M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Terörist Charlie Hebdo

Siyonistlerin kontrolünde olan ve sözde mizah tarzında yayın yaptığını iddia eden bu müptezel dergi, İslam ve Müslümanlarla savaşı temel ilke olarak kabul etmiştir. Tek kelime ile Terörist Charlie Hebdo, kitleleri terörize etmekte ve dünyaya terör yaymaktadır. Eğer bir terörist aranacaksa, şüphesiz bu terörist Charlie Hebdo'dur. Bu lağım borusu, şu an patlamış vaziyette ve dünyaya lağım akıtmaktadır. Bu noktada yeterince İslam'a sahip çıkılmadığı için bu reziller, İslam'a yönelik hakaretlerini her geçen gün daha da ağırlaştırmaktadırlar.

Saldırının hemen akabinde tekrar Hz. Muhammed'in sözde karikatürü çizilmiş, Müslümanlar bir kere daha aşağılanmış ve değerlerimiz ayaklar altına alınmıştır. Böylelikle güya dayanışma için Paris'e giden Müslümanlara da esaslı bir tokat atılmıştır. “Hepimiz Charlie'yiz” diyenler bir kez daha düşünmelidirler. Böyle diyenler yüzünden İslam'ın mukaddesatına saldırılar adeta sıradanlaştı. İçimizde olan Müslüman görünümlü Kripto Yahudiler de hemen bu küresel tezgâhın bir parçası olma bağlamında aynı cepheden atış yapmaya başladılar.

Yahudiler tarafından kurulan ve Yahudilere hizmeti temel politika olarak kabul eden Cumhuriyet gazetesi, fikir terörü estirerek adeta Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalıştı. Fikir ve düşünce özgürlüğü kapsamında İslam ve Müslümanlara karşı alenen bir savaş açılmıştır. Tüm Müslümanların bu saldırıları kanıksaması ve değerlerine sahip çıkma hassasiyet ve reflekslerinin zayıflaması için bilinçaltı operasyonları yapılmaktadır.

Düşünce özgürlüğüne evet, ama başkalarının kutsallarına hakaret etmeye hayır... Başkalarının kutsallarına hakaret etmek, dini değerlerine savaş açmak özgürlük olarak kabul edilirse, bu durum başka alanlarda da özgürlük tanımlamasının yeniden yapılmasını zorunlu kılar. Hakaret ve fikir terörü, fikir özgürlüğü adı altında yapılacak olursa, protestolar da şekil değiştirir ve farklı şekillerde tezahür eder. İnsanlar da “madem hakaret özgürlük ise, ben de bu müptezel özgürlüğü silah ile protesto ediyorum” der. “Bana göre bu da bir protesto şeklidir”, der. Yani “böyle düşünce özgürlüğüne, işte böyle protesto” der. Bu noktada başlayacak olan tehlikeli bir sürecin sorumluları da elbette fikir ve kalem terörü ile kitleleri ve halkları terörize edenlerdir.

Aslında özgürlük ve basın özgürlüğü kelimelerini ağızlarına dolayanların ne kadar özgürlükçü oldukları ortadadır. Hiçbir eleştiriye tahammül edemeyenler, söz konusu Müslümanlar olunca bu kutsal kavramı  suiistimal ederler.

Düşünce özgürlüğünü savunduğunu iddia eden Charlie Hebdo'nun 2008'de Yahudi karşıtlığı gerekçesi ile bir karikatüristi işten attığı ortaya çıktı. En ufak bir eleştiriye tahammül edemeyenlerin Müslümanların peygamberine hakareti özgürlük olarak nitelemesi, niyetlerini ve sahip oldukları zihniyeti ve kimlere hizmet ettiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Tirajı elli bine kadar düşen bu rezil dergi, dikkatleri üzerine çekmek ve tiraj yükseltmek için “cami duvarına işeyen iti” oynadı. Saldırı sonrasında üç milyon adet dergi bastı. Bu olayda en fazla bu kanalizasyon borusuna sahip çıkanlar, Yahudiler oldular. Yüklü miktarda bağışlarla bu lağım çukurunu desteklediler.
İnsanların tepkisi ve refleksi sorgulanırken, terör şarkısı koro halinde söylenirken, gerçek teröristlerin kimler olduğu gözlerden saklanıyor. Oysa fitne yapmak, adam öldürmekten daha büyük bir cürümdür. Birilerinin öldürülmesi, onları masum yapmaz ve yapmış oldukları rezil cürmü aklamaz.

Ayrıca mizah dergisi olarak lanse edilen bu derginin, mizah konseptini ne denli yansıttığı tartışmalıdır. Yayınlanan karikatürlerden sadece bazılarını bile gördüğümüzde dehşete düşüyoruz. Örneğin, Bosna'daki Müslümanların katledilmesi, alaycı bir dille mizah konusu yapılmıştır. Dehşete düşmemek elde değil... Bu, mizah değil, Müslümanların acıları ile alay etmek ve yapılan katliamı küçümsemek, hatta bir yerde onaylamak demektir.
Filistinli ünlü karikatürist Naci Ali, 1987 yılında Londra'da uğradığı saldırıda şehit edilmişti.

Karikatürist Ali, 22 Temmuz 1987'de gazetesine gitmek üzereyken yol ortasında öldürüldü. Saldırıdan israil gizli servisi MOSSAD sorumlu tutuldu. Ali, israilin yaptığı hukuksuzluğu çizmişti.

Naci Ali fikrini asla “dînî ve ahlâkî değerlere” hakaret etmeden  hakikatleri ifade ediyordu. Katledildiği için yürüyüş yapılmadı. Hiç kimse tek ses olup bildiri de yayımlamadı.

Paris'te yapılan terörü protesto yürüyüşüne katılanlara baktığımızda, katillerin bir araya toplandığını gördük. İslam coğrafyasında milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olanlar, terörü sözde protesto ediyordu. Dünyadaki terör ve şiddetin sorumluları, sözde terörü protesto ediyorlardı. Gerçekten ağızlarından ve ellerinden kan damlayanların böyle bir iddia ile bir araya gelmeleri son derce ilginçti. Özellikle, hala Gazzeli çocukların kanları ellerinde kurumamış bir vaziyette duran katil ve en azılı terörist Netenyahu'nun orada terörü protesto etme gerekçesi ile bulunması çok daha ilginç idi.

Eğer ortada bir şiddet varsa bunu sorumluları küresel şer güçlerdir. Suçun, aslı kaynağında aranması gerekir.Ey katiller, terör kelimesini ağzınıza almadan evvel, ellerinize ve yüzünüze bulaşmış olan yüz binlerce Müslüman kadın ve çocuğun kanının hesabını veriniz.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar