Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Haset hastalığı

 Hasedin maddi-manevi pek çok zararları vardır. Fakat her şeyden önce haset, Müslüman'ın dinine zarar verir. Çünkü inanmış olan bir kimse, kalbini her türlü kötü duygu ve düşüncelerden arındırmış olacak ve haline rıza gösterecektir. Kimi zaman kazanabilir kimi zaman kaybedebilir. Kaybetmesi başkasının ticaretine göz dikmesini gerektirmez. İsteklerini Allah'a sunacak ve yalnız O'ndan dileyecektir.

Abdullah b.Ömer (RA) anlatıyor: Peygamberimiz (SAV)'e soruldu: “Ey Allah'ın Rasulü, İnsanların en faziletlisi kimdir?” Peygamberimiz (SAV): “Temiz kalpli ve doğru sözlü olandır.” buyurdular. Ashap: “Doğru sözlüyü biliyoruz. Kalbi temiz olmak ne demektir?” diye sordular. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: “Bir koyun ağılına giren iki aç kurdun koyunlara verdiği zararı, haset ve aşırı derecede mala düşkünlüğün, Müslüman'ın dinine verdiği zarardan daha çok değildir. Gerçekten ateşin odunu yakıp yediği gibi haset de iyilikleri yer ve tüketir.”

Haset edenin dünyada rahat ve huzuru yoktur. Haset ettiği kimselerin işlerinin iyi gittiğini gördükçe rahatsızlığı artar huzuru kaçar ve uykusu kaybolur. Allah şöyle buyuruyor:

“Kişi kazdığı kuyuya kendi düşer.”  (Fatır 43)

Evet, kişi çoğu zaman haset ettiği ve düşmanlık duyduğu kimse için istediği, kendi başına gelir. Bu durumu hatırlatan şu atasözümüz ne güzeldir:

Haset tohumu eken, hasret nedameti biçer.”

Haset eden, haset ettiği kimsenin ticaretinin iyi gittiğini, kazancının arttığını gördükçe sadece huzuru kaçmaz; Allah korusun, her türlü fenalığın planlarını yapmaya başlar. Bunun için, Allah kötü huylardan çekindirirken, şöyle buyurur:

“Kıskandığı vakit, kıskanç kişinin şerrinden Allah'a sığınırım de.”  (Felak 5)

Gazali İhya'da şu hikâyeyi anlatıyor: Zatın biri bir hükümdara uğrar ve ona öğüt verir: “Sana iyilik yapana sen fazlasıyla iyilik yap. Kötülük yapana ise bir şey yapma, onun kötülüğü sana mükâfat olarak yeter.”  Bunu dinleyen bir başkası bu zatın hükümdar yanındaki itibarını görünce bunu çekemez. Hükümdara yaklaşır ve: “Size öğüt veren bu adam, nefesinizin koktuğunu söylüyor.” der. Hükümdar: “Ne biliyorsun?” diye sorar. Adam: “Bu zat bir daha yanınıza geldiğinde, ağzını ve burnunu tuttuğunu göreceksiniz.” der. Hükümdar da: “Peki, görelim.” der. Adam, hükümdarın yanından çıkar. Haset ettiği zat hükümdarın yanına çıkacağı zaman onu davet eder ve kendisine sarımsaklı yemek yedirir ve: “Ağzının kokusu ile hükümdara fazla yaklaşma” diye tembih eder. Bu zat, yine âdeti üzere hükümdarın huzuruna girer ve kendisine tavsiyelerde bulunur. Hükümdar bu zata yanına yaklaşmasını söyler. Adam da ağzını burnunu tutarak hükümdara yaklaşır. Hükümdar, adamın kendisine doğru söylediğine inanır. Bunun üzerine yazdığı bir fermanı adama verir ve: “Bu mektubu falan komutana götür.” der. Hükümdarın kendi eliyle yazdığı fermanlar çoğunlukla yardım edilmesini emreden yazılar olduğu için adam mektubu alır. Dışarıya çıkınca kendisine yemek yediren adamla karşılaşır. Adam kendisine: “Elindeki mektup nedir?” diye sorar. Adam: “Hükümdar herhalde bana yardım yapılmasını emretmiştir, onu almaya gidiyorum.” der. Adam yalvarır ve: “Bu mektubu bana ver.” diye rica eder. O da: “Peki al.” der. Adam mektubu alır almaz doğru zarfın üzeri kendisine yazılan komutana gider ve mektubu takdim eder. Kumandan, kendisine öğüt veren zata kızmış ve cezalandırılmasını yazmış. Bunu duyan adam, komutana yalvarır ve: “Aman, bu mektubun sahibi ben değilim, istersen gidip asıl sahibini getireyim.” derse de komutan güvenmez, hükümdarın emrini yerine getirerek adamı cezalandırır. Ertesi gün yine aynı zat hükümdarın huzuruna çıkınca hükümdar şaşırır ve sorar: “Sana dün verdiğim mektup ne oldu?” der. Adamcağız durumu anlatır. Hükümdar sorar: “Benim nefesimin koktuğunu söylemişsin doğru mu? Adam: “Hayır, ben böyle bir şey söylemedim.” der. Hükümdar: “Öyleyse neden bana yaklaşınca ağzını burnunu kapattın?” deyince, Adam durumu anlatır ve: “O gün mektubu kendisine verdiğim zat beni yemeğe davet etti, bana sarımsaklı yemek yedirdi. Nefesimin kokusu sizi rahatsız etmesin diye yanınıza girdiğimde ağzımı kapatmamı söyledi. Ben de uygun gördüm ve sizi rahatsız etmemesi için böyle yaptım.” deyince, hükümdar durumu öğrendi ve: “Evet, kötülük yapan cezasını buldu ve senin yerine geçti.” der.

Hasetçilerden olmama temennisiyle Allah'a emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar