Zülküf RÜZGAR

Zülküf RÜZGAR

Yemen-Somali-Mali Hattı

Yemen-Somali- Mali hattında büyük bir çatışma yaşanıyor. Haçlı güçleri, özellikle işgal ettikleri Mali’ye takviye direnişçi akışını engellemek için, Somali ve Yemen’de saldırılarını yoğunlaştırdı. Bir yandan işgal edilen Mali şehirlerinde Müslüman halk katledilirken, diğer yandan bu katliam karşısında Malili Müslümanların yardımına gelecek olan direnişçiler ayrı bir saldırı ile uğraştırılıyor. “Küfür tek millettir” Nebevi fermanının işaret ettiği hakikat, bir kez daha müşahade ediliyor.

Sözde Mali’nin istikrarı için Mali’ye girdiğini iddia eden Fransa, topyekûn küfür ve işbirlikçi desteğini arkasına aldıktan sonra, Mali’de pervasızca katliamlarda bulunuyor, halka zulmediyor. Sosyal medyaya düşen görüntülerde, bu zulmün ne denli acımasız boyutlara vardığı anlaşılıyor. Yaşlı, sarıklı ve sakallı bir Malili mazlum, zalimce işkenceye uğruyor. Sakalı ve sarığından dolayı güya direnişçi zannedilmiş. Bazılarının araya girip bu zavallının direnişçi olmadığını söylemesi üzerine, bu mazlum ihtiyar kan revan içerisinde, öldürülmekten son anda kurtuluyor. Müslümanlar topluca katlediliyorlar. Şehirler topluca bombalanıyor. Katledilen Müslümanlar genellikle kör kuyulara atılıyor. Mazlum halkın katledilmesi ile Mali’nin istikrarı sağlanmış oluyor(!).

Geçenlerde Fransız bir yetkilinin de ifade ettiği üzere, Fransa ekonomisi zor durumda. Yani; çanlar, Fransa’nın ekonomisi için çalıyor. Vahşi kapitalizmin getirdiği doymak bilmeyen ihtiras ve tüketim çılgınlığı, insanlığı felakete sürüklüyor. Batı, bu dar boğazı aşmak için ham madde olarak, Müslümanların kanını ve zenginliklerini görüyor.

Özellikle Mali’nin altınları, vahşi Haçlıları fazlasıyla cezbediyor. Batı’nın genlerindeki haramilik ve sömürgecilik ruhu tekrar depreşiyor. Farklı yollarla gerçekleştirdikleri sömürü kâfi gelmemiş olacak ki, yine eski korsanca yöntemlerine başvurmakta tereddüt etmiyorlar.

Nijer’in; uranyum yataklarının işletme hakkını, başta Çin olmak üzere, daha evvel Afrika’da baskın aktör konumunda olmayan bazı devletlere vermesi, işletme hakkını alan devletlerin güçlü olmasından dolayı bu tercihin engellenemeyişi; Fransa’yı yine Müslüman kanı dökmeye sevk etti. Özellikle Afrika pazarına Çin’in girmesi ile, Fransa’nın, Afrika üzerinde (özellikle de eski sömürgeleri üzerinde), hâkimiyet kurma arayışı arttı. .Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla zengin altın ve uranyum rezervlerinin yanı sıra, bu ülkede çeşitli yeraltı zenginlikleri mevcuttur. Mali’deki askeri darbe karşısında istikrar kavramını hatırlamayan küresel güçler, nedense buradaki halkın ve direnişçilerin İslam şeraitinden yana ortaya koydukları tercih neticesinde istikrar kavramını hatırlayıverdiler(!).

Bunca yer altı kaynakları ve diğer zenginlik kaynaklarına rağmen, dönen sömürü ve talan çarkı yüzünden, Mali, dünyanın en fakir ülkelerinden birisidir. Halkın kaderine tahakküm etme gayretinde olan bir avuç işbirlikçi, yıllarca bu zenginliklerin talan edilmesinde sömürgeci güçlere yardım ettiler. İşbirlikçi yönetimin ülkede kontrolü kaybetmesi neticesinde, sömürü düzeninin dumura uğrama tehlikesi karşısında, Kara Kıta yine Müslüman kanı ile sulandı.

Bakınız, tüm Haçlılar ve işbirlikçileri Fransa’ya destek açıklamasında bulundular ve fiili destek sunuyorlar.

Hatta buradaki işgale fiili destek sağlamakla yetinmiyorlar, bu işgale engel olabilecek tüm potansiyel hedeflere saldırıyorlar.

Mali’deki işgal ile beraber, Yemen’deki direnişçilere yönelik saldırılar görülmemiş boyutlara ulaştı. Özellikle; ABD, durmadan insansız hava araçları ile buradaki halka saldırıyor. Rotasından çıkarılan bir devrim ile başa gelen Abdurabbu Mansur Hadi, Yemenlilere kan kusturuyor. Nispeten durağan bir pozisyona geçen direnişçilerin üzerine topyekûn orduyu gönderdi. Birkaç gün önce Yemen ordusunun yoğun taarruzu karşısında karşılık veren direnişçiler, 100’ün üzerinde askeri öldürdüler ve yaraladılar. Yani buradan Mali’ye destek gitmemesi için, tüm güçleri ile direniş saflarını dağıtmak için çaba harcanıyor. Küfür cephesi ve işbirlikçileri, hedefte İslam ve Muvahhid Müslümanlar olunca, kendi aralarındaki, kaptaki kemikleri kapma kavgasına son veriyorlar. Afrika’daki çıkarları Fransa ile hiç uyuşmayan devletler (Başta ABD olmak üzere Rusya ve Çin), Fransa’ya katkı sağlama noktasında tereddüt etmiyorlar. “İslam Şeriatı” sözü, küresel küfür güçlerini ve işbirlikçi kukla zalimleri aynı safta omuz omuza getirebiliyor.

Yemen’den başka, Mali’ye yapılabilecek direnişçi takviyesinin üssü konumunda olan noktalardan bir diğeri de Somali’dir. Ve Somali’de de savaş şiddetlenmiş durumdadır.

Kısacası; küfür, Müslüman kanını dökme hususunda kendi aralarındaki kedi -köpek kavgalarına son verip Müslümanları gömme telaşındalar.

Somali-Yemen-Mali Hattı, iman ile küfrün kavgasına tanıklık ediyor. Bir yandan Haçlılar yedi düvel halinde taarruzda, diğer yandan Muvahhid direnişçiler ümmet ruhu ile bu işgale karşı direnmektedir. İslam Ümmeti’nin sair efradı nerde derseniz, onu da söyleyeyim. Olması gereken yerde değil, türbinlerden misafir sanatçı edası ile, göz ucuyla Müslümanların koyun gibi boğazlanmasını seyrediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar