Esra GÜLŞAHİN

Esra GÜLŞAHİN

Hakkın sesiyle yükselen kardeşlik

 Kurulduğu yıldan beridir haksızlığa uğratılan, fiili saldırılara girişilip, yüzlerce şehid veren, beş yüze yakın ferdi zindanda bulunan bir camia... Boyumun yetişmediği ancak şu zamanda yaşanılanın dünün özeti mahiyetindeki o yıllara bakıldığında, ne kadar vahşi ve barbarca bir saldırıya hedef olduğu görülecektir bu camianın.

Kan ve şiddet üzerine kurulup, Kemalist zulmün Kürt versiyonu niteliğindeki bu İslam düşmanlarının, artık taşmış bardağın sellere dönüştüğü eylemleri mantığa sığmayacak türden. Canlı canlı insan yakma caniliğine kalkışanlar Ashab-ı Uhdud versiyonunu güne taşırken zulmün her taşkınlığını bu camiaya uygulamışlardır.

O zamanların sessizliğinden yüzlerce ses çıkmış olup bu seslere kanan birçok(İslami) kesim. Fakat işin detayının dinlenmediği, söz sahibi olma hakkının verilmediği bir camia... Kapı önünde biri, pencere önünde başka biri misalince birçok dış mihraklarında elleriyle oynanan bu oyun elbette ki hedefine ulaşamadı. Şehitler verilse de, zindanlar dolasa da bu ışık günümüze bu şekilde yüreklerde daha gür biçimde yer ediniyorsa bütün çabaları boşa gitmiştir ve gidiyor elhamdülillah...

Fakat Said Şahin Hocamızın bir zamanlar ifade ettiği ‘plotonik aşk' mesabesindeki durum bizi en çok üzen durumdu. İnsanın kendi kardeşinin kendisini yanlış bilmesi, insanın yüreğine oturan koca bir hüzün olmalıdır. Ama zamanla gelişen olaylar ve hakeza camianın kendi sesini duyuracak medya gücüyle haksızlık ayan beyan ortadayken elbette İslam perspektifinden bakan gözler görecekti. Kalemler yazacak, yürekler saf tutacaktı. Yani tutmalıydı, bu böyle olmalıydı. Doğrusu bunu en çok kardeşlerimizden beklemeliydik. Ondandır ki bir cümleyle yanımızda olduklarını hissetmek bile sevincimiz oldu.

PKK zihniyetine paralel olarak işleyen akıllardan ve medyasından bunu beklemedik. Ama adil olmalarını istedik. Adalet insanlıkla eşdeğer iken, insanlığında adaletinde sahici rolü çoktan silinmişti söz konusu Mustazaf camia olurken... Cizre'de yaşananlara birçok haber kanalı ‘çatışma' olarak yansıtırken vicdan adına da hiçbir şey kalmamıştı. İnsanlığın cebi delikti, elinizi koysanız bir kuruşluk vicdan kalmazdı. Vicdanı olmayan insanlık lügatlerde kalan bir sözcüktü artık sadece... Bu anlamda zaten beklenti ve umudumuz yokken daha da fazlası olacak olan bir ‘gerçeği' yansıtmama ile trajikomik bir olayla karşı karşıyaydık...

Ama Müslüman kardeşlerimizden elbette beklentilerimiz olacaktı. Yasin, başlı başına ‘hakikat' iken, vahşice saldırmalar, bir evi anne ve çocuklar içerisinde olup yakacak kadar zalimlikleri ayan beyan olan bu duruma elbette ki Müslümanlar sağır ve dilsiz kalmamalıydılar. Bu anlamda kalemiyle, kalbiyle, duasıyla ve diliyle hakkın yanında olan tüm yüreklerin kardeşliğini kutluyorum. Aslında bu bizim için değil, Allah için yapılan bir hakkı savunuştur. Vebalin omuzlardan alınıp  hakkın yanında saf tutan duruşların akını Allah'a arz edebilme haykırışıdır. İşte bu mutluluğa boğarken kardeşliğin gücünü görebilmek güzel.

Yapılan bir zulümde hakkın sesi olmak adına bir araya gelmek kardeşlik kalesini sağlam örmek ve bu kaleyi daha güçlü bir kıvama getirmeyi sağlar. Şu anda zindanda Yasin Demir için sesimiz çıkıyorsa aynı şekilde Yakup Köse için de aynı ses çıkıyordur.  Geçen zamanlarda Fikret Bayram için çıkma temennisi ve duamız olmuşsa, bu Salih Mirzabeyoğlu için de olmuştur. Kardeşlik, hangi grup ve hangi camiadan olmayı gözetmeksizin Allah için mazlum bırakılıp mağdur edilen tüm kardeşlerin yanında olmayı hedefler...

Bu anlamda köşe yazıların bir günlükte olsa gündemimizdeki olaylara ayrılması, olması gereken ve olduğunda da bizi mutlu edendir. Hakikati kelamına ya da diline işlemeye dair isim vererek sayamayacağım çok Müslüman var. Allah hepsinden razı olsun. Fakat bu yazımı yazmama sebep olan Yusuf Kaplan'ın bölgedeki olaylara dair hakkı kuşanmış yazısı idi. Hakeza ‘kalbimle ve kalemimle yanınızda olduğumu bilin' mesajını atan Elönü... Yine Kudüs TV ekranlarında ‘Adalet Şimdi' ismiyle hakkın yüzü ve sesi olacak program... Bunlar kardeşliği tesis edip yekvücut olabileceğimizin işaretleridir.

Bu kardeşlik büyümeli ve kocaman olmalı ki kardeşlikle örülen duvar; en zor engellerle, iftiralarla, İslam düşmanlarının oyunlarıyla karşılaşsa dahi yıkılmasın,  duruşundan taviz vermesin. Kardeşlik önceliğimiz olmalı ki ilk etapta kardeşliğe yapılan zulmü duyup yanında saf kesilebilelim. Rabbim bu kardeşliği güçlü bereketli ve sarsılmaz kılsın.

Baki Muhabbetle…

Önceki ve Sonraki Yazılar