Arap Baharı, ‘Gençlik Hareketleri İttifakı' ve ‘Dijital Aktivistler' -2

Tipik bir “Dijital Aktivist” olan Oscar Morales'in 2008'de ön ayak olduğu büyük gösterilerle ilgili basında yer alan ifadelerden biri şu şekildeydi:

 “Kolombiyaʼda Oscar Morales adlı işsiz bir mühendis, Facebook ve internet üzerinden ücretsiz telefon hizmeti sunan Skype gibi sistemleri Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleriʼne karşı kitlesel bir gösteri düzenlemek için kullandı. Tarihte bir terörist gruba karşı gerçekleşen en büyük protesto gösterisini düzenlemeyi ve militanlara, son 40 yıl içinde hiçbir Kolombiya devlet başkanının beceremediği kadar yüksek profilli bir darbe indirmeyi başardı.”

Bir ilk deneme olması açısından Morales'in FARC karşıtı “dijital isyanı”, büyük bir karşılık görmüştü. Morales'in “Dijital isyan” çağrısı başkent Bogota'da 1,5 milyon, Medellin'de 1 milyon, Cali kentinde 500 bin, diğer kentlerde de 500 binden fazla kişiyi sokaklara dökmüştü.

Kolombiya'daki gösterilerin dışında dünyanın yaklaşık 80 büyük kentinde konserler düzenlenip protestolar yapılmıştı.
Bunların dışında Latin Amerika'da 26, Avrupa'da 20, Asya'da 6, ABD'de 27 ve Kanada'da 4 kentte gösteriler düzenlenmişti.

Geniş katılımlı bu gösterilerde her ne kadar övgüler Morales'e yöneltildiyse de aslında Morales üzerinden yapılan bu girişim, “Sosyal medyanın” keşfedilen sihirli gücünün test edilmesi açısından başarılı bir deneme oluşturmuştu. Sosyal medya mecralarını kullanan bir “Aktivist”, sanal ortamda gerçekleştirdiği müthiş bir organizasyonla milyonları sokaklara dökmeyi başarmıştı!

*          *         *

Yakın zamanda Türkiye'de yaşanan “Gezi isyanını” hatırlarsınız. Birkaç ağaç bahanesiyle başladığı iddia edilen ve ilk anda pek de önemsenmeyen kıpırdanmalar bir anda “sanal organizasyonlar” marifetiyle “İktidar değiştirmeye” ayarlı dev bir “siyasal ayaklanmaya” dönüşüvermişti.

Sponsorların gerekçeleri hayli enteresandı;

“Ne olmuş yani! Baskılardan bunalan gençler, daha fazla özgürlük talebiyle sosyal medya mecralarını kullanarak bir araya gelip mevcut şartlara itiraz ediyorlar!”

Yaşananlara bulunan “masumane” kılıf şeklen doğru olabilirdi. Gerçekten de Gezi isyanı, sosyal medya üzerinden organize edilip tüm taktikler buralardan yağdırılıyordu. Lümpen olmakla suçlanan gençlik, her ne olduysa sanal çağrılara kulak kabartarak alanlara iniyor, dev gösterilere imza atıyorlardı. Ama şöyle bir durum da vardı;

BBC, CNN gibi uluslar arası kanallar, Taksim ve Gezi parkından 7/24 kesintisiz yayın yapıp “iktidar devirmeye odaklı” isyan görüntülerini dünyaya pazarlamaktan geri durmamaları manidardı.

Haftalarca meydanlarda yatıp kalkan “gençlerin” neredeyse tüm ihtiyaçları, yurt dışından kaynağı belirsiz kişilerce verilen siparişlerle karşılanmaktaydı.

Yine Türkiye'de rejimin tehlikede olduğuna kanaat getiren tüm medya kuruluşları, holdingler bu isyana dört elle sarılmışlardı.

Görünürde “Soysal medya organizasyonu” vardı, bu organizasyona takılan bir sürü çevre vardı ve hala mesele basite indirgenerek çiçek böcek düzeyine indirgenme çabaları vardı.

