Seçim sonuçları üzerine

 Türkiye, tarihinin en önemli seçimlerinden birini yaşadı.

Sonuçları itibarı ile Türkiye'nin yakın geleceğine damgasını vuran bir seçim oldu.

Beş buçuk aylık bir sürede çok şeyler değişti.

HDP ve MHP bu seçimin en büyük kaybedeni oldular.

HDP, bir milyon civarı oy kaybetti.

Dikkat çekici olansa bu düşüşün %90'ının Kürt illerinde yaşanması.

HDP, 7 Haziran seçimlerinde 21 Kürt ilinde %48 oy alırken AK Parti %40 oy almıştı.

1 Kasım seçimlerinde ise durum tam tersine döndü:

Aynı illerde HDP %41 oy alırken AK Parti %48 oy aldı.

Bu sonuç, HDP adına Kürdistan'da çok sert düşüşlerin yaşandığı anlamına gelmektedir

Kürt halkı bu tercihi ile kendisi adına(!) ilan edilen “Devrimci Halk Savaşı”na itibar etmediğini çok net bir şekilde ortaya koymuş oldu.

“Bu savaş, benim savaşım değildir.” dedi.

Şiddetin, çatışma ve kaosun şehirlerine taşınmasına rıza göstermedi.

Evlerinin önüne açılan hendeklere, yollara kurulan barikatlara, mahremiyetlerini yok eden kapıların sürekli açık tutulmasına, evlerinin duvarlarının delinmesine fena halde içerledi ve deyim yerindeyse HDP'yi sandıkla birlikte hendeklere gömdü.

7 Haziran öncesi HDP bu oyları alsa idi kuşkususz başarılı sayılacaktı.

Ancak şu an barajı geçmesine rağmen, psikolojik üstünlüğünü kaybetti.

Kürt halkının mesajı çok net: Benim adıma yapacağın bir mücadelede asla şiddet kullanma.

Umarız ki HDP veya PKK bu mesajı iyi okur.

Bu seçimlerin AK Parti'ye bakan yönü ise çok daha önemli.

Kurulacak olan hükümeti bekleyen önemli sorunlar var:

Suriye meselesi,

Kürt meselesi,

Devlet içine sızmış karanlık yapılarla mücadele,

Gelir dengesindeki eşitsizlik ve adaletsizlikler,

Adalet ve hukukta yaşanan hak ihlalleri ve mağduriyetler,

Toplumsal ahlaki ve manevi çözülmeler,

Yeni ve sivil bir anayasa.

Bütün bunları çözmek çok kolay değil elbet.

Ancak halkın daha fazla tahammül edecek gücü, AK Parti'nin de mazereti kalmadı.

Halkın kendilerine nasıl ecel terleri döktürdüğünü bu beş altı aylık sürede çok iyi anlamış olmaları gerekir.

İç ve dış politikada AK Parti, yapıcı anlamda muhalefet sergileyen partileri dinlemeli, 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi burnundan kıl aldırmayan tavrından vazgeçmeli.

Suriye meselesinde İran'la bir şekilde irtibat kurarak her iki ülke üzerine tasarlanan bütün şeytani planları akim bırakmalı.

Çözüm süreci veya Kürt meselesinin çözümünde “Ne söylediyse çıkan” HÜDA PAR'ı  kılavuz edinmeli ve bölge özelinde HÜDA PAR'ın tecrübelerinden mutlaka istifade etmeli.

Paralel yapı veya devletin içine sızmış karanlık yapılara bağlı kolluk ve yargı marifetiyle kumpaslara kurban edilen mağdurların yeniden yargılanmalarının yolunu açacak yasal düzenlemeleri ivedilikle yapmalı

Ahlaki ve ticari alanda çok ciddi bir yozlaşmanın yaşandığını göz önünde bulundurarak buna karşı toplumun çok değişik kesimleriyle birlikte seferberlik ilan etmeli.

Kur'an-ı Kerim'de kıssaları anlatılan peygamberlerden sadece Hz. Lut'un değil, Hz. Şuayb'in kavminin de helak edildiğini unutmamalı.

Zira Hz. Lut'un kavmi ahlâki bir çözülme içinde iken Hz. Şuayb'in kavmi ticari yönden bir çözülme içinde idi.

Ve Rabbimiz'in her iki kavme de aynı muamelede bulunduğunu unutmamalı.

Memleket menfaatleri söz konusu olduğunda şahsi veya partisel çıkarlarından vazgeçeceğini söyleyen HÜDA PAR ise bu seçimlere girmeyerek bunu ispatlamıştır.

İşte bu ispatla meclis dışında muhalefet etmesine rağmen kilit bir konumda olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu açıdan hem HDP hem de AK Parti, “İslâmi Muhalafet” şiarıyla siyaset yapan HÜDA PAR'ın gözünün üzerlerinde olduğunu unutmamalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar