Çözüm Süreci “Kerbela”ya doğru ilerliyor

Kerbela olayı Müslümanların kıyamete kadar unutamayacağı bir faciadır. Bu faciayı kısaca hatırlayacak olursak, Hz. Ömer, camide arkadan hançerlenip şehit edildikten sonra fitne kapısı kırılmıştır. Ardından gelen Hz. Osman Kur’an okurken şehit edilmiş ve onun arkasından da Hz. Ali tıpkı Hz. Ömer gibi yine sabah namazında hançerlenerek şehit edilmiştir. Hz. Osman’ın şehadetinden sonra fitne hızla yükselmiş ve Hz. Ali’nin şehadeti ile doruk noktasına ulaşmıştır.

Hz. Ali’nin Şam valisi Muaviye’den(*) biat istemesi ve onun da Hz. Osman’ın katillerinin cezalandırılmasını şart koşması üzerine maalesef sahabe Cemel ve Sıffın’da karşı karşıya gelmiştir. Hz. Alin’in şehadetinden sonra oğlu Hz. Hasan ümmetin sulh ve selameti için hilafetten feragat etmiştir. Bunun nedeni çatışmalı dönemin bitmesi, başka bir ifade ile devleti zaafa uğratan huzursuzluğun sona erdirilmesi idi. Bir süreliğine bu amaç gerçekleşti, fütuhat oldu ancak Ümmetin kahir ekseriyetinin ittifakı ile Muaviye hayatının hatasını yaparak oğlu Yezidi veliaht tayin etti. Açıkça hilafeti saltanata dönüştürdü. Yezid’in ilk icraatı Hz. Hüseyin’den biat talep etmek oldu. Bundan asıl maksat bir kişinin biati değildi kuşkusuz. Koca ümmetten bir kişi ya da 70 kişi ve ya 7000 kişi biat etmese ne olur ki? Asıl maksat Allah Resulünün “Resulüne” bedeninin parçasına gayrimeşru icraatlarını onaylatmaktı. İstenilen biat ile meşruiyet kazanmak idi. Sonraki gelişmeler biliniyor. Hep Yahudileri peygamberlerini acımasızca katletmekle kınarız ya işten içimizden biri yani bir Müslüman(!) Peygamberimizin parçam dediği “o bendendir ben ondanım” dediği Hz. Hüseyin’i vahşice katlettirmiştir. Bu katl olayı ceddin cedde yapamadığını torunun toruna yapması idi. Adeta onun bedeninde Resulullah katledilmişti.

Maksadım İslam tarihini anlatmak olmadığından asıl meramıma gelmek istiyorum. Devleti güçlendirmek ve büyütmek isteyen bu nedenle Muaviye’ye benzettiğim AK Parti hükümeti, iç çatışmaları sonlandırmak istemektedir. Bu konuda Hz. Hasan rolünde gördüğüm HÜDA PAR tabanı üzerine düşeni fazlası ile yapmıştır. Adına “barış ve kardeşlik” denilen bu kuşku dolu sürece elinden geldiğince destek olmuştur. Yüzlerce saldırıya ve şehitler vermesine rağmen kardeşlik(?) bozulmasın diye hiçbir karşılık verilmemiştir. Ancak görünen o ki AK Parti Muaviye’nin hatasına düşmek üzeredir. PKK’yi veliaht tayin etmek niyeti giderek açığa çıkmaktadır. PKK dağ kadrosunun polis ve jandarma olarak kabul edilmesi pazarlıkları kulislerden sızmaktadır. Böyle bir olay devletinn en azında belli bir coğrafyasını PKK’ye teslim etmektir. Gerçi bu fahiş hatayı yapsa dahi alkışlayacak şakşakçılarının olacağını biliyorum. Nitekim AK Parti’nin İl müftülerinden biri devleti kutsadığı için şunu yüzüme karşı söyleyebilmiştir: “İyi ki Muaviye kazandı Ali(**) kaybetti. Çünkü Ali, Şam’ı bilmezdi. Şam’ı tanımazsan devleti idare edemezsin. Ali kazanmış olsaydı devlet bu kadar kısa sürede bu kadar büyüyemezdi.”

AK Parti PKK’yi veliaht tayin ederse, PKK’nin ilk icraatı bu kez Hz. Hüseyin’e dönüşen HÜDA PAR’dan biat istemek olacaktır. Kendisi artık meşru halifedir. Bel’amları fetvalar verecek, HÜDA PAR meşru otoriteye biat etmezse “BAĞİ” ilan edilecektir. Zaten ecdattan kalma bir kin ve nefret var aralarında.  Bu sefer HÜDA PAR’lılar Yezid’in sözde mahkemelerinde yargılanıp infaz edileceklerdir.

Son olarak Silopi’de (25 Kasım günü) zincirlenen çarşaflı kadınlar ne maksatla yapıldığına bakmaksızın bana zincirlenen Zeyneplerimizi hatırlattı. İnanıyorum ki bu zihniyetin bilinçaltında Zeyneplerimizi zincirlere vurmak yatıyor.

Hz. Hüseyin’in ne yapacağı hepimizin malumudur. Zillete asla boyun eğmeyecektir. Tek seçenek kıyam olursa, kıyam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmasın. Yine kalbi Hz. Hüseyin’den kılıcı Yezit’ten olan Kufeliler olacaktır. Rey’in valiliği uğruna bizi katletmekten çekinmeyen Ömer b. Sa’dlarımız olacaktır. Ancak bütün bunları bilerek ve göze alarak kıyamdan geri durmayacağız. Cesetlerimiz çiğnense de başlarımız zamanın Yezid’lerinin (Serok Obama’nın) saraylarına sunulsa da kazanan biz olacağız Allah’ın (cc) izni ile. 

(*) Muaviye için “Hazreti” kelimesini kullanmadığım için bana kızacaklar olacağını biliyorum. Ancak kullandığımda da kızanların olacağını aynı kesinlikte biliyorum. Bana kızacaklardan istirhamım çocuklarına ve ya herhangi bir yakınına Muaviye adını koyanlardan biri olsun.

(**) Bir il müftüsü sadece “Ali” deyince çevremden kimsenin tepki göstermemesi hayret vericiydi. Fakat ben gerekli tepkiyi gösterdim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.