*          *         *

Kolombiya'nın bizi etkilemeyecek kadar uzak bir ülke olması ve Morales kampanyasının kendi alanında bir ilk olması, Rusların “Renkli devrimler” için kullandığı tabirle “Yeni bir savaş biçimi” olan “Dijital aktivizmi” anlamamıza yeterli olmadı.

Arap Baharı sürecinde daha programlı bir şekle bürünen “Dijital isyanlar”, ülke olarak aynı kampta yer almamızdan dolayı pek fazla gündemimize konu olmadı.

Oysa “Dijital isyan” Türkiye'nin sınırlarına dayanıp “Gezi” olarak belirleyince, işte o zaman medya ve siyaset dünyamızda “Sosyal medyanın” yıkıcı etkisi, bu amaçla tertip edilen uluslar arası gençlik hareketleri, Otpor taktikleri gibi olgular tartışılıp sorgulanmaya başlanmıştı.

*        *       *

Oysa dünyaya nizamat biçen ülkeler, ki bunların başında Amerika gelmektedir, ülkenin çok önemli kurumlarının öncülük ve sponsorluğunda dev “Gençlik hareketleri ittifakı” forumları düzenleyeli yıllar olmuştu.

Medyada ilk defa “Globalresearch” yazarı Cartalucci'nin geniş olarak yer verdiği “Gençlik Hareketleri İttifakı” forumlarının ilki 2008'de New York'ta, ikincisi 2009'da Mexico City'de, üçüncüsü 2010'da Londra'da düzenlenmişti. Sözkonusu forumlara dünyanın dört bir yanından gençlik temsilcileri çağrılmış, Amerika'nın “Sorunlu alanlar” diye tabir ettiği ülkelerin gençlik temsilcileri özel muamelelerle karşılanmışlardı.

“Gençlik Hareketleri İttifakı'na” ön ayak olan kurumlar, Amerika'nın en şaibeli kurumları iken, sponsorlar da hayli ilginçti.

Gençlik ittifakı, “movements.org” adıyla bir dijital platform oluşturmuştur. İletişim ve eğitim materyalleri bu platform üzerinden servis edilmektedir.

Movement.org platformu resmi olarak ABD Dışişleri Bakanlığı, Columbia Hukuk Fakültesi, Howcast, Google, Facebook, You Tube ile ortak çalışmaktadır. Kurumsal sponsorları ise Pepsi, Omnicon Grubu, Dış İlişkiler Konseyi (CFR), CBS News, Chatham House, National Geographic, MSNBC, Gennext, Edelman halkla ilişkiler firması gibi kurumlardan oluşmaktadır.

Dijital platformun kurucusu olan Jared COHEN ise; Google müdürü, CFR üyesi, Condeleeza Rice ve Hillary Clinton dönemlerinde Dışişleri bakanlığı planlama personeli olarak görev yapmış bir isimdir.  

*          *          *

İlki 2008'de yapılan “Gençlik Hareketleri İttifakı” toplantısının Jared COHEN ile yapılan söyleşi bölümü, Amerikan Dışişleri Bakanlığı internet sitesinden de yayınlanmıştır.

Sitede, dünyanın “sorunlu yerlerinden” katılan gençlik temsilcilerinin yönelttiği sorulara karşı COHEN'in verdiği şu cevaplar ilginçtir:

*Dünyadaki Gençlik İttifakı Hareketleri, zaten çevrimiçi, mobil ve dijital medyadan yararlanmaktadır. Dışişleri Bakanlığı, Facebook, Howcast, Google, MTV ve Columbia Hukuk Fakültesi gibi kuruluşlarla ortaklık kurarak bu eğilime kurumsal bir yapı sağlamaya yardımcı olacak bir kolaylaştırıcı rol icra etmektedir.

*Zirveye ilham veren olay, Kolombiya'dan bir işsiz mühendis Oscar Morales'in Facebook'u FARC'a karşı Milyonların Sesi adlı bir grup oluşturmak için kullandığı ve dünya çapında 190 şehirde 12 milyon insanı sokaklara dökmesidir.

Bu hareketle ilgili dikkat çekici üç şey buldum: 1) Bu, dünyanın her yerinde bir terör örgütüne karşı düzenlenen en büyük çevrimiçi protestodur; 2) Facebook grubuna yalnızca 450.000 kişi katıldı, ancak sokaklara 12 milyon kişi çıktı. 3) Protesto yapıldıktan sonra dünyanın dört bir yanından gelen gruplar, onların nasıl yaptıklarını bilmek istiyorlardı!

*(Bu tür bir ittifakı tüm dünyada oluşturmak mümkün mü?) Halen oluyor; 5 kıtadan ve dünyanın 20 ülkesinden gelen katılımcılarımız var. Suudi Arabistan, Venezuela, Mısır, Avrupa ve Asya'nın çeşitli yerlerinden gelen çevrimiçi gençlik hareketlerimiz var.

*(Afrika için özel bir programınız var mı? Evet ise, bu nedir?)

Gençlere yönelik bir politikamız var. Gençliğin ulusal, etnik, siyasi veya dini bir yüzü yok. Bu bir demografik yapıdır ve politikamız çevrimiçi, mobil ve dijital medyayı şiddet ve ezilmeye karşı güçlendirme aracı olarak kullanarak bu demografik yapı ile iletişime geçmektir.


*          *          *

Amerikan yönetiminin dünya çapında “Sorunlu alanlar” olarak gördüğü bir çok noktanın gerçekten de “Sorunluluklar” barındırdığını hepimiz biliyoruz. Yozlaşmış yönetimler, özgürlükler sorunu, sosyal adaletin tesis edilememesi, gelir dağılımındaki adaletsizlikler vb bu tür sorunların başında gelmektedir.

Haliyle bu tür “sorunlu alanlar”, her an sosyal patlamalara aday olan yerlerdir. Amerikan yönetimi, bu tür çalışmalarla bir yandan teknoloji ile buluşan gençlik potansiyelini öngördüğü şekilde değerlendirmeye çalışırken, bir yandan da sosyal patlamalara konu olun zeminleri kullanarak gençliği politik arzularının aracı olarak kullanmaktadır. Nitekim “Arap Baharı” denen süreç tam da bu doğrultuda start almıştır.

Ancak Arap Baharı'nda dikkat çeken husus şudur ki, startını verdikleri “değişimin” niteliğini de eş zamanlı olarak kontrol etmek istemişlerdir. Lakin harekete geçirdikleri gençlikle Arap Baharı'nın gidişatını kontrol edemeyeceklerini anlamaları, Mısır ve kısmen Tunus'ta belirince bu kez katalizör olarak kullandıkları “Facebook gençliğini” “karşı devrim” aracı olarak kullanma yoluna başvurmuşlardır.

Mısır'da ilk sokağa çıkan kesimin, İhvan iktidarı sonrası bu kez İhvan karşıtlığı üzerinden darbe sevici bir görüntü oluşturmuş olmaları bu durumu teyit etmektedir.

Libya ve Suriye örnekleri ise bambaşkadır. Bu iki ülkede diğer örneklerden farklı olarak her şey karşılıklı şiddetin gölgesinde cereyan etmiştir. Gidişatın kendileri için iyi sonuçlar doğuramayacağına kanaat getiren “organizatörler”, bu kez “dijital aktivizmden” “şiddet aktivizmine” yönelen bir tutum içerisine girmişlerdir.

Ancak gençlik üzerinden yürütülen “dijital aktivizm”, İslam dünyasındaki tüm gençlik potansiyelini hedefine koymuş durumdadır. Her türlü geleneksel ya da başka türlü aidiyetlerine inat, sosyal medya mecralarına yönelen ilgi, gençlik potansiyelini ciddi bir küresel tehdidin pençesine mahkum etmiştir.

Gençlik politikalarını yürüten ülkeler, siyasi gruplar, STK'lar veya cemaatler artık bu küresel dijital tehdidi gereğinden fazla önemsemelidirler. Geliştirecekleri gençlik politikalarında yaşanan küresel dijital tehditler, önemli bir yer kaplamalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar