Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Tercihimiz Dindar Esnaftan Yana mı?

 Şu hikâyeyi neredeyse hepimiz duymuşuzdur. Bir Yahudi, çırağını lazım olan bir parçayı satın almak için çarşıya gönderiyor ama çırak bayağı gecikiyor. Çırak döndüğünde, ustası gecikme sebebini soruyor. Çırak Ham amcaya gittim, parçayı onda bulamayınca Sam amcaya gittim. Onda da bulamayınca Mişel amcaya gittim ve ancak onda bulabildim cevabını veriyor. Normalde çarşı içerisinde birçok esnafta bu parça bulunabildiği halde ve bu ismi faraza olarak geçen Yahudi esnaflar birbirinden uzak olduğu halde bu Yahudi çocuk sırf dindaşlarından alışveriş yapmak için bu kadar dolaşıyor.

Çoğu çarşımızda Yahudi veya Hıristiyan esnaf yok. Kimi çarşıda belki tek tük bulunabilir. Burada din farklılığından ziyade yapabileceğimiz ayırım dindar olup olmama ayırımıdır. Alışverişlerimizde dinine bağlı, en azından namaz ve niyazında olduğunu bildiğimiz esnafı tercih etmemiz gerekirken, tercihlerimizi fiyat uygunluğuna göre yapıyor ve alışveriş yaptığımız esnafın dindarlığına, alışveriş açısından muhtaç olma durumuna bakmaksızın hesabımıza geldiği şekilde alışveriş yapıyoruz.

Elbette ki dindar kardeşimizden alışveriş yapmamız gerekiyor ve bunu sohbet ortamlarında dile getiriyoruz. Ancak şu tarz tepkilerle karşı karşıya kalıyoruz. “Gittiğimiz dindar esnafta falan malın fiyatı şu kadarken diğer esnaflarda şu kadar daha ucuza satılıyor.”

Şunu hiç bir zaman unutmamak gerekir ki müşteri bir kuruş aşağıya bakar ve esnafın bunu kaça mal ettiğine hiç bakmaz. Bunu yapmak müşterinin en tabii hakkıdır. Piyasada bir mamulün fiyatını araştırır ve en uygunu neredeyse oradan alır. Esnaf bir mamulü çevre esnafından daha pahalıya mal etmişse de çevre esnafından daha aşağı satmasa da onlardan pahalıya da satmamalıdır. Hatta mümkünse çevre esnafı kimi mamulde % 20-25 kâr ederken, kendisi % 15-20 kâr etmelidir. Çevre esnafı % 15-20 kâr ediyorsa, o %10-15 kâr etmelidir. Kimi mamullerin piyasası zaten hiç değişmez ve bu tarz mamullerde daha aşağıya satmak da gerekmez.

Ucuz satmamız kaliteyi düşürmek anlamına gelmez. Ucuz satmak hakikatte piyasadan uygun satmaktır. Esnaf aradaki farkı müşteri tercihinden kapatacaktır. Uygun satışı gören müşteri bunu çevresine anlatacak ve gün gün bu esnafın namı uygun satmayla meşhurlaşacaktır. Uygun satan esnafın sattığı mamulün miktarı artınca, daha uyguna alma imkânları doğacak ve aradaki uygunluk farkından daha fazla kâr sağlanabilecektir.

Bu gün kimi büyük market veya mağazaların tercih edilmelerinin en büyük sebebi, kimi mamullerini piyasanın iki kuruş aşağısına satmalarındandır. Her mamul için olmasa da özellikle gözde mamullerdeki bu duruma müşteri rağbet etmektedir.

Dindar esnafın tercih edilmemesinde sadece fiyat uygunluğu değil, pazarlık hakkı ve müşteriye karşı olan muamelesi de etkili olmaktadır. Esnaf söylediği fiyattan hiç şaşmamakta ve bir lira aşağı olmaz gibi çok keskin ifadelerle pazarlığı kesebilmektedir. Halbûki 100 TL olan bir mamul için direk 90 TL'ye inmektense, önce 95 TL'ye sonra 90 TL ve hatta aşırı ısrarlarda 89 TL'ye inilebilmelidir. 85 TL demedim çünkü belki bu fiyata düşmek esnaf açısından mümkün olmayabilir.

Bazen bir lira indirim müşteriyi memnun etmeye yetebilir.

Esnafa her türlü müşteri geldiğinden, esnaf çok esnek ve güler yüzlü olmalı, müşterisini güler yüzle karşılamalı, güler yüzle ve güzel sözlerle uğurlayabilmelidir.

Her dindar esnaf aynı zamanda bir davetçidir ve örnek dindar esnaf portresini ortaya koymaktadır. Bu yüzden tüm hareketleri toplum tarafından izlenmekte ve puanlandırılmaktadır. En ufak yanlışlığı eleştiri konusu olabilmektedir.

Her dindar esnafın en azından ticaret ahlâkıyla alakalı ve ticaret tebliğ ilişkisini anlatan birer kitap okumasının kendisine ve ticaretine olumlu katkıları olacaktır.

Selam ve dua ile Allah'a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar