Sosyalleşmede Ölçü

Sosyalleşmede Ölçü

Farkında olduğunun farkında olan tek canlı türü olan insan, kendi hayatının ve toplumunun ne kadar öznesi yani önde olma gayreti içinde olursa o kadar mutlu olur

Farkında olduğunun farkında olan tek canlı türü olan insan, kendi hayatının ve toplumunun ne kadar öznesi yani önde olma gayreti içinde olursa o kadar mutlu olur. Bu öncülüğü eğer inancı ile birleşip doğru bilgiler ile eylem haline gelirse huzurlu olur. Zira özne olmak özgürlükle eştir. Özgür insan söz sahibi insandır. Özgür olan insan da aslında inanan insandır.

Hayatın öznesi olmak; kendisinin, çevresinin, alışkanlıklarının, rahatının, geçmişten gelen yanlış bilgilerin, gelenek ve göreneklerin, ‘el ne der’ düşüncelerinin çevrelediği hayattan sıyırıp, yeni bir okuma ve idrak ile topluma yön veren olmaktır. Kendinin değerli olduğunu bilmektir. Bu duygu, kişiyi narsist benlikte olmaktan ve değersizlik düşüncesinden kurtarır.

Cenabı Hakk’ın zayıf, tatminsiz, hep isteyen, aceleci, karamsar, tartışmaya düşkün, cimri aynı zamanda meşakkatlere dayanıklı olarak tarif ettiği insan, bir yandan da temel ihtiyaçları karşılanmazsa hırçın olur. Mutlu olmaz. Mutlu olmayınca da mutlu edemez. Canı, malı, nesli, aklı güvende ve dinî inanışlarını rahat yaşayabildiği ortamda hayal kurabilir. Ne kadar büyük hayali olursa da o kadar başarılı olur.

Bu hayaller de insanın yalnız başına yapabileceği şeyler değildir. Yeryüzünü imar etmek ‘Müslümanım’ diyenin birinci görevidir. Zira yeryüzünü bir ölçü ile yaratan Rahman, bizi medeniyet inşa edelim diye görevlendirmiştir. Vasat ümmet olarak bizlere de aşırılıktan uzak durarak, ifrat ve tefrit arasında kalarak, adaletli ve dengeli bir şekilde istikametle sosyalleşme sürecinde aktif olmamızı mecbur tutmuştur. Bunun da kadını-erkeği ayırıma tabi tutulmamıştır.

“Erkek olsun kadın olsun, kim inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız. Ödüllerini de yaptıklarının en güzeline göre veririz.” (Nahl, 97)

Âlemlere rahmet, her konuda üsve-i hasene yani en güzel örnek, büyük bir ahlak üzere az ve devamlı ibadeti şiar edinmiş olan Allah Rasulü (SAV), hem dini hem de dünyevi işlerinde denge içerisinde hayatını sürdürmüştür. Bize de aynı uygulamayı tavsiyeyi etmiştir: “Orta yolu tutunuz, amellerinizi mükemmelleştirmeye ve Allah’a yakın olmaya gayret ediniz.” (Buharî)

İfrat ve tefritten uzak, itidal üzere yaşamak İslam’ın öncelediği konudur. İtidal, iki aşırı tutum ve davranış arasındaki orta hal, orta yolda bulunma, ölçülü ve ılımlı olma, soğukkanlılık, denge, düzgünlük, doğruluk olarak sözlüklerde yerini almaktadır. Psikoloji alanında da mizaç, karakter olarak ahlakta aşırılıklardan uzaklık, ılımlılıktır. Bu durum ise dengeli düşüncenin, doğru bilginin sonucudur.

Osmanlı âlimlerinden Kınalızade Ali Efendi, Ahlâk-ı Âlâî isimli eserinde, insani nefsin iki gücü olduğunu belirtir:

İdrak gücü: Aklın idrak gücünün gerçekleşmesinin sonucunda hikmetle doğru karar vermek ve adaletli olmak vardır.

Hareket ettirici güç: Bedene motivasyon gücü katarak sonucunda iffetli ve cesur olmak vardır.

Hikmetin aşırısına kurnazlık, azlığına ahmaklık, iffetin aşırısına günahkârlık azlığına şehvet azlığı, cesaretin aşırısına saldırganlık, azlığına korkaklık derken adaletin aşırılığına ve azlığına değinmemiş zıddını vererek zulüm demiştir. Duamız ise “Ey Rabbimiz! Bizi zalim kavim ile beraber bulundurma” olmalıdır.

Sosyalleşmek doğum ile başlayıp ölene kadar bir şekilde sürer. Öğrenmek bu etkileşim ile olur. Yol yordam bilgisi kitaplardan öğrenilmez. Bizzat görerek ve yaşayarak elde edilir. Oturma, kalkma, konuşma adapları vs. bu şekilde öğrenilir. Bunlar her insanın temel ihtiyaçlarındandır. Kişinin gelişimi için en önemli olgulardır.

Hatta toplumun gelişimi de ancak sosyalleşme ile gerçekleşir. Yalnızlığı tercih edenler de psikolojik sıkıntılara daha çok maruz kalır. İnsanlar arasına karışmayıp etkileşim içinde olmak istemeyenler, yalnızlığı tercih edip çekinenler ise asosyal olarak tanımlanır.

Elbette toplumun öznesi olma gayreti, toplum içinde aktif olmayı gerekli kılar. Bu da inanan insanın sosyalleşmesi demektir. Katı karaktere sahip olmayıp, insanları kırmadan güzel sözlerle iletişim içinde olanlar, kuvvetli bağlar kurar ve başarılı olurlar. Sosyal ağı kuvvetli olan kişilerin daha aktif, daha başarılı ve daha bilgili olduğu da bir gerçektir. Topluma da daha faydalıdırlar.

Lakin insanın zaafları da göz önüne alınarak daha dikkatli olunmalı; sanal söylenen sözlere, sanal kurulan dostluklara güvenilmemelidir. Yaşanan onca hayat dramlarına bir yenisini ekletmemek için daha uyanık olunmamalıdır. Yaşanmayan duyguların tatmin yeri asla sanal dünya değildir. Beyin, sanal ile gerçeğin ayrımını yapamamaktadır. Yıkılan binlerce aile, annesiz-babasız kalan yüzlerce çocuk, bu acının gözümüzün önüne sürülen belgeleridir.

Hayatında istikrar sağlayamayan, sosyal hayatta da dengeli hareket edemez. Sosyalleşmede ölçüyü yakalayamayan da kaybetmeye mahkûmdur. Hayatın öznesi olmak, sosyal hayatta ölçü ile hareket edenlerin hakkıdır. Takva sahiplerine öncü olmayı hak edenler de bunlardır.

“Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl!” (Âmin)

Asiye Türkan | Aile Danışmanı | Nisanur Dergisi | Mart 2021 | 112. Sayı

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler