Gündemdeki “cemaat”le İhvan-ı Müslimin Cemaati’nin farkı

Ortaya çıkan son ses kaydında Gülen`in, Başbakan için yakınındakilere; “Üç yıldır beddua ediyorsunuz ama ölmüyor. Demek ki halisane etmiyorsunuz, kabul olmuyor" dediği ortaya çıkmış. Beddualarla, şantajlarla, hakaretlerle, rüyalarla, twittlerle, anılan bir cemaat(!) aylardır bu ülkenin gündemi.


Dünyada gündem olan başka cemaatler de var.


Mesela, Mısır’da Muhammed Mursi, Muhammed Bedii, Muhammed Biltaci ve onlarca alim şahsiyet, İhvan-ı Müslimin cemaatine liderlik yapıyorlar. Milyonlarca Müslüman onlara bağlılıklarını ilan ediyor ama onlara öyle Allah tarafından özel görevlendirilmiş muamelesi yapmıyorlar. Binlerce şehid ve tutukluları var. Mal varlıklarına el konulduğu gibi kurumları da kapatılmış vaziyette. Dünyanın tüm etkin güçleri, kralları, kuruluşları da kendilerine zulmeden zalimlere destek veriyor.
Ve işte bu cemaatin liderleri, darbeci rejim tarafından aylardır tutsaklar, aşağılamak için mahkum elbisesi ile sözde mahkemenin kafesine getirilip yargılanıyorlar, akrabalarıyla görüştürülmüyorlar, tüm insani haklardan yoksun bir haldeler. Ama sabırlı ve vakarlılar, gizli pazarlıklar kurmuyorlar, israil’in emriyle kendilerine darbe yapılıp tutuklandıklarını ve bir kelime iltifatta bulunsalar bırakılacaklarını da çok iyi bildikleri halde israil’e otorite filan demiyorlar.


Filistinlilere yardım için gidip de canlarını verenlere haince yorumlarda bulunanlara inat, 65 yıl önce 12 Şubat 1949 yılında şehid edilen ve bugün neredeyse düm dünya müslümanlarının rahmetle andığı İmam Hasan el Benna’nın(rh); “Kim Filistin`e yardım etmezse, Allah ve Resulüne yardım etmemiş olur. Kim de ona yardım eder ve desteklerse kuşkusuz Allah`a ve Resulüne yardım etmiş; İslam`ı savunmuş olur.” sözüne uygun hareket ediyorlar


Ülkenin dini kisveli sözde diğer birtakım çevreleri de darbecilerin yanında yer alıyor ve kendileri aleyhine hareket ediyor hatta gözü dönmüş sözde müftünün biri öldürülmelerine fetva verecek kadar ileri gidiyor. Ama bu cemaatin liderleri onlara beddua ya da mülaane okumuyorlar, ses kayıtlarını veya mahrem görüntülerini kaydedip şantaj olarak kullanmıyorlar.
Hem düzenle(me)dikleri şarkılı danslı Arapça olimpiyatlarına Peygamber Efendimiz’in(sav) geldiğinden filan da bahsetmiyorlar.


Dünyanın hiçbir yerinde belki okulları yok ama Asya’dan Avrupa’ya, Amerika’ya dünyanın bir çok ülkesinde binlerce noktada milyonlarca kişi onlar için meydanlara iniyor, dualar ediyor, gözyaşı döküyor.


Hem hiçbir gayrimeşru reklam veya film yayınlamadıkları ve Efendimiz’i(sav) rüyadan filme getirip senaryo malzemesi de yapmadıkları halde kanalları kapatılıyor, medyaları karartılıyor, susturuluyor ama dünyanın her tarafında yüzlerce tv kanalı onlardan övgü ve takdirle bahsediyor, nice gazete,dergi onları haber yapıyor makale yayınlıyor ve gayrimüslimler de dahil milyarlarca insan internette, sosyal medyada, sokakta Rabia simgeleriyle onlara destek mesajı veriyor.


Kelimenin tam anlamıyla mazlumlar ve mağdurlar ve ciddi bir sınavdan geçiyorlar. Haklarını aramak için elbetteki bir çabaları var ama bunun için Efendimiz’den(sav) rüyada, “protesto gösterilerini ikiye katlayın” türünden emir aldıklarını filan da iddia etmiyorlar.


Dost ve düşmanlarını doğru seçiyorlar. Yahudi ve Hıristiyanlarla öyle diyalogtan, uzlaşmadan paslaşmadan filan dem vurmuyorlar dolayısıyla gidip de ne papa’nın elini öpüyorlar, ne de israil hahamlarıyla sarmaş dolaş kucaklaşıyorlar.
Ve başta dediğimiz gibi liderleri Pensilvanya’da küçük bir kulübede(!) değil, Yusuf’un(as) hapsedildiği zindanda kalıyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar