Allah için olmayan yardımın sonu

Abbasilerin Emeviler yerine iktidara gelmesinde en büyük rollerden biri Ebu Mûslim el-Horasani’dir. Ancak Abbasilerin iktidarında birkaç yıl sonra Ebu Mûslim Halife Mansur tarafından öldürülmüştür.

 

Harun er-Reşit’in halife olmasında Yahya bin Halit el-Bermeki’nin çok ciddi bir rolü ve çabası olmuştu. Ancak Halife Harun Reşit iktidara geldikten birkaç yıl sonra Bermeki ailesine savaş açmış, tüm mal varlıklarına el koymuştu. Bu arada Yahya’nın oğlu Cafer’i öldürmüş, Yahya ile diğer oğlunu ise zindana atmıştır. Nitekim ikisi de zindanda ölmüşlerdir.

Halife Memun’u iktidara getiren onun için mevcut halife Emin ile savaşan Fadl bin Sehl’dir. Ancak Memun’un iktidarının ileriki yıllarında Fadl öldürülmüştür. Ve en güçlü iddialara göre onu öldüren de Memun’dur.

Sadece Abbasi döneminin belirgin bazı vefasızlık veya ihanet örneklerini zikrettik. Burada amaç ismi zikredilen şahısları kötülemek ya da zalim olarak nitelemek değildir. Şüphesiz her insan gibi Abbasi halifelerinin de olumlu ve olumsuz tarafları vardı. Ancak bunlar konumuzun dışındadır. Amacımız aşağıda zikredeceğimiz konu ile ilgili bazı örnekler sunmaktı. Nitekim tarih bütün olarak incelenirse bunun gibi sayısız örnek bulmak mümkündür.

Peki bunu nasıl okumak gerekir?

Acaba siyaset kurumu, tabiatı icabı vefasızlık ve ihanet üzerine kurulmuş mu demeliyiz? Çünkü siyaset bir iktidar savaşıdır ve tarih boyunca gücü ellerine geçirenler rakiplerini tasfiye yoluna gitmişlerdir.

Yoksa yaşananları psikolojik faktörlerle mi açıklamalıyız? Şöyle ki; iktidar olan şahıs kendisini iktidara getiren şahsı her gördüğünde bir eziklik ve borçluluk hissetmekte ve bu şahsın varlığının, sahip olduğu tek başına hakimiyetini gölgelediğini düşünmektedir. Bu halden kurtulmak ve makamına uygun olarak kendini biricik ve eşsiz hissedebilmek içinde iktidarına gölge yapan bu şahsı ortadan kaldırmaktadır.

Kanaatimce yukarıdaki izahların doğruluk değeri varsa da asıl sebep bunlar değildir.

Yaşadığımız kâinatta Allah Teâla’nın değişmeyen maddi yasaları olduğu gibi sosyal yasaları da bulunmaktadır. Maddi yasalar; yer çekimi yasası, suyun yüz derecede kaynaması gibi bilimin keşfetmeye çalıştığı düzenliliklerdir. Benzer değişmez yasalar sosyal hayatta da bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim buna “Sünnetullah” demekte ve bu yasaların değişmeyeceğini ifade etmektedir.

“Sen Allah’ın sünnetinde (kanununda) hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın sünnetinde hiçbir sapma bulmazsın.” (Fatır:43)

Yukarıdaki durumun izahını da Resulullah (sav)’ın ifade ettiği Allah Teâla’nın şu sünnetinde bulmak mümkündür.

“Kim bir zalime yardım ederse Allah o zalimi ona musallat eder”

Burada asıl önemli nokta bir şahsa yapılan yardımın Allah rızası için değil de başka saiklerle yapılmış olmasıdır. Durum böyle olduğundan toplum arasında sıklıkla dile getirilen “iyilik yaptığın şahsın kötülüğünden kork” veya “iyilikten maraz doğar” gibi sözleri de düzeltmek gerekir. Çünkü Allah rızası için birine iyilikte bulunmuşsan, ne iyilik yaptığın şahıstan korkman gerekir ne de o iyilikten maraz doğar. Ama o şahsın yanında bir değerin olsun diye iyilikte bulunmuşsan, iyilik yaptığın şahıstan korkmakta haklısın. O halde çözüm her şeyden önce niyeti düzeltmektir. Niyet Allah için olunca iyilik yaptığın insan bir tarafa, kötülük yaptığın insan ile sana zarar veremez. Bu hususu Hz. Aişe (r.anha)’nin rivayetiyle bir hadisi şerifte şu şekilde ifade edilmiştir.

“İnsanlar öfkesine rağmen Allah’ın rızasını gözeten kişiden, yüce Allah insanların vereceği sıkıntıyı def eder. Yüce Allah’ın öfkesine rağmen insanların rızasını gözeten kişiyi ise Yüce Allah o insanlarla baş başa bırakır.” (Tirmizi)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.