Mehmet Zeki ERGİN

Mehmet Zeki ERGİN

Tek Suçlu Şeytan mı?

Ramazanın yaklaştığını hissettiğimiz Üç Aylar’ın başlarında Allah (cc)’a iman edip ahiret ile ilgili umutları olan her Müslüman kâğıtlara dökmese de iç âleminde masaya oturur ve büyük projeler çizer mutlaka.

“Üç Aylar’ın tamamı olmasa da büyük çoğunluğunu mutlaka oruçla geçireceğim. Belki orucun beni zorlayacağını düşündüğüm günleri atlarım ama diğer günleri mutlaka ama mutlaka oruçla geçireceğim. Namazların ravatıplarını bırakın diğer ne kadar sünnet varsa başta müekkedler olmak üzere hepsini kılacağım ve bunlar bende yer edinecek. Artık fazla üzerinde durmasam bile bende yerleşmiş olan ahlak beni onlara sevk eder olacak. Namazlardan sonra tesbihatları es geçmek olur şey mi? Belki bugüne kadar riayet etmedim ama Hz. Resulullah aleyhi`s-salatu ve`s-selamın tesbihatlarla ilgili bu kadar övücü, mükâfat vadeden hadisinden sonra kaçırılır mı? Hele Kur`an tilaveti hayatımın geri kalanı için olmazsa olmaz bir meleke olacak” şeklinde uzun bir ibadetler, hasenatlar listesini dizeriz.

Sonra Üç Aylar gelir. Üç Ayların başındaki birkaç günün dışında oruçtan tavizler verilmeye başlanır. Sünnet namazlar, Kur`an tilaveti ise Üç Aylardan önceki haline döner. Günahlar ise eskiden kötü değilse bile iyi değil…

“Üç Aylar her ne kadar mübarek zamanlar olsa bile bu aylarda şeytanlar hala serbesttir. İnsanlar iyilikten yana sana yardımcı olmuyorlar. Mutlaka o yüzden Üç ayların başında çizdiğim programa riayet etmedim. Hele bir Ramazana gireyim. Zaten şeytanlar da bağlanır, orucu da zaten mecburen tutacağım, Allah’ın izni ile programımdan taviz vereceğim bir nokta da bir bahane de kalmaz” diye bir avukat edasıyla kendimizi savunuruz.

Ve nihayet Ramazan gelir. Gözünü, gördüğü son noktaya diken ve işaretin verilmesi ile fırlayacak olan bir atlet edasıyla tetikte bekleriz, hilali görür görmez ibadetlere koyulmak için… Hele Kadir Gecesine olan duyarlılık bir başka özel olur. Ne de olsa bir ömre bedel. Ramazanın yirmi yedinci gecesine hasretmek de neyin nesi oluyor. Ben Ramazanın bütününü gündüzleri oruçla, geceleri kıyamla geçireceğim. En azından ömürde bir kere de olsa o geceyi ihya etmiş olmanın huzuru ile ölürüm.

Ve işte Ramazan bitti. Geriye dönüp baktığımızda elimizde avucumuzda hâşâ ibadetleri değersiz görmek olmasın ama nasıl tuttuğumuz belli olmayan bir oruç ve başımıza dayanmış bir silahın gölgesinde yangından mal kaçırır gibi alelacele okuduğumuz bir, belki iki Kur`an hatmi… Geri kalan bütün sözler önceki senelerde olduğu gibi gene havada kaldı.

Oysa kötülüğün temsilcisi ve iyiliğin önündeki engellerin elebaşısı şeytanlar zincirlere vurulmuş. Cehennem kapıları kapanmış, cennetin kapıları ardına kadar açılmış. Veli ve salih kulların mahfili dergahı ilahiye misafir olmuştuk. Yani dünyada değil Allah’ın evinin tam da içinde, onun salih ve veli kulları ile beraberdik. Kötülüğü yaymada şeytanı geride bırakan TV’ler bile iman etmişti veya münafıklık yapıp kendini mü`min olarak gösteriyordu. Bütün bunlara rağmen insan niye hala kötülüklerden fersah fersah uzak durup iyiliklerin deryasında kaybolmaz.

Demek ki iyilikten alıkoyup günahlara düşüren sadece şeytanlar değilmiş. Demek ki bu konuda şeytana yardım eden başka unsurlar da varmış. Ve bu unsurları kendimizden uzaklaştırmak için herhangi bir tedbir almamışız. Her şeyimiz için tedbirler aldığımız halde, insanlığımız için tedbirleri alma hususunda gevşek davranıyormuşuz ki şeytanlar zincirlendiği halde insan-ı kamil menzilinde doğru dürüst adımlar atamıyor, ilerleyemiyoruz.

İyiliğin önündeki engeller ile kötülüğün teşvikçilerinin tamamını bilecek bir derinliğe sahip değilim, ama İmam Bakır ile İmam Gazali’nin iki tespiti bu konuda bize epey yardımcı olacak kanaatindeyim.

İmam Bakır, İmam Cafer-i Sadık’a yaptığı nasihatte; “Evladım! Şeytandan Allah’a sığındığın gibi tembellikten Allah’a sığın. Zira tembellik de en az şeytan kadar insanı salih amelden alıkoyar” diyor. İmam Gazali, insan fıtratındaki iyilik ve kötülük melekelerine değinirken; “İmtihanın sırrı gereği Allah (cc) kalpte iyiliğin teşvikçisi melek ile kötülüğün teşvikçisi şeytanı eşit güçte yaratmış. Eğer bir iyilik adet/alışkanlık haline gelmişse melek ile birleşir ve şeytanı yenerler. Eğer bir kötülük adet/alışkanlık haline gelmişse bu durumda şeytan ile birleşir ve meleği yenerler” diye buyuruyor.

İnsan, hayatına baktığı zaman tembelliğin onu ne kadar salih amel işlemekten alıkoyduğunu, dünyası ile ahiretini zarara uğrattığını açık bir şekilde görebiliyor. Ve hiç ihtiyaç olmadığı halde alışkanlıkların onu nasıl da günah çukurlarına düşürdüğünü de aynı şekilde görebiliyor. Ama bu hakikati ancak büyük insanlar parmak bastığı zaman idrak edebiliyor.

Tembellikten ve kötü alışkanlıklardan Allah (cc)’a sığınarak oruç ve diğer ibadetlerinizin makbul bayramınızın mübarek olması dilekleri ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar