Yusuf ARİFOĞLU

Yusuf ARİFOĞLU

Ol SUDAN susuzlara selam olsun

Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür, denilmiştir. Bu âlimlerden biri olan, adalet aşığı ve mazlum sevdalısı insan Mehmet Sudan Ağabey, bir hafta önce rahmet-î Rahman’a kavuştu.

Belki geniş bir alanda bilinmese de 80’lı yıllara uzanan oradan 90’lı yıllara taşınan, 2000’li yıllarla kök salan İslamî çalışmalar içinde iyice tanınan bir dava insanı ve İslam adamıydı Mehmet Sudan Ağabey.

O, kesinlikle ölümünden sonra kıymete binenlerden değil hayatıyla, mücadelesiyle, çilesiyle, sabrıyla, hicretiyle, Yusufî mekanlardaki adanmışlığıyla -özellikle günümüzün Hazret-i Osman timsali haya ve tevazusuyla- zaten kıymeti, sevgiyi ve hürmeti hak edenlerden biriydi...

Bu anlatımın bir şahitliği de yaşanmış bir olayın hikaye edilmesiyle olsun istiyoruz:

“Arif, ortak alandan koğuşuna dönünce sevinçliydi. Uzun ve baskılarla dolu zindan yıllarından sonra kapalı mekânlarda ortak alan da olsa dostlarla bir araya gelmenin sevinci içindeydi. Hele de Edip Gümüş, Mehmet Sudan, Hacı Bayuncuk... gibi dava öncüleriyle bir araya gelmiş olması onu daha da sevindirmişti. Bu rahat ve huzurlu ruh haliyle ranzasına uzanıverdi...

Düşünce mi desek, zihne gelip yerleşen bir kurcalama mı desek birden iç bir ses:

-Siz, samimisiniz; ama klasik bir abêcilik algısı içinde öncü dediklerinize körü körüne kapılıp gidiyorsunuz! Bu ses, 90’lı yılların fitne fısıldayan söylemlerine ne kadar da benziyordu!

‘Acaba, gerçekten kör bir abêcilik algısı içinde bazı hakikatleri göremedik mi, göremiyor muyuz?’ sorusu da onun yakasını bırakmadı. Birden başka bir iç ses imdadına yerleşti:

-Niye, o kadar hayıflanıp üzülüyor ve acabalarla meşgul oluyorsun ki, al sana “Abeler” yanı başında. Hem, bir insan artı ve eksileriyle en güzel kapalı bir mekanda tanınır! Sen de onlarla ortak alana çıkınca tarafsız bir gözle bakarsın, hareket/sözlerini bire bir takibe alırsın! Böylece işin gerçekten “abêcilik” algısı içinde bir körlük mü; yoksa “abêliği” hak eden bir liyakat mi olduğunu anlarsın!

Arif, yaklaşık birkaç ay hiçbir arkadaşına sezdirmeden ve bu duygularını açmadan tarafsız bir gözlemci edasıyla abêlerin “söz, davranış, bakış, tebessüm, paylaşım”larını izledi. Artık, netice almış olmanın rahatlığıyla divan-ı Rahman’a duaya durdu ve dilinden şu gerçekler döküldü:

-Yarabbi, iç âlemimde yer eden bir sorunun cevabını gözlemlerim sonucu gönül rahatlığıyla almış oldum. Bu süre içinde gördüm ki, bu insanlar her yönüyle peygamber varisi olabilecek nitelikte ve İslamî bir davaya motor, lokomotif olabilecek bir nitelikteler ve her biri sıdkıyla, adalete olan tutkusuyla, hilmiyle, ilmiyle, fikriyle, tevazusuyla, cesaretiyle sahabeleri hatırlatan vasıftalar.

Yarabbi! Bunu bana gösterdiğin için sana hamd olsun! Gönlümü bu kıymetli ve nazdar insanları layıkıyla tanıma imkânıyla ferahlattığın için sana şükürler olsun!

Yarabbi, sen yolumuzu onlarla ışıt, saflarımıza onları imam kıl, çalışmalarımıza onları destek eyle!...

Böyle bir demde -hala cezaevinde olan ve müzmin bir hastalığa yakalanmış olan- Yasin Demir’le mektuplaşan Arif, bu insanların güzel bir tasavvuru olan şu şiirsel yazışmayı tatmıştı:

(Arif’ten Yasin Demir’e)

SELAM VAR

Nice şair, ozan gelip geçti

Çoğu sözlü iletimi seçti

Sözün beliğini Edip dizdi

Ol EDİP’ten yarenlere selam…

Şafii der: “Deniz rızkı helaldir”

SUDAN çıkan her şey lezizdir

Su yanık dimağa bir şerbettir

Ol SUDAN,  susuzlara selam…

 

Gül, sümbül, menekşe rengârenk

Her siccinde Lillah için ahenk

Hüsn-ü Cemal ile bir şems denk

Ol CEMAL’den müştaklara selam

Ahsen-i takvimin başı Âdem

Bir kervan ki ilerler her dem

Musa, İsa, Ahmed(a.s)’le âlem

Ol EYÜP’ten dertlilere selam

 

Muştu var ALLAH’tan o hizbe

Söz ki güzeli, özü iner kalbe

Hayatın başı, sonu toprağa

Ol SABIR’dan vasıllara selam

Sahte aşka Hallaci can katan

Aşk ateşini şevkle avuçlayan

Sessizlik üstadı, umut şahından

Ol YASİN tutkunlarına selam

.........

(Yasin Demir’den Arif’e)

SELAM OLSUN

SUDAN gelen bir hayattır

Ol SUDAN’a selam olsun

Hüsn-ü CEMAL onda yansır

Ol CEMAL’e selam olsun

 

Nice peygamberler geldi geçti

Serverleri Muhammed’ti(a.s.m)

İsa, Musa, Harun, Yahya

Ol EYYUB’a selam olsun

Ol hayat ki başı su sonu toprak

Bazen vuslat bazen firak

Tek derman sabırlı olmak

Ol SABIR’a selam olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar