Yusuf ARİFOĞLU

Yusuf ARİFOĞLU

Zalimin sonu iki dünyada da rüsvaylıktır

Tarihsel uzantısıyla 5000 yıllık geçmişi olan ve diğer bir yönüyle vahyin kalbi olan coğrafyada ilimle, cezbediciliğiyle, güzelliğiyle, etkisi ve dinginliğiyle öne çıkan bir şehirdi Halep… Şairlerin üzerine şiir yazdığı, ediplerin üzerine övgü dizdiği, tacirlerin yönünü istekle çevirdiği, seyyahların zevkle yöneldiği bir beldeydi Halep… Bir Moğollar baştan aşağı ölümle, yıkımla viran etti bu şehri, bugün de Esed zalimi ve sırt verdiği şer bloku ölüm yağdırmakta bu şehre, baykuşların tüneyeceği viraneye çevirmekte…

Adeta Suriye işgalinin ve buradaki savaşın merkezi olan bir şehirden bahsediyoruz. Esed ve şer blokun yitirmemek adına, muhalif gibi grupların ele geçirme adına bütün güçlerini yığdığı bir cephe hem de ana bir cephe… Ne oluyor peki?

Olan, biçare halka oluyor. Ölenler hep nedense çocuklar, yaşlılar, kadınlar oluyor. İnsanlık vicdanı yeniden sınanıyor Halep'te; ne yazık ki merhametten fersah fersah uzaklaştığı anlaşılınca vicdanların zalim daha bir gaddar, daha bir vahşi, daha bir acımasız vuruyor Halep'i…

Suriye'de 19 Eylül'de ateşkesin sona erdiğini açıklayan zalim/tağut Esed rejimi ve Rusya'nın Halep'e yönelik ağır bombardımanı sürüyor. Rejimin kuşattığı, muhaliflerin denetimindeki Halep'in doğu bölgelerinde bir haftada 444 kişi hayatını kaybetti...

Zulüm sarhoşluğu içinde kibirle yalpalayan günümüz zalimleri tıpkı selefleri zalimler gibi etrafındaki korku ve menfaate esir olan askerleriyle yenilmez olduklarını sanırlar. Bu sanı/hayaller, idraklerini öylesine köreltmiş ki her şeyi kendi güçlerine bağlarlar. Şımarık bir edayla baskı, sindirme ile hizaya getirmek istedikleri Halep halkının karşısına geçip neredeyse ilahlık davası güdecekler. Firavun değil miydi, bir zamanlar halkın karşısına geçip:

“Benden izinsiz iman mı ediyorsunuz?” diyen

Ki aynı şekilde Nemrut, değil miydi İbrahim (a.s) karşısında cüretlenip:

“Ben de öldürür ve diriltirim.” diyen!

Geriye bir dönüp ibret nazarıyla bakalım, hangi zalime, nerenin diktatörüne kâr kaldı zulümleri, vahşetleri, viraneye çevirdikleri beldeler?

Hepsi, büyüklendikleri oranda cansız ve küçük varlıklara mağlup oldular.

Nemrut ve Firavun önemli örneklerdir.

Günümüz zalimlerinin sonu da pek iç açıcı değildi hani. Şu an aynı tağuti eda ve zalimce bir tavırla yakan yıkan, sömüren, darbeye kalkışan zalimler için de benzer akıbet olacaktır. Zalimlerin devrilişi iki türlüdür:

-Dünya nimetlerinin alâyişi içinde ebedilik aldanışıyla zulüm çarkını döndürürken mazlumların yükselen öfkesi onların dört elle sarıldıkları fani hayatlarını dahi alt üst eder. Haleb'in öfkesi de yakında Esed'i ve sırtını verdiği şer ittifakı yerle bir edecektir.

-Ahiretin adil terazilerinde lehte ve aleyhte olan kazanımlar tartılırken kâinatın tümüne taalluk eden bir ağırlığı taşıması nedeniyle zalim ve tağutların azabı varlığın türlerinin üstü hesaplarıyla sonsuzluğa eşdeğer bir azaba tebdil edecektir.

Zalimler, zulmü kendilerine bir mesai olarak seçerken akıllarını körelten ve kalplerini karartan yanıltıcı bir nazarla hanelerine işleyen cürümleri hesaplamaktan yoksun kalırlar. Kanla beslenen vampirler misali mazlumların kanlarını emdikçe daha çok kan isterler.

Moğol hanı, Bağdat'ın işgali esnasında şehir meydanından kilometrelerce ötedeki çadırına kadar kanlardan nehirlerin akması için emirler yağdırmıştı.

Amerika'yı keşif kandırmacası içinde kıtaya doluşan çapulcu Avrupalılar, rivayetlere göre yüz milyon Kızılderilinin canına kıymıştır.

Arakan'da Myanmarlı Müslümanlara Budist müşriklerin yaptıkları...

Hakeza Hama, El-Halil, Sabra Şatila, Irak, Libya, Rabia Meydanı…

Ve en son Suriye diktatörü Beşar Esed'in katliamları…

Halep ki ah Halep…

Zalimin kana doymayan, iş başına gelince: “nesilleri ve ürünleri yok edenler” ayetini tefsir eden kanlı çehresini gözler önüne sermektedir.

Her defasında zulüm ve mazlumun ahı zalimin ayağına dolanıp onu tepetaklak eylemiştir.

“ Mazlumun zalimden intikam alacağı gün zalimin zulmünden daha şiddetli olacaktır.”

Ortadoğu'daki gelişmeler, zahiren ixtilaf, ayrılık, çatışma gibi gözükse de bilelim ki;

“Su bulanmadan durulmaz, ayrık otları ayrışmadıkça tarla verime durmaz!” hakikatiyle her doğum sancılıdır. Halep'in yarına umut direnişinin de zafere ereceğini umuyoruz.

Allah'a emanet olunuz!

Önceki ve Sonraki Yazılar