Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Oruçlarını zor şartlarda tutanlar

Şartları ağır olan meslekler vardır. Sıcakta, güneşin altında ya da ateşin kenarında yüksek sıcaklıklarda çalışmak gerekiyor. Bir yandan yaz sıcaklığı, bir yandan işin şartlarından kaynaklanan sıcaklık, geçim derdi ve çalışmadan da olmuyor.

Ramazan orucunu tutmaya azimli olanlar çalışma şartlarını oruca göre düzenliyor ve oruçlarını tutmaya devam ediyorlar. Gece çalışıp gündüz dinleniyorlar. Ya da sahurda erken saatlerde işe başlayıp güneşin sıcaklığını hissettirdiği saatlere kadar çalışıyor ve sonra dinlenmeye başlıyorlar. Öğleden sonra da güneşin sıcaklığı kırıldığında çalışmaya başlıyor, iftara kadar çalışmaya devam ediyorlar. Bu şekilde hem işlerinden olmuyor hem de oruçlarını tutuyorlar. Kimi de vardiyalı çalışıyor. Günün belirli bir vaktine kadar birisi çalışıyor sonra diğeri vardiyayı devir alarak akşama kadar çalışmasını sürdürüyor.

Eskilerde çalışma şartlarının çok daha ağır olduğu malumunuzdur. Teknoloji gelişti ve çalışma şartları kolaylaştı. İşin büyük miktarını makineler yapıyor. Her alanda işlere makineler hâkim olmuş. Bu yüzden oruç tutma şartları da eskiye nazaran daha kolay olmuş. Çoğu işyerinde, evlerde klima var. Klimanın serinliği altında oruç tutmak çok daha kolay hale gelmiş.

Yakın zamana kadar tarlalarda yüksek sıcaklıklarda elle veya orakla hasat biçenler, çok zor şartlara rağmen oruçlarını terk etmezlerdi. Şimdilerde hasadın büyük çoğunluğu, biçerler vb. iş makineleri ile yapılıyor. Buna rağmen, kimi bölgelerde, çok zor şartlarda, çalışanlar da azımsanmayacak kadar çok.

İnşaatlarda çalışanlar günün büyük bir kısmını iskelede bir kalasın üzerinde güneşin önünde geçiriyor. Fırınlarda ocak kenarında yüksek sıcaklıklarda çalışmak zorunda kalanlar, tekstillerde ütücülük yapanlar, hala hasadını elle veya orakla biçmek zorunda kalanlar, ovalık ve taşlık yerlerde gölgesinde gölgelenecek tek bir ağaç bile olmayan yerlerde çobanlık yapmak zorunda kalanlar ve daha niceleri… Orucun mükâfatına inanarak ve Allah’a dayanıp güvenerek oruçlarını tutuyorlar.

Peygamber (s.a.v)şöyle buyurdu: “Kutlu ve yüce olan Allah şöyle buyuruyor: Oruç benim içindir. Yani, benim rızamı kazanmak için tutulur. Ve onun mükâfatını da fazlasıyla ben vereceğim. Oruçlu kimsenin iki sevinçli anı vardır. İftarını açtığında sevinir. Allah’a kavuştuğu andaki mükâfatı da yine sevinmektir.

Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha iyidir.” İşte oruç tutanlar bu bilinç ile hareket ediyor. Her türlü zor şarta rağmen orucunu tutmaya devam ediyorlar.

Elbet zor şartlarda tutulan oruç ile kolay şartlarda tutulan orucun mükâfatı bir değildir. Şartların zorluğu mükâfatın artmasına sebeptir. Kışın tutulan oruç ile yazın ortasında, sıcağın altında tutulan orucun mükâfatı bir değildir. Bu yüzden Hz. Ali (r.a.): “ Dünyada en çok sevdiğim üç şeyden biri, yaz sıcağının ortasında oruç tutmaktır” buyuruyor.

Önemli olan kanaat etmek ve Allah’a güvenmektir ve orucu tutmakta kararlı olmaktır. Kararlı olmadıktan sonra en kolay şartlarda bile kişi oruç tutamaz. Ancak bunun sevabına inananlar ve cehennem ateşinin sıcaklığının dünyadaki sıcaklığın derecesi ile karşılaştırılamayacağını bilenler, cehennemdeki susuzluğun daha çetin olacağını bilenler. Orucunu tutuyor ve şartlarını ona göre ayarlıyor. Kendisi oruç tutuğu gibi aile efradının da oruç tutması için şartları kolaylaştırıyor.

Sahurlarda tüm aile efradını sahura kaldırıyor ve mükellef olan çocuğu varsa bu çocuklarının da oruç tutması için onları teşvik ediyor. Fedakârlıkta bulunuyor. “Çocuğum çalıştığı için orucunu yesin. Ben ise orucumu tutayım” mantığı gütmüyor. Çünkü akıl baliğ olan bir gencin oruç tutması gerektiğini biliyor ve eğer onun oruç tutmamasına sebep olursa çocuğu oruç borcu altına gireceğini ve tutamadığı orucun günahında ortak olacağını biliyor.

Çalışma şartları çok çok ağır olan ve bu işte çalışmaktan başka çaresi olmayanlar, peşin peş pes etmeyecek.

Gece sahura kalkacak oruca niyetlenecek. Gün içerisinde tuttuğu oruç nedeniyle canına zarar gelecek kadar dayanamayacak hale gelirse o zaman orucunu o gün için yiyebilir.

Tutmadığı bu gün karşılığında bir gün kaza eder. Allah herkese orucunu tutabilme gücü versin. Şartlarını kolaylaştırsın ve mükâfatını artırsın.
Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar