Taşların Buzu Çözüldü, Vazife Büyük

Bu satırları yazdığım dakikada, içişleri bakanlığının tüm kurumlara gönderdiği yaz genelgesinde, kadın personelin başlarının kesinlikle açık olması gerektiği vurgulanıyordu. İslami dernek müdavimlerine, polis marifetiyle yüzlerce yıllık cezalar verdirttikten sonra, güya alkol satışını azaltmak için bir takım yasalar çıkarıp oy aldığı kitlelere şirinleyen devletin/hükümetin, yeni  başörtüsü yasağını görünce,  gayriihtiyari  hatırıma Nasreddin Hoca  geldi.

 

Hoca, soğuk bir kış günü, komşu köye gider. Köyün köpekleri, Hoca’ya saldırır, Hoca da, kendini savunmak için taş almak ister, fakat hangi taşa el atsa, taşı alamaz. Çünkü  taşlar soğuk nedeniyle donmuş, yere yapışmıştır. Nasreddin Hoca, öfkeyle mırıldanır: “Hain köy, ne olacak taşları bağlamışlar, köpekleri salıvermişler.”

Nasrettin Hoca, bin yıllık İslami geçmişini elinin tersiyle atıp yerine laikliği ve kemalizmi getiren koca bir köye de hain der miydi bilmem ama bu memleketin son yüzyılında yaşananlara baktığında, hain diyeceği kişilerin haddi hesabı olmazdı herhalde.

Öyle ya, sürekli başörtüsünü çözme vaadiyle, oy oy diye yalvarırken, koltuğa oturunca, Anıtkabir yolunun kenarlarına dikilen aslanlar gibi laikliğin yılmaz bekçisi oluveren, ve İslamcı mı, muhafazakar mı, kemalist mi, ne olduklarını kendilerinin de tam anlamadığı zevatı görseydi, Nasrettin Hoca, başka ne derdi ki?

Dernek gibi legal birtakım araçlar vasıtasıyla, insani ve İslami faaliyetlerde bulunan bir takım aşırı dinci örgüt mensuplarını(!) bağlayıp; alkolün, fuhşiyatın, kumarın ve her türlü ahlaki rezillliğin teminatı, ve millileştiricisi olan laikliği, muhafaza ve müdafaa edenleri görseydi başka ne derdi?

Haklarını vermek lazımmış da, çok iyi işler yapıyorlarmış da, biraz daha sabrederseniz şunları da çözeceklermiş de, eskilerle hiç mi kıyaslamıyorsunuz, diye devam eden nakaratlar, kusura bakmayın da, bir sabah yüzlerce polisin kapıları vurup, babalarının elleri kelepçelenirken, kafalarına doğrultulan silaha korkuyla bakan çocuklara ninni gibi gelmiyor. Bu hükümet döneminde, Sırf, ‘Rabbimiz Allah’tır’ dediği için evlatlarına ceza verildiğini bilen anneleri avutmuyor. Cezaevine konmaları yetmezmiş gibi bir de en uzak şehirlerdeki cezaevlerine sevkedilen mazlum müslümanların çocuklarını ve eşlerini inandırmıyor. 

Allah’ın bir lütfudur ki, hem bağladıkları taşlar, İslami davanın güneşi çıkınca, çözülüp ellerinden çıkıverdi, hem serbest bırakılan köpeklerin eski mecali kalmadı, hem de Nasrettin Hoca artık yalnız değil, aciz ve çaresiz değil.

Laikliğin hitabesiyle amel edenlere inat, Bediüzzamanın, seksen evliyaya değişmem dediği talebesi, Zübeyr Gündüzalp’in, İslami davayı dert edinenlere hitabını hatırlayarak bitirmek istiyorum:

“Vazifen, dikenler arasında güller toplayacaksın. Ayağın çıplaktır, batacak. Elin açıktır, ısıracak. Buna sevineceksin. Firavunlar kucağında büyüyen çocuk Musa’ları safına alacaksın. Aldığın için dövecekler. Konuştuğun için zindana koyacaklar, sevineceksin. Çöllere sürülürsen kanınla ağaç yetiştireceksin. Kutuplara sürülürsen, ısınla sebze yetiştireceksin. Yeşilliği sevmeyenler olacak. Yakacaklar, yıkacaklar. Sen bunu sabırla seyredeceksin.

Karanlık zindanlara salarlarsa; ışık,paslı vicdanları görürsen; ümit, imansız kalplere rastlarsan; Nur vereceksin. Sen verdiğin için suç, sen getirdiğin için ceza, sen konuştuğun için mahkum olacaksın. Ve buna şükredeceksin.

Anadan, yardan, serden ayrılacaksın. Candan, gönülden Kur’an’a sarılacaksın. Damla iken deniz, nefes iken; tayfun olacaksın. Derdini yazmak için derini kağıt, kanını mürekkep edeceksin. Kimse ile görüştürmezlerse, mecnun olup çöllere düşeceksin. Leyla arar gibi nur arayanları bulacaksın. Bulamazsan üzülmeyeceksin.

Makamlar, servetler verirlerse, nefsini unutacaksın.Yalan, iftira, çamur fırtınasına tutulursan, hissiyatını terk edeceksin… Önünde demirden set yaparlarsa, dişinle deleceksin. Dağları toptan oymak gerekirse iğne ile oyacaksın. Unutma! nerede olursan ol, küfrün ve cehlin ta temelini çürüteceksin.

Bir gün Kur’an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen; hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten, ahlaktan kaleler dikeceksin. Kaleler,fedailer ister, nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.”

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar