Sokaktaki İhya ya da İmha / İnşa ya da Tahrip kimin hak kimin batıl olduğunun bir göstergesidir

Bir dönem çocuk denecek yaştakilerin taşlar, Molotoflarla savaş alanına çevirdikleri, halkı esnafı canlarından bezdirdikleri sokaklarda, geçtiğimiz ay ilginç ve hayranlık verici görüntüler sergilendi.

İslam Coğrafyasında sokakların, şehirlerin kan – revan viraneye döndüğü bir dönemde, bu güzellik göz ardı edilebilir mi? Bu muştu görmezden gelinebilir mi? “Kur'an Nesli” tohumu serpiliyor şehirlere …” “İhya nesli” mayası çalınıyor sokaklara…

“Kur'an Nesli Platformu”, Ekim ayını NAMAZ ayı ilan etmiş. 8 – 12 yaş arası çocuklar namazla tanıştırılmış, birkaç haftalık kurs sonunda namaz sertifikalarını alan çocuklar, sokakları adeta gülistana çevirmişler. İlk olmasına rağmen Türkiye'de pek çok şehirde; yürekleri kıpır kıpır bu afacanlar sokaklarda sevinçlerini büyükleri ile paylaşıyorlar. Aslında büyüklerinin bile hiçbir zaman o denli etkin olamayacakları bir tebliği, bir iftiharı, bir inzarı yerine getiriyorlar. Kıyafetleri başlı başına bir tebliğ… Kız – erkek ayrı saf yürüyüşleri her bir yüreğe, her bir dimağa ayrı bir ders veriyor. Namaz kılıp- kılmamanın sınırında olanların vicdanına, iradelerine bir şamar mesabesinde çarpmıştır. Gevşekleri daha da gayrete getirmiştir. Kimi yürekleri coş u huruşa getirmiştir. Hasıl-ı kelam Allah dostlarına güven veren, şeytan dostlarını da derinden derine tedirgin eden, bir etkinliğine şahit olduk. Kendi türünden ilkti… Nev-i şahsına münhasırdı. İnşallah büyük bir umuttur.

Bu etkinlik, Peygamber Sevdalıları Platformunun başlangıçtaki; “Kutlu Doğum Etkinliklerine benziyor. Öyle görünüyor ki o tarz bir gelişim ve yayılım gösterecektir inşallah… Kutlu Doğum etkinlikleri hem kendi platformunu taştı, pek çok kesimin icrasına dönüştü, hem bidayetteki muhitini aştı, evrensel boyutta pek çok ülkeye yayıldı… Ekim ayı isminden de anlaşıldığı gibi ekim (tohum vs) ayıdır. Fakat platform yetkililerinin de belirttiği gibi, bu etkinlik okulların tatil olduğu ve çocukların camilere yöneldiği aylara denk getirirlerse, tahminlerin ötesinde boyutlara ulaşacağı kuşkusuzdur.

Şunu da belirtmeliyiz ki, bu etkinlikleri ve icraatları platformlarının bir faaliyeti olarak görmek aslında eksik bir yaklaşım olur… Eğer gerçek bir “Peygamber Sevdası' olmasa, hassas bir “Kur'an Nesli Özlemi” olmasa; bu isimde platformlar, bu ölçekte semereler ortaya çıkabilir mi? Bu platformlar bu cihetten hem çok şanslı hem de Allah'a minnettardırlar. Bizlere bu güzellikleri tattırdıkları için bizler de onlara şükranlarımızı sunuyoruz…

İşin bir diğer boyutu da; bu güzelliklerin neşvünema buldukları caddeler, şehirler, 6 – 8 Ekim olaylarında kurban eti dağıtırlarken, kendileri Kurban şeref ve izzeti ile Rablerine varan Yasin Börü ve yarenlerinin bereketi ile bereketlenen meskenlerdir. Bu yarenler de tıpkı diğer platform gönüllüleri gibi hak uğruna halka fayda sunma çabasındaydılar.

Maalesef Hak ve halk düşmanlarının kudurmuş güruhları tarafından apartmanlardan atıldılar, yakıldılar, taşlandılar, arabalarla ezildiler. Yasin Börü'nün annesinin gözyaşları ve yüreğindeki kor, Hasan Gökgöz'ün babasının çırpınışları ve diğer yarenlerin yakınlarının yürek acıları elbette payidar olmakla beraber, müsebbiplerini İlahi takdirin muhasebesinde bulacak ve çarpacak; Müsebbipler, yüz yüze kalacaklar cürümleri ile…

Takdiri ilahinin tecellisine ve kaderin cilvesine bakın ki, bu satırları kaleme aldığım Edirne F tipi cezaevinde, sanki Yasin'in ve yarenlerinin annelerinin hazin gözyaşları, yanı başım da  yankılanıyor. Müsebbipleri inletiyor… İşte böyledir; her güzelliğin üzerinde yükseldiği emekler ve bedeller vardır. Allah'a emanetsiniz…

Önceki ve Sonraki Yazılar