Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

En-Nakba’dan daha beter bugünkü halimiz

İslam dünyası karşılaştığı sorunların üstesinden gelip onlara çözümler üretebilecek kurumlara sahip değil. Meydana gelen bir olay konusunda ABD ne diyorsa yönetimlerimiz ona göre konum belirliyorlar. Her hangi bir konuda karar aldıklarında da bağımsız olamıyorlar. Amerika’yı kıble edinmek istemeyenin hali ise kötü oluyor. Halkın oyları ile seçilmiş İslami cemaat ve partilerin başına nelerin geldiğini görüyoruz. İpleri Amerika ve Batı’nın elinde olan yönetimlerden ne fayda beklenir. Böylesi yönetimlerin oluşturdukları İslam Konferansı, Arap Birliği gibi isim ve levhadan ibaret olan kuruluşlar şimdiye kadar bir sorun çözebildiler mi? Hayır. Müzminleşmeye yüz tutan İslam ümmetinin kanayan yaraları tedavi göremeyince,  başka diğer sorunların ortaya çıkmasına da sebep teşkil ettiler.

Batı’nın ümmet üzerine inen ilk ölümcül darbesi, ümmetin birliğini temsil eden Osmanlıyı ortadan kaldırmak ve peşinden israil’i kurmak şeklinde gerçekleşti. Filistin’in işgaline ve toprakları üzerinde Siyonist bir devletin kurulmasına güçlü bir karşılık verecek bir yapıdan mahrum olmamız, başımıza İsrail belasını musallat etti. İlk kıblemizin işgali bile bizi bir araya gelip etkin bir güç oluşturmaya sevk edemedi. Bir araya gelmek şöyle dursun, daha da bölünüp güç kaybettik. Ortaçağ Avrupa’sından geriye kalan mezhep savaşları mirasına konduk. Kardeş kanı akıtarak ümmet düşmanlarını sevindirdik. ‘Kahrolsun Amerika’, ‘kahrolsun israil’ sloganları atıp Amerika’nın sağladığı silahlarla birbirimizi katlettik.

Siyonistlerin Filistin’i işgal etmelerinin üzerinden tam 66 yıl geçmiş. İşgali, katliamları ve sürgünü hatırlayabilen o günün çocukları şimdi ihtiyarlamış, belki çoğu hayata veda etmiş. Milyonlarca mülteci bir gün zorla çıkarıldığı evine, yurduna, tarlasına, bağına bahçesine, Kudüs’e, Yafa’ya

Hayfa’ya dönme arzusunun hasretiyle beraber mezara göçtü. Sekiz milyona yakın Filistinli halen mülteci. Vatanından uzak, gayrı insani şartlar içinde hayat sürüyor.

Filistinliler 14 Mayıs 1948’günü yaşadıkları bu acıya ‘En- Nakba’ adını vermişler. Yani, büyük felaket ve acı. 14 Mayıs 1948’de ilan edilen İsrail, Filistin toprakları üzerine kuruldu. Gasıp ve işgalci Siyonistlerin cinayet ve işgallerini meşru görüp destekleyen Batı dünyası, bugün de aynı tavrını sürdürmeye devam ediyor. Böyle olduğu halde İslam ülkelerinin hemen hepsi de ABD ve Batı’nın yanında yer almaya devam ediyorlar. Düşmanına aşık olma sendromu gibi bir şey mi bu; ya da zilleti kabullenme mi?

Altmış altı yıl gibi uzun bir zamanın üzerinden geçtiği bu sorun, bölgemizde beliren diğer sorunların da ana kaynağı haline geldi. Çünkü Batı, israil’in güvende olabilmesi için bölge ülkelerine her açıdan müdahale ediyor. Ekonomik ve siyasi istikrarın önünün kesilmesi, sürekli ihtilaf ve çatışma ortamlarının oluşturulmasıyla israil’in güvenliği garantiye alınmak isteniyor.

Evet, ümmetin asıl sorunu Filistin’dir. Filistin sadece Filistinlilerin sorunu değildir. O, tüm ümmetin temel sorunudur. Filistin sorununu çözemeyen bir ümmet hiçbir işi çözemeyecektir. Sorunun çözülmesi ise ümmet bilincinin oluşmasıyla başlayacaktır. Sorunun ancak bu şekilde çözülebileceğini bilen ümmet düşmanları,bu bilincin hayata geçmemesi için var güçleriyle çalışıyorlar.

Bugün, Irak ve Suriye başta olmak üzere yaşadığımız acı ve sıkıntıların çözümünün ancak ümmet bilincini diriltmekte olduğunu vakit kaybetmeden anlamak gerekir. İlahi fermanın icabı olan bu hedefi gerçekleştirmek, ‘Müslümanım’ diyen herkesin öncelikli vecibesidir. Kocaman bir İslam alemini zillet ve esarete düşürmüş bu ihtilaf illetinden bir an önce kurtulmak gerekir. Aksi halde daha büyük felaketlerle karşılaşmaktan kurtulamayacağımızı unutmamak gerekir. Bugün içinde bulunduğumuz şu hal, sadece düşmanlarımızı sevindirmekte, onların çıkarlarına hizmet etmektedir ancak.

Siz ne dersiniz bilemem ancak Irak, Suriye, Mısır başta olmak üzere İslam dünyasının sair yerlerinde şahit olduğumuz olayların, altmış altı yıl önce Filistin’de yaşanmış Nakba’dan geri kalan bir tarafı yok; hatta daha beter denilebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.