Sağırlar evi

Bir hikaye

Ali ev halkıyla bayramlaşmış, küçüklerin yanaklarından öpmüş, küçük bayramlıklarla onları sevindirmiş; biraz daha büyüklerin de başından öpmüş, onları kucaklamıştı. Şimdi sıra konu komşuya gelmişti. Gelmişti gelmesine ama onu düşündüren bir sorun vardı. Elbette ki komşulara da gidecek ve bayram havasının genel şenliğini mahalleye de yayacaktı, ama…

Bir süre önce Ali Ahmet komşusuna bir miktar para borç vermişti. Komşuluk bunu gerektiriyordu. Çünkü kişinin yardımına koşmasında komşu, en yakın akrabasından da daha yakındır insana, bunu biliyordu. Ne var ki Ahmetgiller bir miktar garip bir aileydi. Belki bunda tüm aile bireylerinin yarım sağır olmalarının da etkisi vardı. Biraz heyecanlı ve tepkileri olana göre değil olabilecekler üzerine kuruluydu. İşte tüm bunlar Ali'yi kara kara düşündürüyordu. Hanımına seslendi:

-Hanım, Ahmetgillere bayramlaşmaya gitmesine gideceğim de ama biliyorum bunlar beni tekrar yanlış anlayacaklar. Sen ne diyorsun, ne yapayım?

- Ne diyorsun, Aliciğim, bu bir bayram, genel bir şenlik. Bu günde yapılan yanlışlıklar dahi iyiye yorulmalı. Hadi fazla eğleşme sıra komşularda.

Ali kalktı, bayramlık ceketini giydi, kokusun sürdü, yolda karşılaşacak çocuklara vermek için cebine bir miktar şeker koyup yola çıktı. Sokaklar da bir tatlı çocuk gibi güleçti. Kendi kendine:”Dini bayramlarımız böyledir işte! Onun neşesini taş ve toprak hisseder.” Dedi. Yolda birkaç çocuk alayıyla karşılaştı. Onlar; sokaklarda baharın gülü, nergisi ve papatyaları arasında oynaşan, bir uçup bir inen şen kuşların kıskandıkları bayram kuşlarıydı. Ali'ye de kondular alacaklarını aldılar, vereceklerini verdiler.

Şimdi Ali, Ahmet komşusunun evinin önündeydi. Kendi içinden, bayram inşallah böyle devam eder, dedi. Ve kapıyı üç defa tıkladı. Biraz sonra Ahmet kapıyı açtı. Kapıda ayaküstü bayramlaştıktan sonra, Ahmet, yeni kurulmuş bayram yemeğinden illaki tatsın diye Ali'yi içeri aldı. Yemeğe oturup biraz atıştırdıktan sonra, Ali komşuluk hakkında bir güzel laf edeyim, diye düşündü.

-Biliyor musun, komşunun komşuya gidiş ve gelişi komşu üzerine bir borçtur.

Demişti ki, komşunun biraz yarı sağırlığından kaynaklanan hastalığı nüksetti.

-Allah seni affetsin komşu! Bu mübarek bayramın bu ilk saatlerinde de borç mu istenir? Bugüne kadar borcumuzu vermediğimiz oldu mu? Ama böyle bayram bayram istemek de…

Ali araya girip,” yanlış anladın ben yanındaki borcumu kastetmedim diyordu ki Ahmet onu da yanlış anlayıp başka bir şey söyledi ve böylece odadaki ses salona, ailenin diğer bireylerine de gitti. İçerdeki sesin yemeklerin beğenilmemesinden kaynaklandığını düşünen Ahmet'in hanımı, mutfakta: “Aşk olsun, sen et getirdin de mi biz pişirmedik!” dedi. Bunu kendince anlayan evin biraz geçkin kızı: “Beni isteyenlere siz evet dediniz de mi, ben kabul etmedim.” Dedi. Bütün bunları duyan evin büyük annesi de uyukladığı iskemlesinden: “Hepinizi duydum. Unutmayın zaten ben hangi evin de beşiğini sallasam benden yemeklerini ve bir sıcak döşeği esirgemezler.” dedi.

Ali içinden bir lahavle çekti, ama komşuları böyleydi işte! İçinden tebessüm etti. Daha dikkatli konuşmalıydı. Bu konuyu yemeğin sonuna bırakmalıydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.