlamakta, evlerinden makyaj malzemelerini eksik etmemekte ve bunları eşleri için evde bulundurduklarını belirtmektedirler. Peki, eşler için kullandıklarını iddia ettikleri sürmeler, göz kalemleri ve rimeller, neden onları dışarıda gördüğümüzde de tazeliğini ve canlılığını korumaktadır? Acaba eşlerinin işyerine gidiyorlar da bizim mi haberimiz yok?

Kozmetizm (Her şeyin ‘izm’i var. Bu da bizden olsun) tutkunu tesettürlü bacılarımız, başsız insan yetiştirdiklerinin farkında mıdırlar? O nadide gülleri, kendi genç kalma hevesleri yüzünden soldurduklarını biliyorlar mı? Evlatlar sığınacak bir kucak ararken onları daha bebekken materyalist mantıkla büyümeye zorlamanın, emziği ağzına tepmenin o çocuğun maneviyatında yapacağı etkiden haberdarlar mı? Daha bebekken dışlanıp mutsuz olan yavrucak, bir de büyüyünce yanında ebeveynini görmezse o yıkımın telafisi var mıdır?

Re’s (baş) olduğunun farkına varıp evlatlarına eğilen ebeveynlerin ve tecrübelerle yetişip sorumluluklarını bilen mutlu evlatların çoğalması duasıyla. Rahman’a emanet olunuz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.