Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Siyasi ve ekonomik belirsizlik

Bir yandan saldırılar diğer yandan koalisyonun kurulamaması ülke ekonomisini zora soktu. Dolar üç liraya dayandı. Altın tırmandı.

Saldırılardan en çok Doğu ve Güneydoğu halkı ve esnafı etkileniyor. Sözde özerklik ilan edilen kimi ilçelerde kimi yerler adeta Suriyeleşti. Esnafın iş yerleri küle döndü. Sermayelerinden geriye bir şey kalmadı. Böyle devam ederse çoğu esnaf iş yerini kapatıp memleketinden göç edip gidecek. Göç etmek de kolay değil. Çünkü büyük şehirlere yerleşen Suriyeliler sebebiyle kiralar çok yüksek.

Koalisyonun kurulamaması iş adamı ve yatırımcıyı tedirginliğe soktu. Bir bekleme dönemine girildi. Ticari gelecek açısından kendilerini nasıl bir tablonun beklediği henüz belli değil. Nasıl bir hükümet kurulacak. Hükümette tam olarak kimler yer alacak. Hangi bakanlığa kim getirilecek. Hükümette yer alanlar uyum sağlayacak mı? Tüm bu sorular ve daha birçok soru kafaları kurcalıyor.

Hükümette yer alacakların uyum sağlaması beklenemez. Uyum içinde çalışmalarını beklemek tam olarak bir safdillik olur. Çünkü ayrı düşünce ve fikir yapılarına sahip olanların ve neredeyse hiç bir karede yan yana gelemeyenlerin birbirleriyle uyuşması çok zor. Siyasi ve ekonomik bir istikrar sağlamaları beklenemez. Yine de bekleyip göreceğiz. İşte iş adamı, esnaf, yatırımcı ve sermaye sahibi de bekleyip göreceğiz diyor. Belirsizliği, puslu havayı aşmamız gerek diyor. Bir şeylerin berraklaşması gerek diyor. Bu yüzden bekle gör politikası uyguluyorlar. Doların yükselmesini ve piyasaların gerilmesini belki de büyük ölçüde buna bağlamak lazım.

Hakikatte önümüzde zorlu iki küsur ay gibi bir süre olacak. Ülke yeni bir seçime girecek. Bu seçimin getireceği mali bir külfet olacak. Bu mali külfeti de nihayette halk karşılayacak. Doların yükselmesinden ve saldırılardan kaynaklanan mali külfet yetmezmiş gibi birde seçim maliyetinin getireceği külfet fiyatlara ve ceplere yansıyacak.

Esasında bu tabloyu oluşturan halkın kendisi oldu. Halk oyunu kullanırken bir tabloyu düşünemedi. Şimdi bundan ders çıkarıp farklı bir tablo çıkaracak mı o da belirsiz. Bu seçimde de tek başına bir parti iktidar olmazsa işte o zaman ekonomi çok daha fazla kötüye gidecek. Piyasalar daha çok bozulacak. Bunu kestirmek için ekonomist ve iktisatçı olmak gerekmiyor.

Koalisyon hükümetleri hiç bir dönem bu memlekete yaramadı. Yine yaramayacak. En kötü ekonomik krizler koalisyon hükümetleri döneminde yaşandı. Bunun için konuşmak belki erken diyebilirsiniz. Ancak önümüzde ciddi bir belirsizlik var ve bu belirsizlikten kurtulmanın yolu da doğru analiz ve doğru karar vermekten geçiyor.

Kişi ektiğini biçer. Şu anda halk ektiğini biçiyor. Yaptığı tercihin ceremesini çekiyor desek tamamen doğru olur mu? Belki evet, belki hayır. Çünkü Doğu ve Güneydoğu'da halk belki bir daha 6-8 Ekim olaylarını yaşamam diye oyunu bir partiye verdi. Ama geldiğimiz noktada bu tercihin muhatabı olan PKK ve türevleri bu mesajı yanlış kullandılar ve hala esnafın iş yeri ve aracı yakılıyor. İşine ve gücüne engel olunuyor. Bu mesajı almayan PKK ve türevlerine halk tüm iradesini kullanıp bir ceza vermelidir. Ama geldiğimiz noktada Doğu ve Güneydoğu'da halk suçu neredeyse tamamen Erdoğan'a ve dolayısıyla Ak Parti'nin üzerine atıyor. Bu noktada halk tamamen haksız da değil. Hükümet Doğu ve Güneydoğu meselesinde çok yanlış politikalar uyguladı. Hükümet de şu anda ektiğini biçiyor denilebilir.

Gerek ülke ekonomisinin gerek özelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin ekonomisinin kötüye gitmesinde üç aktörün de rolü var ve bu kesin. Bunlardan birincisi hükümetin yanlış politikasıdır. Hükümet kendine çekidüzen vermelidir. İkincisi PKK ve türevleridir. Bunlar Doğu ve Güneydoğu halkına ve ekonomisine saldırmaktan vazgeçmelidir. Üçüncüsü de halktır. Halk kendine gelip tercihini doğru kullanmalıdır.

Gerek siyasi gerek ekonomik açıdan en hayırlı bir gelecek temennisiyle Allah'a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar