Zülküf RÜZGAR

Zülküf RÜZGAR

Siyonizmin, İslam`la Topyekün Savaşı

Siyonistler, yeryüzünün her yerinde İslam’la savaşmayı, temel bir strateji olarak kabul etmiştir. Bizler, “Hayberi” ve “hayberleri” unutsak da, Yahudiler bunu unutmuyorlar. Uzak, yakın fark etmez; Müslümanların olduğu tüm coğrafyalarda Yahudiler daima İslam düşmanları ile işbirliği halindedirler. Müslüman kanı döken herkes, İsrail için müttefiktir. Nereden bir taş Müslümanlara ve inançlarına yönelirse, biliniz ki, onun arkasında büyük bir ihtimalle İsrail vardır. Ya kendisi bunu açıkça yapar ya da işbirlikçileri ve kuklaları vasıtası ile yapar. Müslümanlar, gafletlerinden dolayı, siyonizmin var olduğu bir dünyada rahat edemeyeceklerini unuttukları halde; siyonistler, “Müslümanlar ve İslam var olduğu müddetçe bize rahat yoktur” anlayışı ile tüm güçlerini İslam ve Müslümanların imhası için seferber etmektedirler. Hatta bu savaşta, insanların siyasetle pek de alakasını kuramadıkları sektörleri bile seferber ederler. Özellikle Hollywood’taki Yahudiler, İslam’la savaşta sinemayı kullanma hususunda adeta savaşa hazır bir şövalye gibi duruyorlar.

 

En son Müslümanlara ve İslam’a hakaret maksadı ile “Müslümanların Masumiyeti” isimli bir film yapıldı. Filmin yapımcısı, filmi niçin yaptığını açık açık dile getirmekten de çekinmedi. Bu rezil filmi, Müslümanları provoke etmek için, tamamen siyasi bir amaçla yaptığını itiraf etti. Yapımcının açıklamasının en dikkat çeken taraflarından birisi de bu filme finansör ve bağışçı olanlar konusunda verdiği bilgi idi. Bu rezil film için israil’den 5 milyon dolar para aldığını belirtti.

 

Filmin yapımcısı ve yönetmeni İsrail asıllı Amerikan vatandaşı Sam Bacile, Amerikan Wall Street Journal gazetesine verdiği demeçte, `` İslam kanserdir, Müslümanlar da yok edilmesi gereken böceklerdir. Bu film ile İslam`ın nefret içerikli bir din olduğunu göstereceğim`` ifadelerini kullandı.

 

Yani Müslümanlara ve inançlarına yapılan bir saldırı söz konusu ve çoğu kez olduğu gibi bu saldırının da arkasında yine israil var. Ve israilin, İslam ve Müslümanlarla savaşı sadece Filistin’de değil, fırsat bulduğu her yerdedir. Son Müslüman nefes alıncaya kadar da bu savaş devam edecektir. Müslümanların selamet ve maslahatları, terör devleti İsrail ve siyonizmin topyekûn yeryüzünden silinmesindedir. Şöyle bir dünyadaki tabloya bakarsak, bu husus daha iyi anlaşılır. Birkaç örneğe göz atalım. Zalim Filipin hükümetine karşı mücadele veren Ebu Seyyaf ve diğer İslami yapılanmalara karşı siyonistler buradaki direnişi kırmak için adeta Filipinleri ayakyoluna çevirmişlerdir. İsrail,  bu savaşta Filipin hükümetine her türlü desteği Amerika ile birlikte vermektedir.

 

Pakistan’ın elindeki nükleer silahlardan ve Hindistan’daki Müslüman direnişçilerden dolayı, Hindistan hükümeti ile yoğun bir işbirliği içerisindedir. Özbekistan’da Müslümanlara yapılan zulüm konusunda israil’in yönetime verdiği destek bilinmektedir. İsrail ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin gelişmesi ile beraber burada Müslümanlara yapılan zulüm had safhaya ulaşmıştır. Yine bu ilişki sürecinde İran ve Azerbaycan ilişkileri tarihte hiç olmadığı kadar gerilmiştir. Aynı durum, Türkiye- Azerbaycan ilişkileri için de söz konusudur.

 

Mısır’da Muhammed Mursi’ni ikidarı ile beraber, israil’in işbirlikçileri ile beraber hazırladığı komplolar hala tazeliğini koruyor. İran’a saldırı konusunda tüm dünya kamuoyunu seferber etme noktasındaki gayretleri her gün basında yer almaktadır.

 

Güney Sudan’da yıllarca devam eden iç savaşta Müslümanlara karşı savaşan Güney Sudan’ın baş destekçisi İsrail olmuştur. Güney Sudan’ın bağımsızlığı ile beraber bu coğrafyaya çöreklenmeyi ihmal etmemiştir. Somali’nin bu günkü istikrarsızlığının ve mahrumiyetinin nedenlerinden birisi yine israil’dir. Stratejik önemi büyük olan Eritre’yi ve Kenya’yı adeta birer israile çeviren siyonistler; Tanzanya, Kenya ve Etiyopya kuvvetlerinin Somali’ye saldırısı noktasında aktif bir rol oynamaktadır. İslam dünyasındaki fitne ve fesat ateşini körüklemek için, başta Irak, Afganistan ve Pakistan olmak üzere, muhtelif İslam coğrafyalarında patlatılan bombaların çoğu Amerika ve İsrail istihbaratının işidir. Ve bu liste böylece uzayıp gidiyor. Sadece biz bir kaçını zikretmeye çalıştık.

 

Görülüyor ki, siyonistler Müslümanları hiçbir zaman rahat bırakmamayı temel strateji olarak kabul etmişlerdir. O halde Müslümanlar da enerjilerini bu cepheye yoğunlaştırmalıdırlar. İslam Âlemi’ni bağrında yeşeren bu habis kanser urunu söküp atmalıdırlar. Mazlumların önderi, kılıç ve merhamet peygamberi Muhammed Mustafa’nın sireti üzere, Yahudilerin ayakları altına Hayberî cehennemler konulmalıdır. Müslümanlar, varlıklarına ve inançlarına yönelen her türlü saldırıya çok daha caydırıcı bir üslup ile yanıt vermelidirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar