Helal siyaset

Siyasetin helali haramı mı olur demeyin. Bir nevi kazanç kapısı olan siyasetin de diğer kazançlar gibi helali haramı vardır. Kuşkusuz küfrün ve kâfirlerin siyaseti konumuz dışıdır. Onların siyasetinin helali haramı söz konusu edilemez. Kendilerine Resulullahtan gayrı önderler, rehberler edinenlerin siyaseti konumuz dışıdır.

Müslümanların kazançlarına haram katmaktan kaçınmak gibi bir yükümlülükleri vardır. Ancak çoğu zaman bundan yüzde yüz kaçamayabilirler. Kazançlarına bir miktar haram sehven karışabilir. Kazancı yüzde yüz haram olanların davetine icabet edilmez ancak helal ve haramın karışık olduğu davetlere icabet caizdir.

Siyasetlerinde helal ve haram karışık olanlara karşı tavrımız helallerin yanında ve haramların karşısında olmaktır. Diğer kazançlarda insanları harama sevk eden sebepler nasıl aşırı dünya sevgisi ve hırsı ise siyasette de böyledir. Bu haramlar kasten irtikâp edilir.

“Etnik milliyetçilik yapmayacağız. Anadilde eğitim, yok böyle bir şey. Haktır deniliyor. Anadilde eğitim hak değildir…” Sözleri helale haram karıştırmanın tipik bir numunesidir. Özellikle “etnik milliyetçilik yapmayacağız” dedikten sonra devam eden kaba milliyetçi bir söylemin maksadı bellidir. Orta Anadolu’da mevcut ırkçılık düzeyindeki milliyetçi oyları devşirme amacıyla söylenen bu sözlerin mutlaka bir getirisi olacaktır. Ama bu oyların helal olduğunu söyleyecek (gözünü siyaset hırsı bürümemiş) bir Müslüman’ın olacağını sanmıyorum. “Anadil” ile “anasütü” farkını kim nasıl izah edebilir. Yukarıdaki cümle şöyle çevrilebilir. “Anasütü, yok böyle bir şey. Haktır deniliyor. Anasütü hak değildir”, bu cümleyi sarf edenin “hak ve hukukun” ne olduğunu elif-badan başlayarak öğrenmesi önerilir.

Son birkaç yıldır mahkûm ailelerinin sürgüne gönderilmesi fiili “birinin suçundan dolayı bir başkasını” cezalandırmaktır. Uygulama, mahkûmları uzağa sürmek gibi görünse de gerçek tam tersine ailesi ve yakınlarının sürgüne gönderilmesidir. Sonuçta aile kendi yakınından uzaklaştırılmaktadır. “VEL TEZİRU VÂZİRETEN VİZRA UHR” hükmünün alenen çiğnenmesi olan bu siyasetin haramlığı tartışılamaz. Bu kolektif cezalandırma siyaseti bildiğim kadarıyla dünyada sadece İsrail tarafından Filistinlilere uygulanmaktadır. Bir eyleme karışan mücahidin evinin buldozerlerle ailesinin başına yıkıldığını çoğumuz TV’lerde izlemiştir.

Bir yandan dindar nesilden söz edip diğer yandan dindarlara zulmetmek süte su karıştırmak gibidir. Süt helal, su da helal, ancak bunları karıştırarak elde edilen kazanç haramdır.

Haram siyaset, haram kazançlar gibi çabuk büyür, göz kamaştırıcı bir hal alır, ancak kalıcı olmaz. Kısa yoldan köşeyi dönenlere avam “helal olsun! Bak, nereden nereye geldi” der. Lakin avamın “helal olsun lafıyla” haramdan kazandıklarının helal olacağını sananlara yazıklar olsun.

Gayeleri Allah (cc), önderleri Resulullah, yolları cihad ve düsturları Kur’an-ı Kerim olan siyasileri bekliyoruz. Rabbim bizleri ana sütü gibi helal (zelal) siyaset yapacaklara en kısa zamanda kavuştursun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar