Bereketli Bir Kişilik ve Güçlü Bir Kalem: Rasim Özdenören

Bereketli Bir Kişilik ve Güçlü Bir Kalem: Rasim Özdenören

Rasim Özdenören, 20 Mayıs 1940 Kahramanmaraş doğumludur. Kahramanmaraş, Malatya ve Tunceli’de ilk ve orta öğretimini tamamlayan yazar, 1955’te başladığı Maraş Lisesi’nden 1958’de mezun oldu.

Rasim Özdenören, 20 Mayıs 1940 Kahramanmaraş doğumludur. Kahramanmaraş, Malatya ve Tunceli’de ilk ve orta öğretimini tamamlayan yazar, 1955’te başladığı Maraş Lisesi’nden 1958’de mezun oldu.

Aynı yıl üniversite öğrenimi için İstanbul’a gitti. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünü (1964) ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini (1967) bitirdi. Avukatlık stajını Ankara Barosu’nda yaptı. 1967 yılında DPT’ye (Devlet Planlama Teşkilatı) uzman yardımcısı olarak girdi. Bu görevini sürdürürken kalkınma ekonomisi konulu yüksek lisans programını tamamlamak için Amerika’ya gitti. 1970-71 yıllarında ABD’nin çeşitli eyaletlerinde ekonomik konularda araştırmalar yaptı. 1975’te Kültür Bakanlığı’na bakanlık müşaviri olarak atandı. Daha sonra Ayşe Çalkaya’yla evlendi. Bu evlilikten Ömer Umran ve Merve adlarında iki çocuğu oldu. 1978’de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra geri döndü.

Öykü ve deneme türünde yazan yazar, Cahit Zarifoğlu’nun deyimiyle yedi güzel adamdan biriydi.

Lisede edebiyatla yakından ilgilenen Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alâeddin Özdenören ve Mehmet Akif İnan’dan oluşan yakın arkadaş grubunun içindeydi.

Bu grup bir yandan Türkiye’nin önde gelen edebiyat dergilerini izliyor, bir yandan da yerel gazetelerde sanat sayfalarını düzenliyordu. O dönem yayınına ara verilen Maraş Lisesi’nin yayın organı Hamle Dergisi’ni Nuri Pakdil ile tekrar çıkardılar. Lisedeki grubun içinde hikâyeyle ilgilenen tek kişi Rasim Özdenören’di. İlk hikâyelerini o yıllarda yazdı. Yazar kendi başlangıcını şu ifadelerle anlatıyor:

“Henüz lise yıllarımda bir ânın hikâyesi acaba nasıl yazılır diye düşündüm. Bize, ortaokulda Türkçe derslerimizde, daha sonra lisede edebiyat derslerimizde, ‘bir hikâye nasıl yazılır veya bir hikâyenin şablonu nasıldır’ sorusunun cevabını ‘serim, düğüm, çözüm veya sonuç’ diye açıklanırdı. Fakat benim kafamdaki hikâyenin bu şablonla ifade edilmesi mümkün değildi. Çünkü ben bir ânın hikâyesini anlatmak istiyordum. Bir insanın bir gülümseme ânını acaba anlatabilir miyim? Bir gözyaşının döküldüğü anda insanın hissettiği şeyler nelerdir, nasıl bir yaşantısı vardır?” diye düşünerek hikâyelerinde kendine has üslubu yakalamış oldu. Ve daha ilk kitabıyla kendi hikâye dilini kurmayı başarmış oldu.

İlk öyküsü Akarsu, Varlık Dergisi’nde çıktı. Daha sonra çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmaya başladı.

Rasim Özdenören 1962’de Sezai Karakoç’la tanıştı. Bu, onun sanat anlayışının ve fikir dünyasının şekillenmesinde büyük rol oynadı. Derin düşünce dünyasını İslam ile harmanlayarak edebiyatın Müslüman- modern çizgisinde yol almıştır. “Müslüman, kendine aykırı düşen bir toplum düzeninde bile Müslüman’ca bir hayat tarzını tek başına yaşayabilir.” diyerek İslami duruşunu ortaya koymuştur.

Özdenören, 1967’de ilk kitabı ‘Hastalar ve Işıklar’ı çıkardı. Daha ilk kitabında kendi hikâye dilini ortaya koyan yazar, yerlilik yaklaşımıyla Türk hikâyeciliğine yeni bir soluk getirmiştir.

Dili ve sağlam kurgularıyla önem kazanan yazar daha sonra 1969’da Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt, Alâeddin Özdenören ve Cahit Zarifoğlu ile birlikte Edebiyat ve Mavera dergilerini çıkardı.

Edebiyat ve medeniyet ilişkisini evrensel değerler ile büyütmeyi hedefleyen yazar, yazı ve hikâyelerinde bu hususlara oldukça dikkat çekmektedir.

‘Gül Yetiştiren Adam’ yazarın tek romanıdır. 1979 yılında yayımlanmış olan bu eser, batılılaşma ve kültürel yabancılaşmaya karşı bir eleştiri kitabı olarak da ele alınabilir. ‘Çok Sesli Bir Ölüm’ ve ‘Çözülme’  adlı hikâyeleri televizyon filmlerine uyarlanmış, bunlardan ilki Uluslararası Prag Televizyon Filmleri yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.

Rasim Özdenören, yazarlığa bir grup arkadaşıyla başlamış olsa da sanatın bireyin kendinden doğduğu kanısında. Yazar bu durumu şöyle ifade ediyor:

“Edebiyat olsun, müzik olsun, güzel sanatların herhangi bir dalı olsun; bu bireysel bir olay. Ortaklaşa anonim bir olay değil. Bilahare belki insanlar bir araya gelebilirler, bir arada belli bir edebiyat sanat akımını yürütebilirler. Ama kökende edebiyat olsun, sanatın diğer dalları olsun, bunların tamamı bireysel teşebbüsle, bireysel merakla, bireysel niyetle ilgili. Bu bireysel niyet, kişinin kendini adadığı bir problem olur, dert olur. Mesela insan durduk yerde okuyamaz, ne okuduğunu bilemez ama bir meselesi varsa, bir derdi varsa o derdine çare için insan okumaya yönelir.”

Hikâyelerinde kültür bağlarından koparılmış insanların yaşadıkları açmazlar, bireyin içine düştüğü yabancılaşma, arayış ve kendini bulma, dünyaya direnme gibi ana temalar göze çarpmaktadır.

Özellikle 1983’ten sonra düzyazıya yönelen yazar, denemelerinde özgün tespitleri ve kendine özgü üslubuyla haklı bir üne kavuştu.

Yazarın çok okunan çalışmalarından biri olan ‘Müslümanca Yaşamak’ kitabında, İslam’ın bugün nasıl yaşanmasına dair önemli ilkesel bilgiler sunar. “Müslümanın en etken tebliğ aracı yaşayışıdır.” diyerek yaşam amacının hal diliyle pratiğe dökülmesinin en büyük tebliğ aracı olduğuna dikkatleri çekmektedir.

Rasim Özdenören, güzel insan olabilmenin şifresini veren yedi güzel adamdan biri… Bir edebiyat coğrafyası Kahramanmaraş’ın mümbit topraklarında yetişen fikir insanı… Sözünün, ruhuna sadık kaldığı yazarlardan… Çalışmaları yalın, mütevazı ve tesirli… Söz işçiliği ayrıntıları resmedecek kadar hassas ve titiz. Eserleri okunmaya değer.

Atasoy Müftüoğlu:

“Yanında bulunduğumuzda bize entelektüel baskıyı hissettirmeyen, kendisini sergileme ihtiyacı duymayan, kendi dönemimizin vicdanı tanığı olan, kendisinin istisnai bir düşünür olduğunu düşünmeyen, entelektüel dürüstlüğe, kişisel estetiğe sahip analitik fikirleri olan bağımsız bir düşünürdür.” diyerek tevazu ve birikimini bu cümlelerle dile getirmiştir.

Şu an hâlâ yazarlığa devam eden edebiyatımızın güçlü ve üretken kalemi Rasim Özdenören, bugüne dek otuzun üzerinde kitap yazdı. Sayısız deneme, köşe yazısı kaleme aldı. Hâlâ iki derginin (Hece-Hece Öykü) genel yayın yönetmenliğini yürüten yazar, Yeni Şafak Gazetesi’nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

2015 yılında “T.C Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne” ve 2016 yılında “Necip Fazıl Kısakürek Saygı Ödülüne” layık görülmüştür.

BAZI ESERLERİ

Hikâye
Denize Açılan Kapı
Toz
Çok Sesli Bir Ölüm
Hastalar ve Işıklar
Ansızın Yola Çıkmak
Çözülme

Deneme
İki Dünya
Müslümanca Yaşamak
Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
Ruhun Malzemeleri
Ben ve Hayat ve Ölüm
Aşkın Diyalektiği
Düşünsel Duruş

Roman
Gül Yetiştiren Adam

Kaynak:

Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, Biyografya beta, Hayat Sanat (Rasim Özdenören)

Meryem Demir

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.