Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Ortaklık mı?

İşyerimizi kendi başımıza idare ediyoruz. Ortağımız falan yok. Ağır aksak işimiz oluyor. Karışanımız da yok.

İşyerimizi istediğimiz saatte açıyor, istediğimiz saatte kapatıyoruz. Önemli bir işimiz olduğunda işyerimizi kapatıyor gidip o işimizi görüp geliyoruz. İstediğimiz ürünü satıyor, işimize gelmeyen ürünü satmıyoruz. Kapımıza gelen bir fakire dilediğimiz kadar gönlümüzce sadaka verebiliyoruz. Borç verdiğimizde oluyor vermediğimiz de.

Evimize aldığımız ihtiyaç malzemelerini bir deftere yazmamız gerekmiyor. İhtiyacımız olan malzemeyi alabiliyoruz. Her akşam çoluk çocuğa elimizde bir malzeme ile gidiyoruz. Çocuklar iş yerine uğradığında dilediğini alabiliyor.

Elbet saydıklarımızın tümü bir ortağımız olmadığında mümkün olan şeylerdir. Ancak yanımıza işimizin büyümesi için bir ortak alıyoruz. Sermaye ve emekte ortak oluyoruz. Ortaklık yaptığımız bu kişiyi daha önce tanımakla beraber, beraber iş yapmamışız. Hani “bir kişiyi tanıyabilmek için ya beraber ticaret yapacaksınız ya beraber yolculuk yapacaksınız ya da komşuluk yapacaksınız” meşhur söz vardır ya.

Yanımıza ortak aldıktan sonra durum değişti. Her şey, ama her şey artık yazılmak zorunda. Milim milim hesap görülmesi gerekiyor. Gönlümüzün estiği şekilde iş yerimizi istediğimiz saatte açamıyoruz. İşyerini açmanın belli bir saati var. Canımın istediği şu şeyi alıp yiyeyim diyemiyoruz çünkü ortağın rızasını almamız gerekiyor. Eve aldığımız her bir şeyi kuruşu kuruşuna yazmamız gerekiyor. Kapıya gelen fakire sadaka verdiğimizin kimisine ortağımız razı oluyor kimisine razı olmuyor. Hesabımıza gelmediği halde ortak veresiye vermiş. Hatta yetmiyor bir de kasadan borç para vermiş. Vb.

Özel bir işimiz olduğunda işyerini kapatamıyoruz. Çünkü ortak razı değil. Anlayacağınız eski rahatlığın yerini darlık aldı. Artık kendi başımıza istediğimiz şekilde karar veremiyoruz. Çünkü bir ortağımız var ve birlikte karar vermemiz gerekiyor. Ortaklığımızın devamı için beraber hareket etmek ortaklığı kurallarına göre yürütmek gerekiyor.

Ben basit bir ortaklığı örnek verdim. Çok büyük ortaklıklar vardır ve hepsinin de kendine göre sıkıntıları vardır. Peki tüm ortaklıklar sıkıntılı mıdır?. Eğer böyleyse insanlar nasıl berber iş kuracak ve beraber güçlenecek?  Elbette ki aynı anlayıştaki biriyle iş bölümü ve sorumluluk bilinci içerisinde ortaklıklar kurmak mümkündür. Bu tarz ortaklıklar uzun süreli de olur. Ancak bu tarz ortaklıklar da azdır.

Ortaklık işini biraz da Türkiye siyaseti açısından değerlendirelim.

Türkiye'de güçlü ve tek başına bir iktidar vardı. İstediği yatırımı, istediği atamayı yapıyordu. Tek başına kararlar alabiliyor. Yasalar çıkarabiliyordu. Neredeyse kimseye hesap vermek zorunda değildi. Ancak gerek hükümet cenahı gerekse halk bunun kıymetini bilmedi. İktidara bir ortak lazım dedi. Hem de iktidarla kafa dengi olmayan, çoğu meselede uyuşmayan, kimisi dine imana tamamen karşı, kimisi çözüme karşı. Kısaca yan yana geldiğinde çokta beraber yürüyemeyecekleri kesin olan ortaklar arasın da bir ortak seçme mecburiyeti ortaya kondu.

Yer geldiğinde Hamas'a destek veren, Mürsi'yi savunan, israil cumhurbaşkanına One minut diyebilen, Sisi'yi kınayan bir hükümet yok artık. Bundan böyle kurulacak hükümetin sesi daha cılız çıkacak. Acaba ortağım bu meseleye ne der hesapları yapılacak.

Yapılacak bir atamada bakanlıklar arasında uyum sağlanabilecek mi? Birisinin atayalım dendiğinde diğeri evet diyecek mi? Yapılması gereken bir yatırıma beraber onay verilecek mi?

Tecrübelerimiz ortaklıkların pek de yürümediğini gösteriyor. Koalisyon hükümetleri pek başarılı olamamıştır. İstikrar, büyüme, ekonomik kalkınma ve mali denge ancak kendi başına iktidar olan hükümetlerin zamanında olabilir.

Koalisyon hükümetleri, tek başına iktidara göre zayıf yönetim demektir. Dış güçlerin iç meselelere daha rahat müdahalesi demektir.  Yer geldiğinde istikrarsızlık, yer geldiğinde kaos ve yer geldiğinde devalüasyon demektir.

Ortakların birbirine yüzde yüz uyumu mümkün olmayan bir şeydir. Halk tercihini koalisyondan yana koydu ama iyi yapmadı diye düşünüyorum diyor ve sizi Allah'a emanet ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar