Mustafa KARAKAŞ

Mustafa KARAKAŞ

Çözüm, Yurt Sistemi değil; Kur'an Öğretmenliği Okulları

Adana'nın Aladağ İlçesi'nde kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 can hayatını kaybetti. Rabbim Rahmeti ile karşılasın.

Yangın sonrası Türkiye her zamanki gibi ikiye ayrıldı.

Malum kesim yurdun Süleymancılara ait olduğunu gerekçe göstererek hükümeti istifaya davet etti. Muhalefetin bunu istemesi tabiidir elbette. Amma velakin, sanırım hızlarını alamadılar ve sosyal medyada #TarikatlarKapatılsın başlığı ile dine ve dindarlara olan öfkelerini kusmaya başladılar. Hani evveliyatlarını bilmezsek insani bir hassasiyetten çığlık attıklarını düşünebilirdik.

Bunlar böyledir zaten, insan hayatının korunmasına dair, daha fazla önlem alınması gerektiğine dair hükümeti zorlayacaklarına başlarlar “yasaklansın” yaygarasına. Reçete sunacaklarına “imha etme yöntemini” biricik seçenek olarak sunarlar. Dedik ya evveliyatları belli. Bundan 90 yıl önce tarikatları, medreseleri kapatırken bir yangın gerekçesine bile ihtiyaçları yoktu.

Bir çift söz de iktidara!

Bu ülkenin normalleştiği iddiası doğru ise bu çocukları ailelerinden koparan yurt modelinden vazgeçip “Kur'an Öğretmenliği Okullarını” ne zaman kuracaksınız?

Kurun ki çocuklarımız annelerinin dizinin dibinde ders çalışsın, yurtlardan değil; evlerden ve okullardan Kur'an sesi yükselsin.

Çizmeleri Yırtık Boyacı Çocuk

8-9 yaşlarındaydım, cami önlerinde ayakkabı boyardım.

Bir ikindi namazı sonrası idi. Namazdan çıkan ve elbiselerinden “Köylü” olduğu belli olan bir amca “benimle gel dedi.”

Ayakkabılarını boyatacağı sevinci ile arkasından yürüdüm. Hızlı yürüyordu, sırtımda boya sandığı arkasından resmen koşturuyordum. Herhalde 1 kilometreye yakın yürüdük. Arkası yırtık olan plastik çizmelerimin de yürümemi engellemesi ile, daha fazla yoruluyordum. Arada bir ayağımdan çıkıyor, tekrar ayağıma yerleştiriyor ve  “Köylü amcanın” arkasından koşturuyordum

Hülasa adam bir dükkâna girdi, çıktığında ellerinde bir çift çizme vardı. ”al bunları giy” dedi. Şaşırdım ben ayakkabısını boyamasını beklerken meğer amcanın derdi başka imiş. Çizmeleri aldım giydim. Gıcır gıcır çizmeler… Sevinçten uçacaktım adeta

Aradan 30 yıl geçti. Aklıma geldikçe “köylü amcama dua ederim.” O amca çocuk gönlüme öyle bir tohum attı ki (16-17 yaşına kadar namazın N'sini bilmeyen ben) ömrüm boyunca dindarları sevdim.

Bir çocuğun gönlüne girmek için uzun söze ihtiyaç yoktur. Bazen ayakkabısı yırtık bir çocuğa aldığınız bir ayakkabı onun tüm ömrünü etkileyebilir.

Ey dindarlar! Siz siz olun, dilenmek için, ayakkabı boyamak için, simit satmak için cami önüne gelen çocukları görmezden gelmeyin! Sakın!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.