Orucu manen de bozan sebepler var!

 Orucu gerçek manada bozan, iftar ettiren sebepler olduğu gibi, manen de bozan, sevabını zayi eden birçok sebep vardır. Manen bozulmuş orucun kazası sahibinden istenmez; ama Allah katında bu orucun sahibine bir faydası, sevabı yoktur. İbadette asıl olan ihlâstır, ilahi rızayı kazanmaktır. İlahi rızayı kazanmak ise sırf Allah rızası için onu yapmak ve onun hükmünü yok eden sebeplerden sakınmakla olur. Bu hususla ilgili Ebu Hureyre'den (r.a) rivayet dilen şu iki hadisi şerife iyi kulak verelim:

“Bir kimse (oruçluyken) yalan sözü ve onunla amel etmeyi terk etmezse, Allah'ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Buhari, Ebu Davut)

“Nice oruç tutanlar vardır ki, onlara açlıktan başka bir şey yoktur ve nice gece namazı kılanlar vardır ki, onlara uykusuzluktan başka bir şey yoktur.” (İbni Mace)

Şu halde, oruçlu kişinin orucunu koruması, sevabını zayi etmemesi için nelere dikkat etmesi ve hangi sebeplerden sakınması gerekir? İşte bunun cevabını da şu hadisi şerifte görmekteyiz:

“Sizden biriniz oruçlu olduğu günde kötü söz söylemesin, cahili işler yapmasın. Şayet biri gelir ona söver, onunla kavgaya tutuşursa: “ben oruçluyum, ben oruçluyum” desin. (Buhari, Müslim)

Hadisi şerifteki: “ben oruçluyum, ben oruçluyum” şeklindeki ifadesinin iki kere tekrarlanışı bu işin ne kadar ciddi ve ehemmiyetli olduğuna işarettir. Bunun açık üç anlamı vardır:

Birincisi: bunu söyleyecek kişi; “Ben rabbimin hoşnutluğunu kazanmak için nefsimi bağlamış, kötülüklerden alıkoymuş olarak ibadet halindeyim; ben senin havana uyarak orucumun sevabını zayi edecek değilim. Benim seninle uğraşacak bir vaktim, bir işim yoktur. Git sen kendi yoluna, ben kendi yoluma” dercesine büyük bir erdemlilik göstermekte ve örnek bir tavır sergilemektedir.

İkincisi: bu güzel tavrıyla karşıdakine de mesaj vermektedir. Yani ey Müslüman sen ne yapıyorsun? Ne yaptığının farkında mısın? İkimiz de oruçlu olduğumuz halde böylesi cahili işler bize yakışır mı? Benim bunu terk ettiğim gibi gel sen de terk et. Şu anda bu fitneyi aramıza sokan şeytandır. Orucumuzun sevabını zayi etmek için bizi birbirimize kışkırtmaktadır. Gel onun oyununa gelip onu sevindirmeyelim.” Dercesine karşıdakini de uyarmaktadır.

Üçüncüsü: hadisi şerifte “ben oruçluyum, ben oruçluyum” şeklindeki ifadesi müminler arasında bir şifredir, bir paroladır. Allah'ın Resulü (s.a.v), Şeytanın hilesini bozmak, tuzağını boşa çıkarmak için bize bir şifre veriyor: “ben oruçluyum, ben oruçluyum” diyeceksin. Hem de, iki kere tekrarlayarak tekidli olarak söyleyeceksin. Çünkü sen sürekli bir gözetim, bir otokontrol sistemi altında bulunuyorsun. Çünkü sen şerden, hileden kaçıyorsun. Çünkü sen, gün boyu çektiğin açlık ve susuzlukla elde ettiğin o değerli sevapları zayi etmek istemiyorsun. Çünkü senin eteğinde dolu dolu kıymetli cevherler, inciler vardır; onları birilerinin tahrikine, kışkırtmasına gelerek çamura batırmamalısın!

Evet, şeytan aleyhillane insanoğlunun apaçık bir düşmanıdır. Sürekli onları birbirine düşürmek, aralarını bozmak için görev başında, pusuda beklemektedir. Yaptığı güzel amellerin sevabını iptal etmek ve şaşırtıp bir belaya uğratmak için yollarına tuzak döşemektedir.

Allah (c.c), insanoğluna karşı en nihai gücünü kullanması için kıyamete kadar şeytana, mühlet vermiş, ona fırsat tanımıştır. O ezeli düşman insanoğluna karşı yayalarıyla, süvarileriyle dört cepheden saldırı düzenlemek suretiyle, gece gündüz görev başındadır. Âdemoğullarını Allah'a asi düşürmek, kendisi gibi cehennemlik yapmak için fırsat kollamakta ve bütün oyunlarını oynamaktadır. Ancak bu mübarek ramazan ayının himmetiyle fazla müminleri kandıramadığı için işi kesatta, iflastadır. Tezgâhı iş yapamıyor, elemanları iş göremiyor, Zincirlerle bağlanmış gibi olduklarından meydanlarda cirit atamıyorlar. Çünkü insanlar bu ayda oruç sayesinde rahmanileşmişlerdir.

Orucun mükâfatı çok büyüktür. Allah katında ihlâsla yapılan her ibadetin mükâfatı birden ona, yetmişe, yüze ve yedi yüze kadar katlanabilir. Ama orucun mükâfatı sayısızdır. Onun mükâfatını ancak Allah (c.c), takdir eder. Bir hadisi kutside Allah (c.c), şöyle buyurur: “Kulumun her ibadeti onun içindir, ancak oruç müstesna, o benim içindir. Zira kulum benim için yemesini içmesini terk ediyor, onun mükâfatını da ben vereceğim.” (Hadisi Kutsi)

Ramazan boyu iftar sofralarınızın kalabalık, zengin ve bereketli olması, manevi kazanç ve mükâfatınızın bol olması için yetimi ve yoksulu gözetenlerden olun ki, İbrahim'i zenginlik hem kalbinize, hem sofranıza ve kesenize de gelsin dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar