Yıllar geçse de büyük şeytan halen Amerika’dır

Günümüz dünyasında olaylar çok hızlı ve baş döndürücü bir şekilde gelişiyor. Enformasyon ve iletişimdeki gelişmeye paralel olarak insanlar çok farklı noktalardan bilgi bombardımanına tutulmaktadır. Dışardan bakıldığında işler masumane, doğal ve tabi sürecinde geçiyor olsa da perde arkasında çok büyük oyun ve planlar tertiplenmektedir.  Bu oyunların yürürlüğe girmesi için devasa bütçeler ayrılmakta, yüzlerce kurum ve kuruluş, on binlerce nitelikli personel harıl harıl çalışmaktadır. Amerika’nın 2013 yılı için istihbarat birimlerine 52,6 milyar dolarlık bütçe ayırırken,107 bin kadrolu, 21 bin 800 sözleşmeli personeli de istihdam etmektedir. Bu rakamlara gizli ve örtülü ödenekler dâhil değil. Dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip olan Türkiye’nin toplam gelirinin 180 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında bu bütçenin ne kadar büyük olduğu görülecektir.

Bu devasa para ve personel maalesef hizmet ve hayır işlerinde kullanılmamaktadır. İstihbarat; açıktan yapılamayan işlerin gizlice yapılmasıdır. Oyun, entrika, işgal,  darbe, ölüm, ne kadar şeytani ve kirli melanet varsa hepsi istihbaratın alanına girmektedir.

Rahmetli İmam, yıllar önce Amerika’yı ‘en büyük şeytan’ olarak nitelendirmiş, sürekli büyük şeytanı hedef olarak belirlemiş ve Müslümanlara şu tavsiyeyi yapmıştır. ‘Ateşli ve ateşsiz silahlarınızı, yani kalem, söz ve makinalı tüfeklerinizin namlusunu birbirinize değil, insanlık düşmanlarına ve onların başında gelen Amerika’ya çevirin… Amerika’nın bizi övdüğü gün matem tutmak gerekir…’

İmam haksız değildi. Son bir asırdır dünya üzerinde ne kadar savaş, çatışma, darbe, kaos ve işgal var ise hepsinde Amerika’nın ya direk veya dolaylı politikalarının etkisi vardır.  Hafızamızı şöyle bir yoklasak Amerika’nın direk yapmış olduğu katliamları arda arda sıralarız.

1945: Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombasının atılması ve 250 bin insanın katledilmesi.

1950-53: Yüz binlerce Koreli’nin katledilmesi.

1954: Binlerce Guatemalalı’nınkatledilmesi.

1950-59: Küba’da 60.000 kişinin katledilmesi.

1975: Vietnam savaşı ile 170.000 ölü, 80.000 sakat, on binlerce tecavüz olayı.

1970-75’te Kamboçya ve Laos’ta 1.000.000 kişinin katledilmesi.

1983: Lübnan’da binlerce kişinin katledilmesi.

1991: Irak’a saldırı ve işgali. 1 milyon 200 bin ölü

2003: Afganistan işgali ve yüz binlerce ölü

Dolaylı yoldan desteklediği ve sebep olduğu savaş ve katliamları sayarsak bunun en az birkaç mislidir.

1980: İran-Irak savaşında bir milyon insan ölmüş ve yıllarca telafi edilemeyen maddi manevi yıkım gerçekleşmiştir.

Ümmetin bağrına saplanan Siyonist israil devletinin kurulmasıyla yüzbinlerce ölü, milyonlarca muhacir ve birbirine düşman edilmiş kardeş halklar.

Mısır, Ürdün, Türkiye, Sudan, Tunus, Suudi Arabistan ve diğer ülkelerde Müslümanların başına getirilmiş diktatör ve zalim hükümdarların Müslümanlara çektirdiği katliam ve zulümler… Hüsnü Mübarek, Saddam, Sisi, Arap kral ve şeyhleri, tek parti diktaları… Hepsinin patronu ve ağababası Amerika’dır.

Aradan onlarca yıl geçse de Amerika halen ‘en büyük şeytan’dır. Ümmetin ve insanlığın en büyük düşmanıdır. Müslümanların bütün sıkıntı ve problemlerinin ana kaynağı Amerika’dır.

Müslümanların üzerine düşeni yapmamaları, birlik ve vahdetten yoksun olmaları, aralarındaki sorun ve problemleri kendi aralarında çözememeleri maalesef Amerika’nın işlerini fazlasıyla kolaylaştırmakta, kirli planları için alan ve fırsat vermektedir.

Suriye ve Kobani üzerinden gerçekleşen kirli ittifaklar bizzat onun dizayn ettiği entrikalarının sonucudur. Üç yıldır Suriye’de akan kanı seyreden, Rakka ve diğer şehirlerin IŞİD’in eline geçmesine ses çıkarmayan Amerika, küçücük Kobani, IŞİD’in eline geçmesin diye devasa bir koalisyon oluşturdu. Olamayacak denge ve ittifakları gerçekleştirdi. Birbiriyle savaşan güçler aynı safta yer aldı. Peşmerge, ÖSO, PYD ve Türkiye’yi aynı ittifaka soktu. (Dolaylı olarak İran, Esed ve Lübnan Hizbullah’ı da bu ittifaka dâhildir.) IŞİD’e karşı kendisini koruyamayan Peşmergeyi Türkiye üzerinden Suriye topraklarına geçirterek ‘bıjiserok Obama’ sloganlarıyla karşılattı. Hem de MHP’nin ‘evet’ dediği tezkereyle. Düne kadar emperyalist Rusya’nın kuklası olan PKK’yi hayali Kobani kantonu uğruna kendi emir eri haline getirdi. Resmi açıklamalarıyla da teyit edildi ki yıllardır Amerika-PKK ilişkileri varmış. PKK çetelerini ‘sen misin benim iftar çadırımı yağmalayan, patronluğumu kabul etmeyen’ dercesine HÜDA PAR ve diğer Müslümanların üzerine saldırttı.

Herkesin ve Amerika’nın kendi hesap ve planları varsa da en büyük olan Âlemlerin Rabbinin de muhakkak bir planı vardır. Allah’ın hesap ve gücü; Amerika ve diğer güçlerin çok çok üstündedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar