Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Suriye`ye Müdahale Hazırlıkları

İslam dünyası bir asırdan fazla bir süreden beri içine düşmüş olduğu parçalanmışlık ve dağılmanın acı sonuçlarını henüz atlatamadı. Değişik yerlerinden aldığı darbelerle uzun bir süreden beri yerlerde sürünen İslam Dünyası, ayakları üstüne kalkıp kendine yakışan bir yürüyüşü gerçekleştirme çabalarını sürdürmeye devam ediyor. Doğrulmak için var gücünü kullandığı her defasında güçlü engellerle karşılaşıyor. Sırtına bindirilmiş yükün ağırlığı ve dışarıdan yediği darbelerin etkisiyle bir o yana, bir bu yana sendeleyip duruyor.

Arap Baharı denilen süreç, yeniden ayağa kalkıp doğrulma hamlelerinden biri olarak tarihe geçecek önemli bir süreçtir. Bu süreçte Müslüman halk, sırtına bindirilmiş diktatörlerden kurtulmayı kısmen başardı, ama süreç tamamlanmış değil. Yürüyüşü engelleme gayretleri yoğunlaşmış durumda. İçerden ve dışarıdan kuşatma, saptırma ve tehlikelerle karşılaşan Bahar süreci, ağır da olsa yoluna devam ediyor. Anlaşılan o ki, geriye dönüş olmayacak. Ancak hedefe ulaşmak için daha çok enerji ve zamana ihtiyaç var.

Suriye durağında, sürecin yeni bir döneme gireceğine dair işaretler gelmeye başladı. Yirmi ayı aşan bir süreden beri devam eden savaşta Suriye, ülke ve halk olarak çok büyük kayıplar verdi, acı bedeller ödemeye devam ediyor. Rejim, acımasızca kendi halkını kırdı ve ülkenin alt yapısını tahrip etti. Amerika ve Avrupa başta olmak üzere bütün dünya bu acımasız rejimin cinayetlerini seyretmekle yetindi. Gelinen noktada yeni bir dönemin başlayacağı anlaşılıyor. Bu yeni dönemde Suriye’ye direk veya dolaylı müdahale olacak.

 

Amerika ve Batı, son günlerde Suriye rejiminin kimyasal silahlarından söz etmeye başladı. Bu silahların büyük tehlike oluşturduğunu abartılı şekilde yazıp çizme süreci başladı. Baas rejimine bu silahları kullanmaması sadedinde sert uyarıların yapılması Suriye’ye bir müdahalenin yakın olduğu anlamını taşıyor. Irak’a müdahale öncesi seyrettiğimiz filmin biraz rötuşlanmış şekli gösterime girmiş bulunmaktadır. Kimyasal silahların kullanılabileceği sıklıkla işleniyor. Yalan ve tezviratlar ile kamuoyunu hazırlama çalışmaları son hız devam ediyor.

Peki, bu kimyasal silahlar neden imha edilecek? Suriye halkının alın teriyle alınmış silahları kim, hangi hakla imha etme yetkisini kendisinde görüyor? Aynı silahların daha fazlası ve tehlikeli olanlarını elinde tutan İsrail’e kimsenin bir şey diyebildiği var mı? Yok. Suriye için gerekçe hazır: Bu silahlar Hizbullah veya El-Kaide’nin eline geçebilir!

 

Müdahale hazırlıkları kapsamında muhalif güçleri amaçları doğrultusunda dizayn eden toplantılar düzenleniyor. Bu güçlerden bazılarını terör örgütü listelerinin başına koyan Amerika, muhaliflerin bazısını da nitelikli silahlarla donatma kararları alıyor. Amerika ve batı ülkelerine ait savaş gemileri de bölgeye yakın yerlere doğru hareket etmeye başladı. Türkiye’ye NATO eliyle yerleştirilen Patroit füzeleri de müdahale kapsamında yapılan hazırlıkların diğer bir bölümünü oluşturuyor.

Müdahale hazırlıkları kapsamında 100’den fazla ülkeden oluşan Suriye Halkının Dostları Gurubu, Fas’da bir araya geldiler ve Esed’i yok sayan bir karar aldılar. Bu devletler, artık Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’nu halkın tek meşru temsilcisi olarak kabul ettiklerini ilk kez ilan etmiş bulunuyorlar.


Peki, Suriye’de bazılarının dediği gibi rejim hemen düşecek mi, Esed bırakıp kaçacak mı? Esed’in ülkeyi terk edip kaçacağına dair bir işaret yok. Muhtemelen sonuna kadar direnmeye devam edecektir. Bu da, Suriye’de her geçen gün daha çok kan dökülecek demektir.

Peki, batı, muhalifleri silahlandırıp Esed’i zorlarsa Suriye’yi destekleyen Rusya, Çin ve İran ne yapacak? Rusya ve Çin’in bir müdahaleyi göze alabilecekleri ihtimali yok denecek kadar zayıf. Belki Rusya’nın çıkarlarını koruyacak garantiler verilecektir. Rusya bu çıkarlarını garanti edebilirse Esed’in gözünün yaşına bakmayacaktır. Daha önce müttefikleri Saddam ve Kaddafi’yi terk eden Rusya Esad’ı da terk edecektir.

İran, Suriye’deki rejimin düşmesinden sonra namlunun kendisine doğrultulacağını bilmekle beraber, Esed düşmesin diye askeri müdahalede bulunabilir mi? Amerika, Batı, Türkiye ve Zengin Arap ülkelerinin hepsini karşısına almak demek olan böyle bir müdahaleye İran’ın gücü yeter mi? Buna evet denilmeyeceğine göre, İran yöneticilerinin böyle bir karar alabileceklerini düşünmek ihtimal dâhilinde görülmüyor.

Hâsılı, felaketin habercisi bir müdahalenin sesleri geliyor. Baas rejiminin kalması ne kadar tehlikeli ve felaket ise, Batılıların Baas’ın gitmesi için Suriye’ye müdahalesi de bir o kadar, belki daha fazla felaket ve rahatsızlık vericidir. Bunun nedenini anlamak için Irak ve Afganistan’a bakmak yeterlidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.