Ne Olursa Olsun Tespihi Elden Bırakmayalım

Sosyal hayat kurallarını belirleyen ve insanın mutlu olabilmesi için yol gösteren kaynaklardan yüce kitabımız; sabra, şükre, zikre çok önem verir. Birçok yerde peygamberlerin ve canlıların Allah’ı tespih ettiğini dile getirir. İnsanın Rabbini zikretmesi halinde Allah’ın da zikre karşılık vereceğini kitabımız çoğu yerde dile getirir. Sembolik mantıkta buna karşılıklı koşul diyoruz.

Mesela “siz beni zikrederseniz ben de sizi zikrederim.” İnsan iyilik için uğraşırsa Yaradan da o kulunu toplum içinde yüceltir. Bizler iman edip salih amel işlersek Yaradan da yaptıklarımıza karşılık cennetleriyle ödüllendirir. Teşbihte hata olmazsa bütçemize karşılık ev, araba gibi düşünebiliriz. Çelişkili olan ise hiçbir şey yapmadan lüks araba lüks daire istemek…

İstenilen davranış ve verilecek ödül dikkate alındığında iki kavramla karşılaşmak mümkün: Birincisi materyalizm(maddecilik) görünmeyen ödülleri dikkate almayıp sadece görünene inanmak; ikinci ise idealizm çoğu şeyin düşünceyle gerçekleşebileceğini savunan görüş. İnsan görünmeyen bir hayata inanmazsa ebedi inanacak bir düşüncesi de olmaz. Fakat insan düşüncesinde, kalbinde, gönlünde bir şeylere inanırsa bazı şeylerin sonsuzluğuna inanır.

Sadece materyalizmden hareket edilirse inanılması gereken cennet ve cehennem kaf dağına benzetilir yani sadece hayalden başkası olmaz. Oysaki iman penceresinden bakıldığında bu böyle değildir. Bazı şeyleri görmesek de olduğuna iman ederiz. Geçmişteki insanları görmeden onlara inandığımız gibi yan odayı görmeden varlığını hissettiğimiz gibi.

Zaman zaman zayıf düşebiliriz, yakıtımız azalabilir fakat her daim dikkat etme zorunluluğumuz var. Bizler birer yolcuysak; yakıtımızı, suyumuzu, yağımızı ve bunun gibi çoğu faktörü hesaplamak zorundayız. Hele ki yol çok daha uzunsa daha çok dikkat etmek mecburiyetimiz var. Sadece zaruri faktörleri dikkate alarak yola çıkmak da yeterli olmaz. Bu bakış sadece maddeci bir görüş, bize dikkat lazım, ahlak lazım, dua lazım. Sadece arkamızdan suyun dökülmesi yetmez. Bu olsa olsa gelenek olur.

Bütün bu verilerden yola çıktığımızda bu zaman diliminde herkesten mutlak şeyler beklemek de doğru olmaz. Şahsım olarak bu yüzyılda yapılanları oranlamak gerektiğine inanıyorum. Çünkü mutlak iyi Yaradan’dan da başkası değildir. Biz kullar, değişkenlik gösterdiğimiz için artılarımızı ve iyilik oranlarımızı sürekli kontrol etmek zorundayız. Sosyal ilişkilerimizde de böyle olmalı.

Bir insanın iyilik artıları ve güvenirliği artıkça ona yaklaşmalı, azaldıkça ona yardım etmeliyiz; eğer kötülüklerinde ısrar ediyorsa mesafemiz olabilmeli. İnsanları mutlak anlamda değerlendirirsek yanlış yapmış oluruz. Oransal olarak değerlendirmek şahsımca en mantıklı değerlendirme biçimidir.

Başımdan geçen bir olayla da konumuza noktayı koyalım: Bir aralar ciddi anlamda bazı insanlar tarafından mağdur edildim, hep düşünüyordum, bir çıkış yolu bulamıyordum; bu sıkıntılar devam ettikçe bazı geceler uyumakta zorluk çekiyordum, bir sahabenin sözü aklıma geldi sıkıldıkça düşüneceğime sabahlara kadar Kur’an okudum, inanın cüzler azaldıkça sıkıntım da azalıyordu. Ben orada anladım ki her türlü sıkıntının şifası gerçekten bu kitapmış.

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.