Abdulhakim SONKAYA

Abdulhakim SONKAYA

Barikayı Emel-Barikayı Hawf

Hadiste; “Cennet, barika’nın altındadır” buyrulur. Barika; şimşek, parıldama, kamaşma manasına gelir. Ayrıca ve ilginç bir şekilde Barika; “korku ve kılıç anlamına da gelir. Peygamber(sav), miraç gecesi Burak’a binmiştir ki, bu da barikadan türeme bir isimdir.

Peygamberin(sav) zevcesi Haticetülkübra ile amcası Ebu Talibin vefat ettiği yıla “hüzün yılı” denilmiştir. İsra ve miraç hadisesi de söz konusu bu hüzün yılında vuku bulmuştur. Peygamberin(sav) bu seferdeki binitinin isminin “Burak” olması, bu büyük mucizenin içinde başka bir mucizedir. Neden bu binite özellikle “Burak” ismi verilmiştir? Çünkü Burak, göz kamaştırıcı güzelliği ve caydırıcı gücü ifade eder. Hızı ve nuru ifade eder. Yani Burak, göz kamaştırıcı güzelliğine ve zarafetine rağmen ürkütücü; ama olağanüstü heybetine rağmen çok latiftir. Peygamber(sav); işbu Hüzün yılında, zevcesinin ve amcasının vefatıyla zahiri olarak maddi ve manevi destekten mahrum kalmıştır. İşte bu mahrumiyet, Burak’ın ismindeki sır ile ortadan kaldırılmıştır.

“cennet, barikanın altındadır.” buyrulur. Burada Müslümanların sahip olmaları gereken hususlar çok veciz bir şekilde ifade buyrulmuştur. Barika; kılıçtır. Işık ve nurdur. Hatta korkudur. Gözlerin fal taşı gibi açılmasıdır. Bu nedenle Allah(c.c) şöyle buyurur: Göz kamaştığı zaman insan, “şimdi kaçışım nereye?” diyecektir(Kıyame:7-10).  Ayeti kerimede gözün kamaşması “Berikal-basar” ibaresiyle ifade buyrulmuştur. Buna göre Müslümanlar, hem kılıcın hem de ilmin parıltısına muhtaçtır. Cennet de bunların altındadır.

Gözün kamaşması iki şekilde olur; göz, ya korkudan donup kaldığı ya da nura tahammül etmediği için kamaşır. Fal taşı gibi açılır. Bu, cahillerin ve zalimlerin halidir. Onların gözleri, hem kılıçtan hem de ilimden, hakikatin gücünden donup kalır. Bu da zalimleri ürkütür. Kaçmalarına sebep olur. Cahil ve zalim kimseler, Müslümanların ellerinde bir parıltı, bir ışık gördükleri zaman Ya korkudan ya da acizlikten dolayı gözleri donakalır. Kaçacak yer ararlar. “Cennet, barikanın altındadır.” Çünkü Barika, ister kılıcın gücüyle olsun, ister hakikatin gücüyle olsun yükseldiği yeri güzelleştirir. Adeta orayı cennete çevirir. Orada cahiller ve nankörler; “kaçacak yer yok mu?” diyerek ortalıkta görünmez olur.

Batman’da medrese eğitimini tamamlayan hanımefendilere icazetleri verildi. Bu icazetle “alime” unvanını aldılar. Bu, bir barikadır. Kılıç manasında barikadır. İlim anlamında barikadır. Öyle bir Barika ki, altında cennet vardır. Huzur ve saadet vardır. Nur vardır. Bu hadise; “Cennet, barikanın altındadır” Hadisinin emrine ve mesajına dahildir. Hüzün yılının burağı hükmündedir. Nasıl ki Burak, Peygamberi(sav) gariplikten ve hüzünden, visale ve sürura götürmüşse aynı şekilde bu icazet de müminleri hüzünden ve gariplikten kurtarmaya namzet bir olaydır.

Bu icazeti alan hanımlar, İslam davasının Haticeleri olmalıdır. Elbette fert olarak onların hizmetleri olacaktır. Lakin bunların asıl görevi, Peygamber varislerine, dava erlerine zamanın Haticeleri olmalarıdır. Unutmamak gerekir ki Hatice, bir başına Hatice değildir. Peygamber varislerinin Haticesi olabilen kadın, en büyük şerefe nail olur.

“Cennet barikanın altındadır.” Barika; kılıçtır, annedir, zevcedir, güçtür, güzelliktir, ilimdir, hikmettir ve en önemlisi aşk ve özgürlüktür.  Batmanda yükselen bu Barika(ışık), inşallah şimşek hızıyla her yerden müşahede edilerek, göz kamaştıracak ve göz korkutacaktır. Onunla iman edenlerin gözü aydınlanacak, nankör cahillerin gözü fal taşı gibi açılacaktır. Buna göre; güç kazanmak, Mustaz’aflara umut, zalimlere korku olmak için Müslümanların elinde çok sayıda imkan vardır. Yeter ki bunlar fark edilsin, bunların değerleri bilinsin.

“Cennet, barikanın altındadır” bu, sadece kılıç olarak anlaşılmıştır. Lakin hakikat şudur ki, parlaklığı olan, Müslümanlara itibar sağlayan, onların gözünü aydınlatan her şey “Barika” vasfına sahiptir. Dahası Müslümanların zihinlerini çalıştırarak elde ettikleri her nevi  “Barika-i hakikat-hakikat nuru” dahi bu vasfa sahiptir. Bu, kutsal bir iştir. Her Barika, ehli küfre ye’s ü havf iken; ehli imana, iman ve sürurdur. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, bunun küçüğü büyüğü olmaz. Müslümanlar, en ufak barikayı , “Barika-i emel” yani “umut ışığı” olarak görmelidir. Adeta bunu, kendilerini sıkıntıdan, hüzünden kurtaracak bir “Burak” olarak algılamalıdırlar. 

İhlaslı amelleri, gayretli çalışmaları ve doğru sözleriyle Ümmette Barika-i Emel; küfre Barika-i havf olan Müslümanlara selam olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar