Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Hakkın karşıtı olarak batıl

İslam literatüründe Hakk ve Batıl kavramları, daha çok İslâm ile onun dışındaki dinleri nitelendirmek için kullanılır.
Kur’an’ı Kerim, Hakk kelimesini hem Allah (cc) için hem de O’nun dini İslâm için kullanmaktadır. Çünkü Allah (cc), mutlak Hakk’tır, mutlak varlıktır, varlığı değişmeyen ezeli ve ebedidir. O’nun insanlar için seçip beğendiği dini, İslâm da mutlak doğrudur, temeli sağlam ve kalıcıdır.

Batıl ise geçersiz, hükümsüz ve kalıcı olmayandır. Batıl, kavram olarak bazı insanların Allah’ın dışında uydurdukları ilâhların ortak adı olduğu gibi bu fikre uygun olarak inandıkları dinlerin de ortak adıdır. Allah katında geçerli olmayan bütün dinler, davalar, inançlar ve ibadetler batıldır.

Şu ayet-i kerime hakk ve batıl kelimelerini çok net bir şekilde ortaya koyuyor:

“O (Allah), gökten su indirdi de vadiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hakk ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller getirir.” (Ra’d: 17)

Allah (cc) mutlak Hakk’tır. O kendi varlığı ile vardır ve her şeyin yaratıcısıdır. Kıyamette her şey ölecektir ve yalnızca O’nun varlığı kalacaktır. Öyleyse O’nun dışındaki her şey O’nun sebebiyle vardırlar. Kendi başlarına bir varlıkları ve bir gerçeklikleri yoktur. Bu anlamda onlar batıldırlar, yani mutlak gerçek değildirler ve varlıklarının tek başına bir hükmü yoktur.

Hakk olan Allah (cc), yeri ve gökleri hakk olarak yarattı. Bunları ve diğer bütün varlıkları varlığının ayetleri, belgeleri yaptı. İnsan bunlara bakar, basiretle bunları idrak eder ve hakk olan yola, İslam’a teslim olur. Ayrıca Rabbimiz, Hz. Muhammed aleyhisselamı, hakk peygamber olarak gönderdi. O’nunla beraber bir de hakk kitabı indirdi. Bütün bunlara rağmen bazı insanlar kalıcı, sağlam, doğru olan Hakk’ı bırakır; köpük gibi bir değeri ve kalıcılığı olmayan batıla uyarlar. Hâlbuki köpük kaybolmaya mahkûmdur, bir faydası da yoktur.

Kur’an şöyle buyuruyor: “De ki: Hak geldi, bâtıl zail oldu. Çünkü bâtıl yok olmaya mahkûmdur.” (İsrâ: 81)

“Hayır, biz hakkı bâtılın tepesine fırlatırız da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o (bâtıl), yok olup gitmiştir.” (Enbiya: 18)

Görüldüğü gibi bâtıl köksüz, güçsüz ve çürüktür. Tabiatıyla yok olmaya, dağılmaya, silinip gitmeye mahkûmdur. Hakk’ın karşısında tutunamaz. Suyun üzerindeki köpük gibi olan bâtılın, demir gibi olan hakkın karşısında tutunması mümkün değildir.

Dünya hayatında bâtıl, bazen hakk’a galip gelmiş gibi görünür. İnsanlar öyle zannederler. Ya da Müslümanların mağlup oluşlarına bakarak kimileri bunu batılın galibiyeti gibi sayarlar. Oysaki gerçek böyle değildir. Müslümanlar da insandırlar, hataları, eksikleri vardır. Görevlerini yapmamış, gerekli tedbirleri almamış olabilirler. Onların zayıf durumu veya hataları, Hakk’ın zayıflığı veya zilleti değildir. Yeryüzünde hiç bir Müslüman kalmasa bile Allah’ın adı ve O’nun dini yine yücedir. O’nun kelimesi olan İslâm ve O’nun kitabı olan Kur’an yine üstündür.

Allah (cc), mücrimler yani azgın günahkârlar istemese bile Hakk’ı gerçekleştirmek ve yerleştirmek, bâtılı ise iptal etmek, geçersiz kılmak istiyor. Allah katında geçersiz ve hükümsüz olan bâtıl’a inanan kimseler elbette zarara uğrayacaklardır. Allah’ı inkâr eden kâfirler, bâtıla din diye inanmaktadırlar. Bu da onlar için büyük bir hüsrandır. Allah (cc) dururken hiç bir şey yaratamayacak kadar aciz ve güçsüz, bir fayda sağlayamayan, bir zararı gideremeyen bâtıl şeylere kulluk edenler çok büyük bir yanlışın içerisindedirler. Bâtıl mahvolucudur. Bâtıl’a inananların yaptığı tüm işler batıldır, geçersizdir.

Küfre düşenler kendi akıllarınca hakk olarak gönderilen peygamberin davetine ve mesajına karşı mücadele ederler, hakkı iptal etmek, yani geçersiz kılmak için uğraşır dururlar. Ancak yaptıkları boş bir çabadır. “De ki, hakk geldi. Batıl ise, ne (bir şey) ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir.” (Sebe: 49) Şu halde, günümüzde peşinden gidilen İslam’a aykırı bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları toplumsal düzenle ve ideolojiler Allah’ın katında bâtıldır, geçersizdir ve hükümsüzüdürler.
“Allah’ın emri gelince de hakk yerine getirilir. Bâtıl bir dava peşinde koşanlar, işte bu noktada hüsrana uğrarlar.” (Ğafir: 78)

Allah’a emanet olunuz.
 
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar