Menderes YILDIRIM

Menderes YILDIRIM

Başkanlık sistemi

Dünyada sosyal ve siyasal yaşamı düzenleyen birçok yönetim ve devlet şekli vardır. Bunlar; faşist, komünist, kapitalist ve dini merkezli ideolojilerle idare olunmuş veya olmaktadır. İdeolojisi ne olursa olsun, fıtrata en uygun devlet sistemi ise cumhuru merkezine alan yönetim şeklidir.

Cumhuri sistemlerin başlıcaları; “parlamentoya bağlı başkanlığa sahip cumhuriyetler, yarı başkanlık, parlamenter, parlamenter meşruti monarşiler” ve nihayet “başkanlık sistemli” cumhuriyetlerdir. Her devlet yapılanmasında, önemli olan uygulamadır. Mahir Kaynak'ın; “can, mal, namus güvenliğimi sağlasın, krallığa da razıyım” ifadesi manidardır.

Dünyada Başkanlık; “yasama, yürütme, yargı” organları arasındaki ayrım ve dengeye dayanır. “Yürütme'nin” (bakanlar kurulu) başkana bağlanarak yetkilerinin genişletildiği hükümet sistemidir.

Yürütme organı; devlet başkanına bağlı olup belirlenmiş aralıklarla, halk tarafından seçilir; ABD'de, 4+4; bizde, 5+5; gibi. Başkan, yasama organı olan meclisi feshedemez. Aynı kişi; hem yasamada hem de yürütme organında görev alamaz.

Hangi başkanlık? Dünyada bu sistemle yönetilen 38 ülkeden bahsedebiliriz. “ABD, Rusya, Fransa; Arjantin, Azerbaycan, Dominik Cumhuriyeti, Endonezya, Haiti; İran, Kazakistan, Kostarika..” gibi. Dikkat edilirse; başkanlık sistemi; “komünist, faşist ve kapitalist” birçok zeminde uygulanmış veya uygulanmaktadır.

İslam Şeraitine bağlı devlet yapılanmalarının şekli de esasen cumhuriyettir. Otorite olarak da “imam, imamet, emir'ulmu'minun, halife” kavramlarında somutlaşan “devlet başkanı” vardır. Hz. Peygamber Efendimiz; hicretle beraber, sosyal ve siyasal yaşamın vahye göre belirlendiği bir “devlet başkanlığı” yapmıştır. İran İslam Cumhuriyeti'ndeki uygulama da yine bu meyanda bir başkanlık sistemidir.

ABD toplumu;“kolonilerin” verdiği bağımsızlık savaşından sonra bir “konfederasyon” oluşturmuş, eyaletler şeklinde yapılanmaya gitmiş ve nihayet başarılı bir başkanlık sistemi oluşturmuştur. Yürütmeyi üstlenen devlet başkanı;“temsilciler meclisi” ve “senatodan” oluşan kongrelerin, ayrıca “yargının” denetimindedir. Yarı devlet hükmündeki “eyaletler,” vergi ve hukuk sistemlerine kadar özerk davranabilmekte.

Rusya'daki şekli; dünyadaki en yetkili başkanlıklardandır. Durum, hep kaba siyasete dayanan Rusya'nın sosyal ve siyasal yapısıyla tenasüp oluşturmuş denebilir. İç bünyedeki özerk cumhuriyetler de hantallık ve sıkıntıları azaltmaktadır.

Fransa'da,“yarı başkanlık” sistemi uygulanmakta ve başkanın hükümete başkanlık etmesiyle sınırlıdır. Burada, başkanlık zayıf, kurumlar hatta STK'lar güçlü ve yürütmeye ayar çekebilirler.

Bizde Konuşulan:  Henüz netleşmemekle beraber;  kamuoyunda “konuşulan, lehte veya aleyhte olan kimi çevrelerin sunduğu tanımlar,” gittikçe artan bir yoğunlukta gündeme oturmaktadır. Bunlardan iktidar kurmaylarının konuyla alakalı açıklamaları, umut verici niteliktedir.

Prof. Burhan Kuzu'ya göre; sistem alışıldık ve normal. Başkanlık seçimi; belediye veya büyükşehir belediye başkanı seçiminden farklı bir seçim olmayacaktır. İki oy pusulası olacak ve seçmen; biri, “başkanlık” diğeri de “başkanın meclis üyeleri” olmak üzere iki seçim yapacaktır. Bütçe dâhil, başkanın tüm imkânları “meclisin de bir şekilde denetimindedir. Yani mutlak bir başkanlık hâkimiyetinden bahsedemeyiz. Başkan, beş yıllık -en fazla- iki defaya mahsus (5+5) seçilebilir.

Yürütmenin sorumlusu olan başkan, bakanlarını, seçilmiş meclisten değil, dışardan seçer. Bu durumda vekiller, nispeten daha bağımsız olabilir de denebilir. İşin en iyi yönlerinden biri de başkanın, “bakanı” veya “bakanları” bir başka partiden de seçebilmesi yetkisidir. Örneğin “maliye bakanını,” başka parti veya çevrenin deneyimli bir üyesinden de seçebilir.

“Partili Cumhurbaşkanı” seçeneği de konuşuluyor. Bunu da Milli Şef'e kadarki CHP(!)'nin şahsında zaten bilmekteyiz. Bu durumda başkanın “karakter ve zihniyeti” önemli olmakla beraber; “geneli temsilde” sorun ve “toplumu ayrıştırma” riski vardır.

Seçim barajı; parlamenter sistemde çoğu partilerin korkulu rüyası ve esasen hukuksuz bir uygulamadır. Söylemde kalmamak şartıyla, bu konudaki açıklamalar da mevcut adaletsizliği giderecek; azınlıklara veya baraja takılan partilere temsil hakkı verebilecek özelliktedir. % 2'ler gibi bir barajdan bahsedilse de (B.Kuzu)  bu oran makul sayılabilir. Sayın Cumhurbaşkanının kimi zaman dillendirdiği “azınlıkların temsili için de kontenjandan bir temsilci” ifadesi; sosyal barış ve adaleti sağlayacak ve olması gereken bir esastır.

Değerlendirme ve Öz Eleştiri:

Kanaatimizce, başkanlık sistemi bizde de olmalıdır. Manzara ortada. Mevcut “yasalarla, anayasayla” oluşacak ve sürecek bir başkanlık sisteminin de pek bir anlamı olmayacaktır. Mısır; Saddam ve Kaddafilerin “cumhuriyetlerinde” de başkanlık vardı, halen de var. Mazimizde tek parti CHP'nin “idam, sürgün, inkârlarıyla” sürmüş ve netice olarak da “mevcut sorunları” doğurmuş bir “başkanlık” sistemi vardı. Olmadı, olmayacak.

Mevcut yasaların sakıncaları için; sadece 657 sayılı devlet memurları kanununa bakmak yeterli. Sık yapılan değişiklerle yamalı bohçaya döndürülmüş yine de olmuyor.

Eleştiri:

a-Zararları: Sayın Cumhurbaşkanı gibi; “muktedir, değerlere duyarlı bir iktidar ve başkan” olmadığı durumlarda, mevcut yasalarla “diktatörlüğe” dönüşme riski daima mevcut. Sistem; ABD gibi istisnalar hariç tutulursa, tüm Latin Amerika ülkelerinde istikrar getirememiş; askeri rejimlere, diktatörlüğe dönüşmüştür. Dünyada; diktaya dönüşmüş başkanlık rejimleri, demokratik başkanlık rejimlerinden fazladır. Yasalarımızda, insan hakları ve inanca karşı ciddi sıkıntılar vardır ki bu da –mevcut şartlarda- kaos getirir. Özgürlük geleneği zayıf olan ülkelerdeki başkanlık, dram ve sefaletlere yol açabilmiştir.

Dahası; çoğulculuk karşıtı uygulamalara araç olma; yolsuzluk, adam kayırmanın odağı olma riski olabilir. Sadece bu yüzden; başkanlıktan “parlamenter sisteme” dönen ülkeler olmuştur.

b-Yararları: Türkiye gibi mazisinde koalisyonların ağır tahribinin olduğu ülkelerde, “icranın içindeki bir cumhurbaşkanı veya başkanlık sistemi, yürütmeden sorumludur ve denge unsuru diyebileceğimiz kurumlarla denetlenir. Yasama ve yargı tarafından denetlendiği için sorumsuz davranamaz, diktatörlüğe de dönüşemez. Geniş katmanlar; meclis üyeliklerinde ve daha alt birimlerde temsil hakkı bulur. “Üst atamalar, anlaşmalar, bütçe, veto yetkisi, yüce divan” gerçekleri, aktif denge araçları olur.

Halk tarafından doğrudan yetkilendirilen başkan, halkın sorgusuna da açık olur. Kuvvetler ayrılığı (yasama, yürütme, yargı) başkanlık merciinin suiistimallerini önler. Güçlü bir başkan; -hızlı karar alacağından- hizmet ve tüm icraatlarını ivedilikle yapar, işler aksamaz. Belli görevi ve süresi olan bir başkan, her an değişme riski olan bir başbakana göre daha istikrarlı çalışır.

Sonuç olarak; başkanlık sistemi gereklidir, belki de zorunludur. Müslüman ülkelerin hemen tümünde; muktedirlerin istedikleri yöne çekebilecekleri muğlâk yasalar mevcuttur. Laiklik tanımı gibi. Bunların mutlaka değişmesi lazımdır. Hala bulduğu en küçük bir fırsatta, halka ve değerlerine hayatı zehir eden yasalar ve bunları araç edinen iç hatta dış odaklar mevcuttur. Gelinen mevcut manzarada, milyarların mahrum duyguları; dünyanın hâkimleri tarafından gemlenmiş, bir çeşit devlet(ler) terörüne maruz kalmıştır. Bu da karşı terörü doğurmuş. Dünyanın girdiği bu çıkmazların sebebi, Batı ve onun yasalarıdır. Değişimde; hızlı değişim sürecine girmiş olan Batı'dan gerilerde kalmamamız lazım.

Mevcut yasalar, başkanlık sisteminin öncesinde ve sonrasında restore edilmek yerine tamamen değişmelidir. Mevcut meclis yapamıyorsa, referandumla sağlanmalıdır.  Başkanlık, mevcuttan daha kötü olamayacaktır. Bundan böyle, muhafazakâr oylara rağmen siyaset yapacak bir siyasi çevre güç kazanamayacağına göre, halkın değişimden korkmaması, eski Türkiye'nin kutsallarına sahip çıkmaması, ileriye yönelmesi zaruridir. Doluya hep tutulanların, yağan yağmurdan şikâyetleri ancak saflık olacaktır. Şu da olmamalıdır:

“Eşkıya bindi bire indi/ hepsinin hakkından gelen/ hepsinden daha zalim şimdi” (Nef'i). Hâsıl-ı kelam; eşyada, kemiyet değil, keyfiyet önemlidir. Dua ve selam ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.